KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/9250 E., 2023/2585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/276 E., 2019/3130 K.
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Metni
1.123 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı-müvekkilinin Adana 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/161 Esas sayılı dosyasından dolayı 06.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 08.09.2017 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı ve imza vermek suretiyle adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiği ve beraat kararının 11.05.2018 tarihinde kesinleştiğinden bahisle 70.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 140.000,00 TL tazminatın haksız yakalama/gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 06.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığının ve mahsup durumunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, gözaltından faiz talep edilemeyeceğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2018 tarihli ve 2018/294 Esas, 2018/528 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2019/276 Esas, 2019/3130 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ve tazminat hesabında adli kontrolde geçen sürenin hesaba katılmamasının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... davacının Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/161 Esas- 2018/87 Karar sayılı dosyasında, 06.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 08.09.2017 tarihinde serbest bırakıldığı, yapılan yargılama sonunda s.sçocuğun(davacı)beraatine karar verildiği, kararın 11.05.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, s.s.çocuğun(davacı) gözaltında kaldığı sürenin herhangi bir tazminata konu edilmediği, tazminat davasının 07.06.2018 tarihinde açıldığı, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacının gözaltında geçirdiği suç nedeniyle beraatine karar verildiğinden özgürlüğünün haksız olarak kısıtlandığı, gözaltında kaldığı süre içerisinde duyduğu acı ve elemin CMK'nın 141/1-e maddesi gereğince tazminat ödenerek giderilmesi gerekmektedir.
Davacı maddi kaybı ile ilgili itibar edilebilecek bir belge sunmaması nedeniyle maddi zararın net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekmektedir...
Dava, CMK'nın 141 ve devamı maddelerine dayalı koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Maddi tazminat yönünden; davacının 06.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 08.09.2017 tarihinde serbest bırakıldığı, davacının gözaltında kaldığı 2017 yılına ait geçerli olan net asgari ücret üzerinden hesaplanarak 93,60 TL maddi zararının bulunduğunun tespit edildiği, bu miktarın maddi tazminat olarak hükmedilmesine ve gözaltı tarihi olan 06.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat yönünden ise; davacının gözaltına alınmadan önce serbest olarak çalıştığı, gözaltında kalması sebebiyle ailesi ve kendisinin mağdur olduğu anlaşıldığından, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı bulunan suçun ağırlığı, gözaltına alınmasına neden olan olayın oluş biçimi, gözaltında kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağına ilişkin ilke, hak ve nesafet kuralları gözetilerek 200 TL manevi tazminatın uygun ve makul bir miktar olduğu kabul edilerek gözaltı tarihi olan 06.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/161 Esas – 2018/87 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının terör örgütü propagandası yapma suçundan 06.09.2017 - 08.09.2017 tarihleri arasında 2 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az,
ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
3. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrolün bunlar arasında sayılmadığı gözetildiğinde davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2019/276 Esas, 2019/3130 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9250, K. 2023/2585, 5 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama