Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/3096 E. , 2024/2707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/511 E., 2021/1047 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVATARİHİ: 07.01.2020 HÜKÜM : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzeri
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/3096 E. , 2024/2707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/511 E., 2021/1047 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVATARİHİ: 07.01.2020 HÜKÜM : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız tutukluluk nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile nitelikli yağma suçundan 23.01.2016 tarihinde tutuklanan davacının başka mahkumiyetler kapsamında infaz görmesi nedeniyle tutuklama müzekkeresinin hiç infaz görmediği ancak 22.01.2016 tarihinde bir gün gözaltında kaldığı ve bir günlük gözaltı süresi için 43,36 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının her ne kadar davacı bir gün gözaltında kalmış ise de dava dilekçesinde davacının gözaltına yönelik bir talebinin olmadığı, talebin tutuklamaya ilişkin olduğu ve tutuklama müzekkeresinin de infaz görmediği anlaşıldığından davacının tazminat isteme koşullarının oluşmadığından bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlü olan davacının hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; tutuklama müzekkeresi her ne kadar infaz görmemiş ise de davacının açık ceza evine ayrılma hakkına engel teşkil ettiğine, davacının adil yargılanma ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğine, davacının temyiz sebepleri; bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/101 Esas – 2018/523 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli yağma suçundan 22.01.2016 tarihinde bir gün gözaltında kaldığı, 23.01.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonunda bu suç yönünden beraatine, aynı yargılama kapsamında dolandırıcılık, hakaret ve diğer suçlar yönünden mahkumiyetine karar verildiği, beraat hükmünün 24.04.2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz görmediği ancak bir günlük gözaltı süresi bakımından kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarih 2022/105 Esas, 2023/54 Karar sayılı kararında ".. Kural ile özgürlüğü bağlayıcı bir ceza nedeniyle hükümlünün, özellikle şahsi ve mal varlığıyla ilgili bazı hukuki işlemleri yapamayacağından kendisine kanun gereğince mutlak olarak vasi atanmasıyla korunması amaçlanmaktadır. Ancak bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları açıktır. Dolayısıyla hükümlü, kendi işlemlerini görebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla kural olarak vasinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek, özellikle mal varlığıyla ilgili kimi işlemlerde vesayet ve denetim makamlarının izni gerekecek, kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak, kefalet, vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak için vasinin onayı olsa da herhangi bir işlem yapamayacaktır. Böylece hükümlünün şahsi gözetimi ve mal varlığının idaresi adına özel hayatın korunması ve mülkiyet haklarına büyük ölçüde sınırlama getirilmektedir. Bu bağlamda kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamakta ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmamaktadır. Dolayısıyla kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." belirtildiği, bu karar ile davacının hükümlü olması nedeniyle dava ehliyeti ve hükmü temyiz hakkı bulunduğundan tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine karar verilmesi şeklindeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili ve davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2024 tarihinde karar verildi.