Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/8005 E. , 2024/77 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf Başvurularının Düzeltilerek Esastan Reddi İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret-Esastan Ret A. Sanı
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/8005 E. , 2024/77 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf Başvurularının Düzeltilerek Esastan Reddi İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret-Esastan Ret A. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekili tarafından temyiz edilen sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesine tabi olmadığı belirlenmiştir. B. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Alanya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/97 Esas, 2022/1 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına; sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/594 Esas, 2022/978 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine; sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.10.2022 tarihli ve 2022/80430 sayılı "Ret- Temyiz istemlerinin esastan reddi" görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın kusurunun bulunmadığına, sanığın kendi şeridinde, belirtilen hız sınırları dahilinde seyir halindeyken trafik kazası meydana gelmiş ve kazanın oluşumunu engellemeye yönelik tüm tedbirleri almış olmasına rağmen söz konusu kaza meydana gelmiş olduğuna, müteveffanın duvara çarpması ile oluşan kaza neticesi ölümü ile sonuçlanan trafik kazası ile müvekkilin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığına, müteveffanın veya yolun kenarında bulunan duvara (kanalizasyon) uyarıcı işaret koymayan kurumun kusurlu hareketi neticesinde kaza meydana gelmiş olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, Yerel mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesi'nce müteveffanın ... kullanma ehliyetine yönelik herhangi bir inceleme yapılmamış olup bu hususunda kusur dağılımında değerlendirilmesinin gerekmekte olduğuna, eksik inceleme ile vicdani kanının oluşmayacağı ve bu eksikliğin ceza yargılamasında kovuşturma aşamasında tüm delillerin hakim önüne getirilip ve tartışılma ilkesine aykırı olduğuna, sanığın olay anında alkollü olmadığına yönelik beyanları ve buna ilişkin tanıkları bulunmaktayken olay anında alkollüymüş gibi cezalandırılması usul ve yasaya aykırı olup, sanığın alkollü olduğuna yönelik yerel mahkemece tespit edilmiş olan şüpheden uzak bir delil bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. B.Katılanlar vekilinin temyiz isteği, sanık ...'in eyleminin olası kast veya ihmali davranışla öldürme olduğuna, cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğine, eksik ve hatalı karar verilmiş olduğuna, sanık ... hakkında verilen beraat kararının eksik ve hatalı inceleme ile verildiğine, beraat kararının bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; 1.İlk Derece Mahkemesince; "...Soruşturma aşamasında aldırılan 26/10/2018 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda özetle; Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa tası kırığı, omurga ayrılması ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ile medulla spinalis hasarı sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 28/06/2018 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmayla illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği; Mahkememizce 12/12/2019 tarihli 2. celsede Adli Tıp Kurumu'ndan ek rapor istenildiği, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27/04/2020 tarihli ek raporda özetle; kişinin 28/06/2018 tarihinde maruz kaldığı yaralanmayla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, adli dosyada bilgiler kamera görüntülerinde elde edilen bulgular, ölü muayene ve otopsisinde tespit edilen kişinin ölümüne neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları dikkate alındığında kişinin üzerinden ... geçtiğine dair tıbbi bulgular bulunmadığı ancak kazanın meydana geliş şeklinin adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olacağının bildirildiği; Mahkememizce 10/01/2020 tarihinde Mahallinde keşif yapıldığı ve bilirkişi raporunun dosyamız arasına alındığı, raporda özetle; kazanın meydana gelmesinde sanık ...'in asli kusurlu olduğu, kaza anında yol kenarında bulunan beton bloku yapan kurum yetkilisinin tali kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği; Tarafların kazadaki kusur durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu aldırıldığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25/08/2021 tarihli raporunda özetle; önceki bilirkişi raporlarında yol kenarında bulunan beton bloku yapan kurumun tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, dosya içerisinde yer alan mevcut olay yeri krokilerinde beton blokun taşıt yolu dışında yer aldığı, ayrıca sanık sürücünün karşı istikametten yolu ortalar vaziyette seyretmesinin müteveffa sürücünün seyir durumun bozup, sağa doğru yönelerek yolun sağında bulunan beton bloka çarpmasına sebebiyet verdiği, dolayısıyla yolun dışında bulunan beton blokun mevcut olayda herhangi bir etkinliğinin bulunmadığı, sanık sürücü ...'in meydana gelen kazada asli kusurlu, müteveffa sürücü ...'in ise tali kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle ve Mahkememizce mahallinde yapılan keşif, alınan trafik bilirkişisi raporu, dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu Raporları ile hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25/08/2021 tarihli raporu uyarınca; Müteveffanın olay tarihinde kazanın gerçekleştiği yerde yol kenarında bulunan beton bloka motosikleti ile çarptığı ve yola devrildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25/08/2021 tarihli raporuna göre sanık sürücü ...'in karşı istikametten yolu ortalar vaziyette seyretmesinin müteveffa sürücünün seyir durumunu bozup, sağa doğru yönelerek yolun sağında bulunan beton bloka çarpmasına sebebiyet verdiği ve sanığın olayda asli kusurlu olduğu, sanık ...'in kazadan yaklaşık 10 saat sonra alınan alkol raporuna göre 0.36 promil alkollü olduğu, olayın 00:00 sıralarında olması nazara alındığında sanığın olay esnasında yaklaşık 1.80 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar sanık kazadan sonra iş yerine gittiğini ve olayın paniği ile iki şişe bira içtiğini iddia etmişse de Mahkememizce bu savunmanın suçlamadan kurtulmaya yönelik ve hayatın olağan akışına aykırı olarak değerlendirildiği, sanığın kazadan sonra durmayarak yoluna devam ettiği, iş yerine gittiği, gece evine gitmediği ve oğlu olan tanığı tekrar olay yerine gönderdiği, tanık Oğulcan'ın beyanlarına göre müteveffanın o sırada hala hayatta olduğu, tanık Oğulcan'ın olaya karışan ... ile sabah saatlerinde iş yerine gittiği ve oradan geçen jandarma görevlilerinin iş yerindeki aracın hasarlı olduğunu fark etmeleri üzerine sanığın kazaya karıştığının anlaşıldığı, böylece sanığın alkollü olarak ... kullanmak suretiyle bilinçli taksirle kazaya sebebiyet verdiği, sanığın kazadan sonra durmayarak olay yerinden kaçtığı ve kazaya karıştığının jandarma görevlilerinin dikkati sayesinde tespit edildiği Mahkememizce sabit görülmekle; Sanık ...'in 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ile sanığın asli kusurlu, maktulün tali kusurlu olması nazara alınarak eylemine uyan 5237 sayılı TCK 85/1. maddesi uyarınca alt sınırdan ayrılmak suretiyle takdiren ve teşdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK 22/3 maddesi uyarınca sanığın cezasının üçte bir oranında arttırılarak 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın fiilden sonraki davranışları değerlendirildiğinde verilen cezada 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına, sanığın trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyetine karar verildiğinden ve meydana gelen olayda asli kusurlu olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK 53/6 maddesi uyarınca sanığın sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına, sanık hakkında tayin olunan cezanın türü ve süresi nazara alınarak, sanık hakkında şartları oluşmadığından ve yasal imkansızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına; Her ne kadar sanık ... hakkında taksirle öldürme suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı TCK'nın 85/1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25/08/2021 tarihli raporu uyarınca yolun dışında bulunan beton blokun mevcut olayda herhangi bir etkinliğinin bulunmadığı anlaşıldığından yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine..." gerekçeleri ile sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına; sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir. 2.Olay günü saat 00.30 sıralarında sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki 07 E 9643 plaka sayılı kamyonet ile Alanya istikametinden Dim Çayı yönüne doğru meskun mahalde, gece vakti iki şeritli asfalt kaplama yolda yolu ortalar vaziyette seyir halinde iken, olay mahalline geldiği sırada idaresindeki aracın sol ön yan alt kısımlarıyla, karşı istikametten gelmekte olan ve ölen sürücü ...'in sevk ve idaresindeki elektrikli motosikletin seyir durumunu bozarak sağ ön yan kısımlarıyla yolun sağında bulunan deponun duvarına çarparak kaplama üzerine düşen sürücü ...'e çarpması sonucu ölümüne neden olduğu anlaşılmaktadır. 3.Maktulün kesin ölüm nedenini bildiren Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kuruluna ait 26/10/2018 tarihli raporunda, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa tası kırığı, omurga ayrılması ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ile medulla spinalis hasarı sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 28/06/2018 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmayla illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği; Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27/04/2020 tarihli ek raporda özetle; kişinin 28/06/2018 tarihinde maruz kaldığı yaralanmayla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, adli dosyada bilgiler kamera görüntülerinde elde edilen bulgular, ölü muayene ve otopsisinde tespit edilen kişinin ölümüne neden olan travmatik değişimlerin lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları dikkate alındığında kişinin üzerinden ... geçtiğine dair tıbbi bulgular bulunmadığı ancak kazanın meydana geliş şeklinin adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olacağının bildirildiği görülmektedir. 4.Kaza tespit tutanağında bulunan olay yeri basit krokisi tetkik edildiğinde; motosikletin kendi gidiş yönüne göre yolun sağında kaplama dışında bulunan kanalizasyon açma depo duvarına çarptığı, kamyonetin ölen yayaya çarpma noktası olarak da motosikletin seyir yönü içerisinde işaretlendiği, ölen sürücünün olay anında kaskının takılı olmadığı ve sürücü belgesinin bulunmadığının, ayrıca alkolmetre ile yapılan ölçüm raporunda sanık sürücü ...'in saat 09.54 sıralarında 0.36 promil alkollü olduğu, 10:46'da alınan kan numune sonucuna göre de 0.25 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. 5.Soruşturma aşamasında alınan 03/01/2019 tarihli Trafik Bilirkişi Raporunda; şüpheli ...'in Asli Kusurlu olduğu, Beton Bloğu yapan kurumun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 13 üncü maddesi gereği Tali Kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu beton bloğu yapan kurumun araştırılmasında, DSİ 13. Bölge Müdürlüğü ile ... İş.Nak.Tur.Ltd.Şti arasında imzalanan "Dim Barajı Sulaması İkmali" inşaatı sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme gereği taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğunun ve beton bloğun yapım ve işletiminden ... Ltd.Şti.'nin sorumlu olduğu, ... Ltd.Şti.'nin kaza tarihindeki Sorumlu Yöneticisi/Şantiye Şefinin sanık ... olduğunun belirlendiği ve hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. 6.Yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 24.02.2020 tarihli raporda, "...İddianameye konu olayda, 07 E 9643 plakalı kamyonet sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğu, kaza esnasında yolun sağında bulunan beton bloğunu yapan Kurumun tali kusurlu olduğu, elektrikli motosiklet sürücüsü ...'in kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. 7.Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine ait 25/08/2021 tarihli raporunda; "...Tüm dosya kapsamı, iddianame, tüm ifadeler, kaza tespit tutanağı ve ekli olay yeri krokisi, olay anını içeren ekli CD görüntüsü, 03.01.2019 tarihli bilirkişi raporu, 10.01.2020 tarihli keşfe binaen hazırlanan 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporu, ATK ihtisas kurulu bilirkişi raporu ve ek rapor incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarında yol kenarında bulunan beton bloku yapan kurumun tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, dosya içerisinde yer alan mevcut olay yeri krokilerinde beton blokun taşıt yolu dışında yer alması, ayrıca sanık sürücünün karşı istikametten yolu ortalar vaziyette seyretmesinin, müteveffa sürücücün seyir durumunu bozup, sağa doğru yönelerek yolun sağında bulunan beton bloka çarpmasına sebebiyet verdiği, dolayısıyla yolun dışında bulunan beton blokun mevcut olayda herhangi bir etkenliğinin bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle de dosya içerisinde mevcut olan bilirkişi raporlarına iştirak edilmeyerek aşağıdaki şekilde kusur dağılımına gidilmiştir. Mevcut verilere göre; A)Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile yolun yeterince sağına yanaşarak seyrini kendi yön bölümü içerisinde sürdürmeye özen göstermesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmediği anlaşılmış olup, idaresindeki kamyonet ile nizamlara aykırı şekilde yolu ortalar vaziyette seyredip, karşı yönden düz seyirle gelmekte olan müteveffa sürücü idaresindeki motosikletin sağa doğru yönelmesine ve yol kenarında bulunan depoya çarpmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla meydana gelen kazada; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurludur. B)Müteveffa sürücü Mehmet Han Şimşek seyrine başlamadan önce kendi can güvenliği açısından kaskını takması, karşı yönden yolu ortalar vaziyette kendisine doğru yaklaşmakta olan sanık sürücü idaresindeki araca karşı yol sathı içerisinde kalacak şekilde etkin tedbir alması gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeyip, karşı yönden gelen sanık sürücü idaresindeki ... nedeniyle kontrolsüzce sağa doğru yönelerek yol kenarında bulunan depoya önlemsizce çarptığı anlaşılmakla meydana gelen kazada; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile tali kusurludur..." şeklinde görüş bildirilmiştir. 8.Olayın tanıkları L.K., O.Ç., Z.P., G.K., V.G., M.Ş.'nin anlatımları, ölü muayene ve otopsi tutanağı, kaza tespit tutanağı, olay yeri görgü tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokileri, CD çözümleme tutanağı, olay yerine ait fotoğraflar ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 9.Sanıkların aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve savunmalarında; Sanık ...'in, "Ben bu konuda daha önce vermiş olduğum ifadelerimi aynen tekrar ederim. Olay orada anlattığım gibi gerçekleşmiştir. Eklemek istediğim bir husus yoktur," şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'nın, "Ben konuyla alakalı daha önce beyanda bulunmuştum aynen tekrar ederim. Yaklaşık 10 yıldır ... İnşaat Şirketinde İnşaat Mühendisi olarak görev yaparım. Kazanın gerçekleştiği beton blokların ihalesi bizim firmadan önce Makro İnşaat tarafından yapılıp DSİ 13. Bölge Müdürlüğüne teslim edilmiş olup bizim iş kapsamından çıkarılmıştır. Söz konusu ihale evrakları, teslim tesellüm vs. gibi evraklar DSİ 13. Bölge Müdürlüğünden talep edildiğinde savunmamın gerçekliği anlaşılacaktır. Her ne kadar sorumlu bizim şirket gibi gözükse de ne benim ne de çalıştığım firmanın bu olayla bir alakası yoktur ki kazanın gerçekleştiği tarihte de ben Alanya Bölgesinde bulunmamaktaydım. Manavgat'ta görev yapıyordum. Öncelikle beraatime karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan yasa hükümlerinin uygulanmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 10.Katılanların her aşamada sanıklardan şikayetçi oldukları ve Mahkemece 12.12.2019 tarihinde ... hakkında; istinaf incelemesi sırasında da ... hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir. 11.Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.Bölge Adliye Mahkemesince; "...Suçtan doğrudan zarar gören müşteki Demet Şimşek dinlenilmese de vekili Av. ... tarafından sunulan vekaletname ve dilekçeler içeriğinin davaya katılma talebi niteliğinde olmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu konuda karar verilmediği, buna göre CMK'nın 260/1 maddesi uyarınca müşteki Demet Şimşek vekili Av. ...'un hükmü istinaf ettiği de dikkate alındığında CMK'nın 237/2 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Maktul ...'in annesi ...'in vekili Av. ... tarafından sunulan vekaletnameye rağmen gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi mahallinde giderilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yukarıda eleştirilen hususlar dışında; Alanya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/01/2022 tarih, 2021/97 Esas, 2022/1 Karar sayılı sanık ... hakkında taksirle bir kişiyi öldürmek suçundan verilen mahkumiyet kararında; İzlenen görüntülere göre sanık ...'in maktul ...'in şeridine tecavüz ederek ilerlemesi nedeniyle maktul ...'in sağa yanaşmasına neden olduğu anlaşıldığından, sanık ... hakkında taksirle bir kişiyi öldürmek suçundan verilen beraat kararında; Suça konu sulamaya ilişkin yapının konumu ve yapılmasından kaza tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ancak; TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin, hakkaniyet, hak ve nasafet ilkeleri nazara alınarak uygulanması gerektiği gözetilmeden sanık ... hakkında, 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun CMK'nın 280/1-(a) maddesinin Dairemize verdiği yetkiye dayanarak, hükmün (A4) numaralı fıkrasında yer alan "2 yıl" ibaresi yerine "1 yıl" ibaresi gelmek suretiyle DÜZELTİLMESİNE..." gerekçeleri ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Sanık ... hakkında, Alanya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/97 Esas, 2022/1 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; 1. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden, Oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, tanık anlatımları, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, doktor raporları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği; ayrıca Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine ait 25/08/2021 tarihli raporuna göre sanık ...'in kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden, Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamış olup, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden, Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; kazanın ardından olay yerinde durmayıp, aynı gün saatler sonra kolluk görevlilerince yakalanan ve kazadan yaklaşık 9 saat 24 dakika sonra alkolmetre ile yapılan ölçümde 0,36 promil alkollü, kazadan yaklaşık 10 saat 16 dakika sonra alınan kan numune sonucuna göre 0.25 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen, direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek kazaya neden olduğu, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun yerleşmiş raporlarında 1,00 ve üzerindeki promil olarak saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğini ve vücuttaki alkol oranının her saat ortalama 0, 15 promil düştüğünün belirtildiği, kazadan yaklaşık 10 saat 16 dakika sonra alınan kan numune sonucuna göre 0.25 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, ölçüm sonucu ile kaza vakti arasındaki zaman aralığı da hesap edildiğinde kaza anında yaklaşık 1,79 promil alkollü olduğu anlaşılan sanığın, Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre cezasında 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bilinçli taksir hükümlerine göre artırım yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ayrıca sanığın meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastla öldürme veya kasten öldürme suçunun uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/594 Esas, 2022/978 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alanya 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.