KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2023/257 E., 2024/2430 K.·B Ozma Üzerine
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/203 E. 2022/561 K.
- Suç
- 2863 sayılı Kanun'a aykırılık
- Hükümler
- Mahkumiyet, beraat
- Tebliğname görüşü
- Düşme
Karar Metni
1.773 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii, sanık ... hakkında kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2014 tarih, 2013/222 Esas, 2014/269 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.
2. Dairemizin 08.02.2018 tarih, 2016/190 Esas, 2018/1235 Karar sayılı bozma ilamında "Kentsel sit alanı içerisinde yer alıp, üzerinde inşai müdahale gerçekleştirilen 4 parsel ile komşuluğundaki tescilli 5 parsele ilişkin ilgili belediyesinde v...
II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünde mevcut tüm bilgi, belge, proje ve fotoğraflar getirtilip, inşaat, mimari ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle olay yerinde yeniden keşif yapılması, tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmak üzere, 27/07/2012 ve 02/11/2012 tarihli raporları düzenleyen kurul uzmanları ile 5 parsel hissedarlarından ...'in ve ayrıca sanıkların da keşfe iştiraklerinin sağlanması,
davaya konu edilen “tescilli binanın çatısına zarar verme ve duvarının çatlamasına sebep olma” fiillerinin ve bu kapsamda kurul uzman raporlarında yer alan gözlemlerin yerinde tespit edilmesi, 5 parselin davaya konu çatısı ile çatlayan duvarının mevcut durumunun ve 4 parselde sanıklar tarafından yürütülen inşai faaliyetin, 5 parseldeki tescilli binada zarar oluşumuna sebebiyet verip vermediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin,
eksik araştırma ve suç kastı yokluğu gerekçesiyle beraate dair hüküm tesisi," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarih, 2018/203 Esas, 2022/561 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 19.01.2023 tarih, 2022/160703 sayılı ve düşme görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; Sanık ...'nın beraatine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, davanın zamanaşımına uğradığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, yan binadaki inşaatın müteaahhidi olan sanık ...'in işçilerinin inşaatın devamı sırasında, ...'e ait tarihi binaya duvarına delik açmak suretiyle zarar verdikleri ve herhangi bir komşu malikten izin almadan tarihi esere açılan duvar deliğinden girilerek kabaca tarihi eser niteliğindeki binanın duvarını tuğla ile örerek, üstüne de beton sıvası yapıp boyadıklarının tanık beyanları ve komşu yapı malikinin anlatımlarından anlaşıldığı, 22.06.2022 tarihli sanat tarihçisi, yüksek inşaat mühendisi ve mimar bilirkişilerden oluşan üçlü bilirkişi raporundaki tespitlere göre;
sanığın işçileri tarafından ...'e ait tarihi binadaki duvara zarar verilmesi neticesinde, tescilli kültür varlığında zarar oluşumuna sebebiyet verildiğinin tespit edildiği, bu haliyle 5 nolu tescilli kültür varlığındaki zarar oluşumuna, sanığın emir ve komutası altında bulunan inşaat işçilerinin eylemi neticesinde, sanığın, işçileri yönlendirmesiyle zarar verildiği gerekçesiyle sanık ...'ın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık ...'nın, müteahhidin yaptığı binanın teknik uygulama sorumlusu olduğu ve mimar olarak inşaatta görev aldığı, olayda ise komşu tescilli kültür varlığına yönelik eylemde sorumluluğu bulunduğuna yönelik herhangi bir tespitin bulunmadığı, inşaat işçilerinin anlık olarak komşu kültür varlığına girdikleri ve duvarı onardıkları, inşaat işçilerinin bu eyleminden doğrudan doğruya sanık ...'in sorumlu olduğu, mimar olan sanık ...'nın komşu kültür varlığının duvarına ve çatısına yönelik herhangi bir eylemi olduğuna yönelik tanık beyanı ve komşu Necati'nin de anlatım ve şikayeti bulunmadığı gerekçesiyle sanık ...'nın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR
1.Sanık ...'ın Beraatine İlişkin Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Açısından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile ONANMASINA,
2. Sanık ...'ın Mahkumiyetine İlişkin Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir.
Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen işlem olan 26.12.2013 tarihli savunmadan itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı, zamanaşımını kesen son işlem olan 03.11.2022 tarihli mahkumiyet hükmünden önce, 16.12.2021 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından,
hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2024 tarihinde karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava zamanaşımı süresinin dolmasının ilk ve en önemli sonucu, 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere kamu davasının düşmesidir. Davanın düşmesi devletin suç nedeniyle ortaya çıkan cezalandırma yetkisinin ortadan kalkmasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle devlet yargılama hakkından vazgeçmektedir.
Davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkin sorun diğer tüm sorunlardan önce ele alınmalı ve karara bağlanmalıdır. Zira davanın zamanaşımına uğradığına hükmedilmesi halinde, başka hiçbir işlem yapılmaksızın düşme kararı verilmesi zorunludur.
Zamanaşımının uygulanması sanığa herhangi bir külfet getirmediğinden, diğer düşme nedenlerine göre öncelikle uygulanacaktır. Dava zamanaşımı 5237 sayılı TCK’nın 72. maddesi uyarınca re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler. Kanuna böyle bir hüküm konulmasının nedeni, zamanaşımının suçlunun değil, kamunun yararı için kabul edilmiş olmasıdır. Buna göre açılan kamu davasında davanın aşamalarına göre mahkeme ya da Yargıtay re’sen ve diğer iddialardan önce davanın düştüğüne karar vermelidir.
Yargıtay önceki uygulamalarında dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle verilen düşme hükmünü temyiz eden sanıkların bu talebini, hükmü temyizde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
5271 sayılı CMK’daki düzenleme gereğince, dava zamanaşımının gerçekleştiği hallerde dahi şartları varsa zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi kararı değil, derhal beraat kararı verilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 gün ve 136-229 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında; zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi hâlde yani derhâl beraat kararı gerektiren hâllerde zamanaşımından düşme kararı verilmemesi, derhal beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır (CGK-K.2015/424).
Bu durumda; derhal beraat kararı verilecek halin belirlenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
CMK m. 223/9’a göre hükmünün uygulanması ve özellikle “derhal beraat” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda, doktrinde ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı görülmektedir.
Birinci görüşe göre; 5271 sayılı CMK m. 223/9′da yer alan “derhal” kavramını, “delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” veya “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması halleri” ile sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ile uygulamak gerektiğinden, dava zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerektiği şeklinde bir görüş bulunmaktadır.
İkinci görüşe göre; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilave bir araştırma yapılmasına veya delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usule ve kanuna uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, derhal beraat kararı verilmelidir. Yapılacak değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve kanuna uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla, örneğin, sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa veya eksik soruşturma varsa, bu takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir.
Bu değerlendirme sonucu olayımızda; 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan iki sanık hakkında kamu davası açıldığı, davayla ilgili tüm delil ve belgeler toplandığı, uzun bir yargılama süreci sonunda sanıklardan birinin beraatine diğerinin ise mahkumiyetine hükmedildiği görülmektedir.
Dosya incelendiğinde suç tarihi, zamanaşımını kesen sebepler dikkate alındığında yasada bu suçlar için öngörülen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin Dairemiz incelemesi sırasında iki sanık açısından dolduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz zamanaşımı sürelerinin dolduğunu da dikkate alarak yaptığı incelemede, sanık ... hakkında verilen beraat kararının onanmasına hükmetmiş, diğer sanık ... hakkındaki kararı ise bozup, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiştir.
Sanık ... hakkındaki beraat kararını onarken de derhal beraat kararı verilecek hal olarak değerlendirmiştir. Kanun koyucu hangi hallerin derhal beraat kararı verilecek haller olduğunu belirlememiştir. Bu konuyu uygulayıcılara ve doktrine bırakmıştır. Dairemiz değerlendirme yaparken delil değerlendirmesine girmiş ve bir sanık hakkında beraat hükmünü onamış diğer sanık hakkında ise kamu davasının zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.
Öncelikle dosya içeriği itibariyle delil değerlendirmesi yapılarak beraat kararının onanmasına hükmedilmesi yukarıda zikrettiğim derhal beraat kararı verilmesini içeren iki görüşe de uygun düşmemektedir. Çünkü dosyada sanık hakkında tüm deliller toplanmış deliller değerlendirilerek beraat hükmüne ulaşılmıştır. Dairemizde beraat hükmünü onar iken toplanan delil ve belgeleri değerlendirmek suretiyle bir sonuca varmaktadır. Bu durumda da derhal beraat kararı verilecek halin gerçekleştiği sonucuna varmayı güçleştirmektedir.
Bunun yanında dava zamanaşımı gerçekleşmiş bir davada hakim derhal zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermekle mükelleftir. Kanun koyucu belli bir zaman geçmekle davanın devamında kamu yararı olmadığı sonucuna varmış ve bu yönde bir düzenleme yaparak beraat mi, sanık lehine düşme kararı mı, sanık lehine değerlendirmesine girmeksizin kamunun menfaatinin bu yönde olduğu düşüncesiyle davanın düşürülmesini istemiştir.
Sürekli olarak sanık için beraat mı lehedir, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermek mi lehedir tartışması yapmak kanun koyucunun kamu düzenini sağlamak ve sonuçları konusundaki iradesini sorgulamak ne sanığın ne de suçtan zarar görenin lehine bir durumdur. Burada korunmak istenen kamunun üstün menfaatidir. Kanun koyucu da bu nedenle; belli bir zaman içinde yargılamanın bitirilememesi halinde Türk Milleti adına yargılama yetkisinden vazgeçmektedir.
Dava zamanaşımı davanın giriş kapısıdır. Bu hal gerçekleşmiş ise, başka kurumların incelenmesi için yollar aramak bir takım çıkarımlar yaparak bu kurumun içini boşaltmak davanın taraflarının hiç birinin lehine sonuçlar doğurmaz. Sürekli birinin yararına olacak diye kanun koyucunun koyduğu ve kabul görmüş kavramlarla oynamak kamunun ortak yararlarına da zarar verecektir.
Hep beraatin sanığın daha lehine olduğu kabul edilmektedir. Oysa yasal mevzuat irdelendiğinde bu kabulün hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılacaktır. Toplumsal kabuller, varsayımlar (böyle anlaşılır, böyle değerlendirilir gibi) ileri sürülerek çıkarımlar ile sonuca varılması zamanaşımı gibi önemli bir hukuki bir kavramın kullanım alanını sınırlandırmaktadır.
Görülmekte olan davamızda dava zamanaşımı iki sanık için de gerçekleşmesine rağmen bir sanık hakkında beraat kararının onanıp, diğer sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi de ilamımızın anlaşılmasını güçleştirecek ve kafa karışıklıklarına yol açacaktır. Aynı davada beraat kararı almış olan sanıklardan birinin beraat kararının onanıp diğerlerinin bozulup düşme kararı verilmesi de sanıklar arasında ve algıda örtülü bir mahkumiyet kararı imajı oluşturabilir ki, bu masumiyet karinesi ve adil yargılama ilkelerine aykırılık oluşturabilir.
Yukarıda izah edilen sebeplerle; yargılanan ve ikisi hakkında da zamanaşımı süresi dolan davada, iki sanık hakkında dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken bir sanık hakkındaki beraat kararının onanması diğer sanık hakkındaki hükmün bozularak “düşme” kararı verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 16/05/2024
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/257, K. 2024/2430, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama