Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/2304 E. , 2024/70 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 3
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/2304 E. , 2024/70 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2014/342 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; temyiz dışı sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2014/342 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararının sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli, 2019/7524 esas, 2021/4975 karar sayılı kararı ile; "... Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanıklar lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanıklar lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bakırköy 41.Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/565 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmekle, sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; temyiz dışı sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4.Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/565 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararına sanıklar müdafiileri tarafından itiraz edilmesi üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/107 Esas, 2022/677 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; temyiz dışı sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları gereğince 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.02.2023 tarihli ve 2022/160832 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığına, mahkumiyet kararının bozulmasına ve neticeten müvekkilinin beraatine hükmedilmesi gerektiğine, iş Sahibi YDA İnşaat ile Yüklenici Binkar İnşaat arasında akdedilen sözleşme bir "eser sözleşmesi" niteliğinde olup, yerleşik yargı uygulaması gereğince iş sahibi YDA'nın ve bu şirketin çalışanı olan müvekkili ...'in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığına, ölenin inşaatta görev alan Binkar İnş. Taah. Otom. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. adlı firmada görev yapmakta olan duvar alçısı işçisi olduğundan müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna, katılan işin bırakıldığı yüklenici Binkar İnşaat firmasının sigortalı çalışanı olup bu şirketin emir ve talimatları doğrultusunda yine bu şirketin gözetim ve denetimi altında çalışmasını sürdürdüğüne, katılan işçinin gözetimi ve denetimi Binkar İnşaat tarafından yapılmakla birlikte, çalışması esnasında emir ve talimat aldığı firmanın yine bu firma olduğuna, katılan işçinin çalışması ile ilgili güvenlik denetimi, tedbir alma, emir ve talimat verme hususları Binkar İnşaat’ın sorumluluğunda olduğuna, ölen işçi ile YDA İnşaat arasında hukuksal bir bağımlılık unsuru bulunmadığına, meydana gelen kazada YDA İnşaat’ta çalışmakta olan müvekkilinin sorumluluğunu doğuracak bir illiyet bağı da bulunmadığına, müvekkilin çalışmakta olduğu YDA İnşaat ile kazazede işçi arasında bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından, YDA İnşaat’ın ve dolayısıyla müvekkili sanığın, kazazede işçi bakımından İş Kanunu ile iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuattan kaynaklanan önlem alma, sürekli eğitim verme gibi bir yükümlülüğü ve bu yönden herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığına, müvekkilinin cezalandırılmasının "Kusursuz Ceza Olmaz" ilkesi gereğince hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, yüklenici firmanın (Binkar), müvekkilin çalıştığı iş sahibi arasında yapılmış olan sözleşmede iş güvenliğini sağlamak ve meydana gelebilecek kazaların önlenmesi adına gerekli tedbirleri almakla yükümlü olan tarafın Binkar firması olduğu belirtilmiş olup müvekkil sanığın meydana gelen olaydan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğuna, Yargıtay kararları da iş sahibi firma ve çalışanlarının meydana gelen kazadan sorumlu tutulamayacağı yönünde olduğuna, müvekkilimin hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığına ve üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığından, müvekkilin mahkumiyetine hükmeden Yerel Mahkeme kararının bozulması ve müvekkilin beraatine karar verilmesi gerektiğine, kazazede işçi, dava konusu kazaya kendi kusurlu davranışları ile sebebiyet vermiş olup işçinin bu ağır kusuru dolayısıyla huzurdaki davaya konu olayda müvekkil sanık bakımından illiyet bağının kesilmiş olduğuna, bu nedenle müvekkilinin beraatine hükmedilmesi gerektiğine, müvekkil sanığın sorumluluğuna gidilmesini gerektirebilecek tüm yükümlülüklerin, müvekkil tarafından eksiksiz olarak yerine getirilmiş olması karşısında; mevcut kazanın meydana gelişi bakımından gerek müteveffa gerekse de yüklenici firma şantiye şefinin ihmalkar ve özensiz davranışları da göz önünde bulundurulmalı ve kaçınılmazlık faktörüne de dikkat edilmesi gerektiğine, eksik inceleme ve araştırma sonucu gerekçesiz şekilde hüküm kurulmuş olduğuna, yerel mahkemece gerekçesiz bir şekilde hüküm kurulması ile adil yargılanma ve savunma haklarının ihlal edilmiş olduğuna, dava konusu suçu yahut müvekkil hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasını kabul anlamına da gelmemekle birlikte; Yerel "mahkemece koşulları oluşmadığından, katılanın zararı giderilmemiş olduğundan, sanık hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına " karar verilmişse de katılanın karşılanmayan zararı bulunmamakta olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartları oluşmuş olduğuna, katılan tarafından iddia edilen zararların icra takip dosyası ile şirketten tahsil edildiği hususu nazara alınarak CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına da dahil olmak üzere lehe kanun hükümlerinin tatbikine karar verilmesi gerekmekte iken yerel mahkemece katılanın zararının giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının oluşmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, müvekkil hakkında adli para cezası verilirken alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi hukuka aykırı olup karar bu yönüyle de hukuka aykırı olduğuna, müvekkil hakkında fahiş tutarda adli para cezasına hükmedilmiş olup müvekkil hakkında uygulanan fahiş tutardaki adli para cezası ceza hukuku ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olduğuna, zira verilen adli para cezası hakkında hesaplama yapılırken günlük 30,00-TL üzerinden hüküm kurulup hesaplanmış olup müvekkilin sosyal ve ekonomik standartları göz önüne alınarak hesaplama yapılmamış olduğuna, hesaplamaya esas ücretin müvekkilin sosyal ve ekonomik hayatı dikkate alındığında en alttan hesaplanması gerektiğine, İlk derece mahkemesi tarafından katılanlar yararına hükmedilen vekalet ücretinin de usul ve yasalara aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü; 1.Olay günü katılanın, YDA isimli inşaat şirketi tarafından yapılmakta olan inşaatın onuncu katında duvar alçısı işi yaptığı, 1,5 metre yüksekliğinde bir sehpa üzerinde çalıştığı, sehpanın kırılması üzerine, elindeki mala ile yere düştüğü ve malanın sağ el parmaklarından organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasını yol açacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır. 2.Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 18/09/2012 tarihli raporu ile 04/08/2015 tarihli Van Adli Tıp Şube müdürlüğü raporuna göre, katılanın sağ el ve 3 ve 4 parmaklarından fleksiyon kısıtlılığı ve güç kaybının organlarının birini işlevini sürekli zayıflaması niteliğinde olduğunun tespit edildiği görülmektedir. 3.Soruşturma aşamasında alınan 16.12.2013 tarihli rapor ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyet raporunda; temyiz dışı sanık ...'ün Binkar inşaat firmasının sahibi, katılanın da alt iş vereni olarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve tehlike oluşturan, iş ekipmanları ile işçinin çalışmasına göz yummuş, güvenlik çalışma ortamını sağlamamış, mevzuatta belirtilmiş olan, iskelede işçi çalıştırma hükümlerine aykırı davranmış ve gerekli tedbirleri almamış olması nedeniyle, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, sanık ...'in de YDA -Kuruluş Adi Ortaklığı firmasını proje müdürü ve müştekinin asıl iş vereni olarak her ne kadar işçiye, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermiş ise de, müştekini işine yaparken, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini uygulayıp, uygulamadığı hususunda yeterli ve gerekli denetimi yapmadığından, işçilerine sağlamak zorunda olduğu, güvenli çalışma ortamını sağlamadığından, olayın meydana gelmesinde, tali kusurlu olduğu, müşteki ...'in iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine aykırı ettiği, kendisi için tehlike olabilecek davranışlardan kaçınmayarak, tehlikeli ve dikkatsiz davranmasından dolayı tali kusurlu olduğunu belirtilmişlerdir. 4.Olayın olayın tanığı B.Ü.'nün anlatımı, sözleşme örnekleri, iş güvenliğine ilişkin belgeler, doktor raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 5.YDA isimli inşaat şirketi ile Birkan İnş. San. Ltd. Şti. arasında 24.04.2012 tarihli taşeron sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede iş güvenliği tedbirlerinin alınması yükümlülüğünün taşerona ait olduğunun belirtildiği, ayrıca işverenin de taşeron üzerindeki denetim yükümlülüğünün devam ettiği görülmektedir. 6.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 12.06.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında; " Bana okumuş olduğunuz iddianameyi anladım. Ben olay günü inşaatta çalışıyordum. Alçı yapmak için tahta sehpanın üzerine çıktım. Sonra sehpa kırıldı. Yere düştüm. Çelik mala ellerimi kesti. Ben sanıklardan şikayetçiyim. Olaydan dolayı maddi zararım oluşmuştur. İddianameye konu olaydan dolayı ben 10 yıldır çalışamıyorum. 10 yıldan bu yana çalışmış olsaydım ben her ay 3000 TL maaş alıyor olacaktım. Zararımın giderilmesini talep ediyorum." şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır. 7. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında; " Ben YDA Kuruluş İnşaat ın proje müdürüyüm. Diğer sanık ...'de bizim alt taşeron olan Binkar İnşaatın sahibidir. ... de Binkar şirketinde işçi olarak çalışmaktadır. Biz bu taşeron firma ile bir sözleşme yapmıştık ve bu sözleşmeye göre tüm malzemeleri kendileri getireceklerdi. Biz buna rağmen çalıştıkları sephaları gördüğümüz için kendilerini defalarca uyardık. Uyardığımıza dair yazılarımız da mevcuttur ve kendilerine kullanmaları için iskelede vermiştik, fakat iskelenin montajı zaman alacağını düşünerek, bunları kullanmayıp bizim uyarılarımıza rağmen eski davaya konu olan sephayı kullanıp kazaya sebebiyet vermişlerdir. Biz olaydan 5 gün kadar önce bu sephayı kulllamamaları için kırmızı ile bantlamıştık, buna ilişki tebliğler ve yazılar ve sephaları bantladığımıza ilişkin fotoğrafları dosya halinde mahkemeye ibraz ediyorum. Kusurum yoktur. Suçlamayı kabul etmiyorum. Taşeron firma ile aramızdaki sözleşmeyi mahkemeye ibraz ediyorum. İşçilere iş güvenliği ile ilgili eğitim dökümanları, iş güvenliği ekipmanlarını zimmetli olarak işçilere verilen eşyalar bu dosyalarda mevcuttur. Bunların dikkate alınmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim. Müştekinin zararı var ise gidermek istemem. Sözleşmemiz gereği taşeron firmanın sorumluluğundadır..." şeklinde savunma yaptığı, Temyiz dışı sanık ...'ün, "Şakir bizim çalışan işçimizdi. 2012 yılında kendisi boya işi yapıyordu. Bütün iş ve güvenlik eğitimlerini almıştı. Sehpa kırılmış diye söylemiş ama tutanaklarda bellidir. Kırılmamıştır. O anlık müdahalesinde de resimleri çekilmiştir. Basit bir yaralamadır. Kendisi bu işin ustası olması nedeniyle bu işin nasıl yapıldığını bilmektedir. Gerekli eğitimlerde verilmiştir. Ahçı bıçağın ucundan tutarsa bir yeri kesilir. Ben gerekli önlemleri almıştım. Önceki ifademi hatırlamıyorum. Çok uzun zaman geçti. Zarar varsa gidermek istemem, şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim. Basit yargılama usulünü kabul etmiyorum. Kullandığı el aletini tutulması gereken yerden tutmamıştır." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. 8.Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 9.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak sanığın bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. A.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1.Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden, Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, katılanın beyanı, tanık anlatımları, katılan hakkında tanzim olunan adli muayene raporları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2.Kusur Durumu ve Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Tayin Edilen Adli Para Cezası Miktarı Yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan ve tali kusurlu olduğu Mahkemece kabul ve tespit edilen sanık hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği, ayrıca inşaat mühendisi olan sanık ...'in aylık kazanç olarak 35.000,00 TL gelir beyanında bulunduğu, UYAP sorgulamasında üzerine kayıtlı iki taşınmazının bulunduğu belirlenmekle, adli para cezasının hesabına esas günlük miktarın 30,00 TL üzerinden hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden, Mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, "...katılanın zararı giderilmemiş olduğundan..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5.Lehe Hükümlerin Uygulanmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden, Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği, erteleme hükümlerinin yasal imkansızlık nedeniyle uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 6.Vekâlet Ücretine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden, İncelenen dosyada, duruşmanın 12.06.2014 tarihli oturumunda davaya katılmasına karar verilen katılanın dosya kapsamında mevcut vekaletname ile vekil tayin ettiği anlaşılmakla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesi ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyetine karar verilen sanık aleyhine ve katılan lehine vekâlet ücreti hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, vekâlet ücretine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/107 Esas, 2022/677 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.