KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2016/13198 E., 2017/6117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Dava
- 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Davacının yüzüne karşı 23.01.2013 tarihinde verilen hükmü, aynı gün süre tutum dilekçesi vererek süresinde temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Davanın, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, dosya içeriğine göre; tazminat talebinin dayanağı olan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2008 tarih, 2003/168 Esas – 2008/76 sayılı kararıyla davacı (sanık) hakkında üzerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan beraat kararı verildiği,
davacının (sanığın) yokluğunda verilen ancak 19.04.2008 tarihinde tebliğ edilen beraat kararının, 27.04.2008 tarihinde kesinleştiği, davacının (sanığın) ceza yargılaması aşamasında müdafinin bulunmadığı ancak daha sonradan davacının bilgisi dahilinde Av. ... tarafından Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesine verildiği anlaşılan dilekçe üzerine mahkemenin 22.07.2010 tarihli cevabi yazısı ile beraat kararının 27.04.2008 tarihinde kesinleştiğinin avukata bildirildiği ve kesinleşme şerhli beraat kararının bir suretinin de cevabi yazıya eklendiği,
davasının ise 03.12.2010 tarihinde davacı tarafından açıldığı ve davacının dava dilekçesi ekinde mahkemenin avukata gönderdiği cevabi yazı ile kesinleşme şerhli beraat kararının suretini ibraz ettiği dikkate alındığında, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/168 Esas – 2008/76 Karar sayılı ceza dava dosyası celp edilip incelenerek ve Av. ...'un dilekçesinin okunaklı bir sureti de dosya arasına alınarak,
mahkemenin Av. ...'a gönderdiği 22.07.2010 tarihli cevabi yazının avukata hangi tarihte ve ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla 03.12.2010 tarihinde açılan davanın 466 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde öngörülen 3 aylık sürede açılıp açılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile ve tutuklama işleminin yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen 3 aylık sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi,
2- Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmediği gözetilmeden, gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında Av. ...'un ismine davacı vekili olarak yer verilmesi,
Kabule göre de;
1- Tümüyle reddine karar verilse dahi davanın niteliği gereği harca tabi olmadığı ve dosya içeriğine göre de, dava açılırken davacı tarafından harç yatırıldığına dair bilgi ve belge de bulunmadığı dikkate alınmadan, ''Davacı tarafın dava açarken ödediği harç gideri olup, toplam gideri olan 2,75 TL'nin davacı üzerine bırakılmasına'' şeklinde karar verilmesi,
2- Davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı yerine, yazım hatası yapılarak infazda da tereddüde sebebiyet verecek şekilde ''davadan'' alınmasına karar verilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/13198, K. 2017/6117, 11 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama