KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/7923 E., 2023/3597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/2298 E., 2019/3476 K.
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 29.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 02.12.2019 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu,
291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 08.05.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 22.07.2016-13.03.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 120.000,00 TL maddi, 130.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 29.05.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacının tutuklanmasında idarenin kusuru olmadığını, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2018/260 Esas, 2019/106 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2019/2298 Esas, 2019/3476 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ... davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2021 tarih, 2019/2074 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın eksik olduğuna, davacının ceza davasında avukatın a ödemek zorunda kaldığı ücretin de maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi; kararın hukuka aykırı olduğuna, kanunda ön görülen tazminat koşullarının oluşmadığına ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde "... Davacının Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2017/50 esas sayılı dosyasında 22/07/2016- 23/07/2016 arasında gözaltında kaldığı, 23/07/2016- 13/03/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yargılama neticesinde beraat kararı verildiği ve 16/04/2018 tarihinde kararın kesinleştiği, kararın 26/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği,
gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin başka dosyadan mahsup edilmediği anlaşılmakla yasal şartları oluşan maddi tazminat talebi, 31/10/2018 tarihli bilirkişi raporuyla hesaplanan kazanç kaybı esas alınarak talebin kısmen kabulü ile 7.252,56 TL, davacının maddi tazminat içerisinde vekalet ücretini talep etmiş ise de davacının ödemiş olduğu vekalet ücreti hakkında verilen beraat kararından sonra serbest meslek makbuzu kesilmiş olduğu;
kaldı ki maktu vekalet ücretine hükmedilebileceği değerlendirilebilse bile Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla vekalet ücretine hükmedildiği bu sebeplerle davacıya mükerrer ödeme yapılamayacağından zararının giderilmiş olması hasebiyle bu talep yönünden reddine, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cerayan tarzı, gözaltında kaldığı süre,
tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzer hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü açmayacak şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun olarak talebin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faize karar verilerek mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının faiz talebinde bulunmamasına rağmen tazminata faiz işeltilmesi ve manevi tazminat miktaru hukuka aykırı bulunarak faize ilişkin ibarenin hükümden çıkarılması ve hükmedilen manevi tazminat miktarı 20.000,00 TL şeklinde, vekalet ücreti ise; 2.400,00 TL şeklinde değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/50-2017/201 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 22.06.2016-13.03.2017 tarihleri arasında 234 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 16.04.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; 1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davası dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2.Davacının maddi zararının, 15.09.2016 tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanan "7.984,46" TL yerine, hatalı bilirkişi raporuna itibarla bu miktarın altında kalacak şekilde "7.252,56" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine eksik maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davanın süresinde açıldığı, mükerrer dava bulunmadığı, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2019/2298 Esas, 2019/3476 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7923, K. 2023/3597, 3 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama