KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2022/2327 E., 2025/6337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/2614 E. 2020/4869K.
- Dava
- 466 sayılı yasa uyarınca tazminat
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında "466 sayılı yasa uyarınca tazminat" yerine " Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' ibaresine yer verilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 70.000,00TL maddi ve 150.000,00TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, incelenen dosya kapsamında her ne kadar davacı hakkında tutuklu kaldığı günlere ilişkin tazminat talebinde bulunulmuş ise de; CMK nın 141/1 maddesinde; "Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." şeklinde amir hüküm mevcut olup, dava dilekçesi ve ekinde sunulan belgelerden davacı hakkında verilmiş bir beraat kararı bulunmadığı, böylelikle dava şartının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Davacı hakkındaki gözaltına alma-tutuklama işlemlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin iddia edilmesi karşısında 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesine göre, davacının tazminat talebi 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğu,
466 sayılı Kanun'un 2. Maddesinin 1. Fıkrasınının,''1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrıyanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan dâvalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgâhlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini istiyebilirler.''
466 sayılı Kanun'un 3. Maddesinin 1.ve 2. Fıkrasının; ''2 nci maddede yazılı yetkili mahkeme, zarar istemine dair dilekçe üzerine, üyelerinden birisini işin incelenmesiyle görevlendirir. Görevlendirilen üye, ilk önce, istemin kanuni süre içerisinde yapılmış olup olmadığını inceler. İstem süresi içinde yapılmışsa, görevli üye, hüküm ve karar dosyasını aldırtmak, her türlü incelemeleri yapmak ve gerekiyorsa, tazminat isteminde bulunan kimseyi de dinlemek suretiyle delilleri topladıktan sonra, yazılı düşüncesini bildirmesi için evrakı Cumhuriyet Savcılığına gönderir. Mahkeme, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü üzerine, duruşma yapmaksızın kararını verir.''
5271 sayılı CMK'nın 142 nci maddesinin 5.fıkrasının; ''Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.'', 6. Fıkrasının ise;
''İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.'' şeklinde düzenlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, 466 sayılı Kanun uyarınca tazminat taleplerinde duruşma yapma zorunluluğu yok ise de, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan,
tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyası celp edilip incelenerek ve ilgili tüm evrakların Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak, davacı açısından tazminat talep etme şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 29/12/2020 tarihli ve 2020/2614 Esas, 2020/4869 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/2327, K. 2025/6337, 9 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama