İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2021/6989 Karar: 2023/5372 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/6989 K.2023/5372

12. Ceza Dairesi 2021/6989 E. , 2023/5372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/998 E., 2019/1073 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2021/6989 E. , 2023/5372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/998 E., 2019/1073 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2021/6989 E. , 2023/5372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/998 E., 2019/1073 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı 08.02.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 18.07.2016-19.07.2016 tarihleri arasında gözaltına alındığını, malvarlığı değerlerine el konulduğunu, adli kontrol altına alındığını, yürütülen soruşturma sonunda hakkında takipsizlik kararı verildiğinden bahisle uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için 5.000.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 6.000.000,00 TL manevi tazminatın 18.07.2016 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 06.03.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 3. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2019/83 Esas, 2019/187 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/998 Esas, 2019/1073 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2021 tarih, 2019/101539 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz istemi; dava dilekçesinde malvarlığı değerlerine el konulması sebebiyle uğradığı zararları belgelerle ortaya koymasına rağmen bu hususta ve adli kontrol tedbiri nedeniyle taleplerine olumlu olumsuz karar verilmediğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: Mahkeme gerekçesinde "... davacı ...'ın İstanbul C.Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada 2017/33955 sor., sayılı soruşturma dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak iddiası ile 18.07.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 19.07.2016 tarihinde adli kontrol uygulanmak suretiyle serbest brakıldığı, yapılan soruşturma sonucunda 31.10.2018 tarih ve 2018/81594 K., sayılı karar ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının 23.07.2016 tarihli 667 sayılı KHK ile meslekten ihraç edildiği anlaşılmış olup, davacının gözaltında kalması nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap ile sosyal durumu nazara alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 500,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 18.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının henüz meslekten ihraç edilmeden önce gözaltına alındığı ve sonrasında serbest bırakıldığından gözaltında geçirdiği süre ile ilgili olarak maaş ve sair özlük haklarını idari yollarla çalıştığı Kurumdan talep edebileceğinden davacının maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. " denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 2.000,00 TL şeklinde, değiştirilerek düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/33955 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 18.07.2016-19.07.2016 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 31.10.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 28.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır. 1.Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrol tedbirinin bunlar arasında sayılmadığı, dolayısıyla davacının adli kontrol altına alınması sebebiyle tazminata hükmedilemeyeceği anlaşıldığından davacının adli kontrol nedeniyle de tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2.Manevi tazminat davaları kişilik hakkını koruyan, haksız tecavüzün doğurmuş olduğu olumsuz sonuçları, yani zararın giderilmesini, telafi edilmesini amaçlamaktadır. Manevi tazminat davası için, kişilik haklarının ihlal edilmesi özellikle sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlali ve hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerekir. Yakalanan veya tutuklanan kimsenin gerek aile, gerekse iş çevresinde itibarının sarsılması, aile, çocuk ve yakınları için tutukevinde hasret çekilmesi, kişinin tutuklanması nedeniyle ruhi sıkıntılar çekmesi, cezaevi şartları, buralarda duyduğu acı ve ızdıraplar kişinin Manevi zararının giderilmesini gerekli kılmaktadır. Tutuklanan kimseye verilecek Manevi tazminatın tespitinde; tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik yeri, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun nitelik ve kapsamı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, yalnızca haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişinin çektiği acının karşılığı olarak Manevi zarar ödenmesi gerektiği, haksız el koyma nedeniyle Manevi tazminat şartlarının oluşmayacağı gözetildiğinde, davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak; davacı dava dilekçesiyle banka hesaplarına bloke konulduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını iddia ettiğinden, söz konusu el koymaya ilişkin karar getirtilerek 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre maddi tazminat talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/998 Esas, 2019/1073 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla