KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2023/249 E., 2025/1196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/972 E. 2022/1769 K.
- Suç
- 2863 sayılı Kanuna aykırılık
- Hüküm
- Mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat
- Tebliğname görüşü
- Esastan ret
Karar Metni
1.806 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Nevşehir 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarih, 2021/126 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2.Hükmün istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.11.2021 tarih, 2021/1879 Esas, 2021/2130 Karar sayılı kararı ile; "CMK'nun 280/1-f maddesinde, davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması halinde hükmün bozulmasına karar verileceğinin hüküm altına alındığı,
Bölge adliye mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulleri ile istinaf kanun yolunun ceza yargılamasına ilişkin başvuru şartlarının düzenlendiği CMK'nun 272-285. maddeleri ile 5235 sayılı Kanunun 37. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi hükmünü, üst derece mahkemesi sıfatıyla inceleyen bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararının maddi ve hukuki yönünü denetlemesi bakımından "ikinci derece" bir kanun yolu olduğu, anılan Kanunun 272/1. maddesinde, "İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir." şeklinde düzenleme yer almakta olup, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin bulunmadığı,
Bölge adliye mahkemelerinin henüz soruşturması yapılmamış bir fiil yönünden soruşturma yapma yetkisi bulunmadığı gibi, soruşturma yapılıp dava açıldıktan sonra bile ilk derece mahkemesinde derdest olan dosyaların bulunduğu hal üzerinden, istinaf incelemesi yapılan dosya ile birleştirmesine karar verilmesinin, mahkemeler arasındaki derece farklılığı nedeniyle mümkün olamayacağı gibi bölge adliye mahkemesinde birleştirme kararı verilebileceği kabul edilse dahi, istinaf incelemesi sonucunda verilen bir kısım kararların kesin nitelikte olduğu da dikkate alındığında,
25.03.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanunla onaylanan 11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir" düzenlemesi uyarınca, bu yöndeki kabulün, "istinaf kanun yolu" adı altında ikinci derece yargılama yetkisinin bölge adliye mahkemesine verilmesinin gerekçe ve amacına da aykırı olacağı,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkanı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerdiği (Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B.
No:37569/06, 27/11/2012. Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017), kanun yolu başvurularının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet etmekte olduğu, AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkansız hale getiren uygulamaların mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabileceği,
Ayrıca; Anayasanın 37. maddesinde düzenlenen ve adil yargılanma hakkının önemli bir ögesi olan kanuni hakim güvencesinin, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirdiği, bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren ve doğal hakim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alındığı (AYM, E.2002/170, K.2004/54),
Bu açıklamalar ışığında, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan temel hakların korunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,
İlk derece mahkemesince, irtibatlı bulunan davalara ilişkin dosyaların birleştirilmesi suretiyle yargılama yapılmaması ve ayrı ayrı yargılamalar yapılarak hükümlerin oluşturulması durumunda, sanıkların hukuki güvenliğinin ihlali sonuçlarının doğabileceği mükerrer cezalandırma ve değişik türde kararların ortaya çıkmasının mümkün olabileceği, ilk derece mahkemesindeki dosyaların sonuçlanmasının belirsiz süre için beklenmesi durumunun ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verilebileceği dikkate alınarak yapılan incelemede;
Sanığın sit alanı içerisinde kalan taşınmazdaki işletmeye taş kaplamalı kemerli bir revak inşa etmek, 2. kat oluşturmak suretiyle 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, yapılan yapıların sonradan ortadan kaldırılması nedeniyle sanığın kastının bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de,
Suçun unsurlarının değerlendirilmesinin suç tarihi itibarıyla yapılması gerektiği, sonradan yapıyı ortadan kaldırmanın atılı suçun oluşmasını engellemeyeceği, bu durumun, diğer yasal şartların da mevcut olması halinde örneğin hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına, temel ceza miktarının tayinine, TCK'nun 62. maddesinin uygulanmasına etkili olabileceği, yine kanunda açık hüküm bulunması halinde olsa olsa etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirebileceği,
Kaldı ki, 2863 sayılı Kanun'un 65/1. maddesinin 1. cümlesinde "Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler"in cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, yani "yıkma, bozma, tahrip etme, yok etme, zarar verme" şartları aranmış iken, 2. cümlesinde bu unsurlar aranmaksızın "izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapmak veya yaptırmak" eylemi başlı başına suç olarak düzenlendiği,
anılan 2. cümledeki suçun oluşabilmesi için suç tarihi itibarıyla izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunmanın yeterli olduğu, "yıkma, bozma, tahrip etme, yok etme, zarar verme" şartlarının aranmadığı ve sonradan yapının ve zararın ortadan kaldırılmasının suçun oluşumuna etki etmediği gözetilerek,
06.11.2019 tarihli olay tutanağında, Garden Otel isimli iş yerinde tadilat çalışmalarının yürütüldüğü, oda kısmı üzerine taştan yapılmakta olan kemer inşaatının bulunduğu, inşaatın devam ettiği şeklindeki tespitlere yer verilmesi, olay yeri fotoğraflarının da tespitlerle uyumlu olması, 15.06.2021 tarihli inşaat mühendisi ve arkeolog bilirkişiler raporunda eylemin izinsiz inşai ve fiziki müdahale kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, izinsiz uygulamaların sonradan kaldırıldığı, geriye dönüşmüş haliyle doğal dokuya zararının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiş olması karşısında,
Dava konusu yerle ilgili olarak, sanığın aktığı için çatıyı onardığını, izin alınması gerektiğini bilmediğini savunmasına rağmen, sanık hakkında aynı taşınmazda suç tarihi 06.11.2018 olan izinsiz uygulamalar nedeniyle 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/952 Esas sayılı dosyasının bulunduğu da gözetilerek,
Yapılan tespitlerden sonra da inşai faaliyetini sürdüren sanığın suç kastının değerlendirilmesi ve savunmanın doğruluğunu denetlemek açısından önem arz ettiği için, ayrıca yargı mercileri arasında çelişkili kararlar çıkmasının önüne geçmek bakımından, Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/952 Esas sayılı dosyası getirtilerek incelenip, özeti duruşma tutanağına yazılarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, mevcut hal üzerinden ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, katılan vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-f. maddesi uyarınca BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Nevşehir 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarih, 2021/664 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 53. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Hükmün istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek 23.06.2022 tarih, 2022/972 Esas, 2022/1769 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.01.2023 tarih, 2022/130476 nolu esastan ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluştuğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık ...'ın Nevşehir İli Merkez İlçesi Göreme Beldesinde bulunan 713 sayılı parsele, 25.06.2020 tarihinde tutulan tespit tutanağına göre avlu içerisindeki doğal kaya oluşumu önüne teras olarak kullanılmak üzere taş kaplamalı kemerli bir revak inşa ettiği ve 2. kat oluşturulduğunun belirlendiği, inşai ve fiziki müdahalenin yapıldığı parselin 1. derece doğal, kentsel ve 1 derece arkeolojik sit alanı olması, inşai ve fiziki müdahalelenin parselin kentsel sit alanında kalan kısmında olması nedeniyle T.C.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ..., Kapadokya Alan Komisyonunun 26.06.2020 tarih 273 sayılı kararı ile sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, mahkeme tarafından yapılan yapılan keşif sonrası bilirkişilerce düzenlenen rapor ve ek raporlara göre, iddianameye konu inşai ve fiziki müdahalenin izne tabi olduğunun ve izin alınmaksızın yapıldığının ancak keşif tarihi itbariyle inşai ve fiziki müdahalelerin kaldırıldığının ve bu haliyle doğal dokuya zararının olmadığının tespit edildiği,
sanığın aşamalarda alınan savunmasında, yargılamaya konu uygulamaları kendisinin yaptığını, yasak olduğunu öğrendiğinde yıktığını belirttiği, 2863 sayılı Kanun'un 65/1. maddesinde, "tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların cezalandırılacağı" hususunun hüküm altına alındığı,
dosya kapsamına göre, sanığın eylemi 2863 sayılı Kanun'un 65/1. maddesine temas etmekte ise de, inşai ve fiziki müdahalenin sonradan doğal dokuya zarar verilmeksizin kaldırıldığı ve doğal dokuda zararının bulunmadığının belirlendiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2018/1738 Esas - 2021/7631 Karar sayılı emsal kararında yer alan, "...sanığın izinsiz inşai ve fiziki faaliyette bulunduğu yerin sit alanında olduğunu bildiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, evinin etrafına taş duvar ördüğünü kabul eden sanığın izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mahkemece arkeolog, fen ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin katılımı ile mahallinde keşif icra edilip davaya konu müdahalelerin nitelikleri (basit – esaslı) ile sanığın eylemi neticesinde sit alanının zarar görüp görmediği araştırılarak zararın varlığı halinde, 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması,
davaya konu izinsiz uygulamanın kaldırılmış olması ve zararın da söz konusu olmaması halinde manevi unsur yokluğundan sanığın beraatine, zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi;
yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,..." şeklindeki tespitler de nazara alınarak, tüm dosya kapsamına göre, sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Nevşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/249, K. 2025/1196, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama