Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/3091 E. , 2023/5602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/513 E., 2022/1834 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/3091 E. , 2023/5602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/513 E., 2022/1834 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2019/352 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sürücü belgelerinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 03.10.2022 tarihli ve 2021/513 Esas, 2022/1834 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.03.2023 havale tarihli ve 2022/157465 sayılı, "Temyiz Talebinin Esastan Reddi ile Hükmün Onanması" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından; sadece "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, eylemlerin isabetli şekilde nitelendirilmiş ve değerlendirilmiş olmasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye, cezaların kanuni bağlamda uygulanmış olmasına, kararda usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmamasına, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmamasına, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olmasına, oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE" şeklindeki kalıplaşmış beyanlar ile hüküm kurmuş olduğuna, kararın gerekçesiz olduğuna, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, Mahkemece müvekkil sanığın söylemediği sözden yola çıkarak tamamen yanlış ve amaç dışı bir yorumda bulunarak tarafsızlığını yitirdiğini açıkça ortaya koymuş olduğuna, tayin edilen cezaya, sanığın pişmanlığını ve üzüntüsünü dile getirmesine rağmen hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik incelemeye, Mahkemece bilinçli taksire göre cezada en üst sınırdan artırım yapılmasının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğuna, sanığın bilinçli taksiri oluşturan tek eyleminin yeşil sandığı kırmızı ışıkta geçmek olduğuna, Mahkemece dosyaya sunulan uzman görüşü içerir raporların dikkate alınmaması ve bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının Mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğinin kanıtı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2019/352 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı ile; "...Sanığın ikrar içeren savunmaları, dosyada bulunan Trafik Tespit Tutanağı, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 07/10/2019 tarihli raporu, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden gelen sinyalizasyona ilişkin belgeler, bilirkişi ...'in düzenlediği bila tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın kırmızı ışık ihlalini 2 defa yaparak bilinçli taksir ile müteveffa ve katılanın bulunduğu motosiklet ile kazaya karışarak müteveffa ...'ın ölümüne, katılan ...'ın ise kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebep olarak üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de nitelikli olarak yaralanmasına sebep olması nedeniyle TCK'nın 85/2, 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir..." gerekçeleri ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sürücü belgelerinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Olay günü saat 09:45 sıralarında sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Adil Erdem Beyazıt Bulvarından istikametinden Hayati Vasfi Taşyürek Bulvarı yönüne doğru meskun mahalde, iki şeritli bölünmüş asfalt kaplama yolda seyri sırasında, İşbilir kavşağına geldiğinde kendisine hitap eden kırmızı ışıkta geçerek, ölen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımları ile otomobilinin sağ ön yan kısımlarına çarpması neticesinde sürücü ...'in öldüğü, aynı araçta yolcu olarak bulunan katılan ...'ın nitelikli şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. 3.Maktul ...'in kesin ölüm sebebini belirleyen, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2019 tarihli ölü muayene tutanağında; maktulün ölümünün, trafik kazasına bağlı genel beden travması, kaburga kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasına ve bunlara bağlı gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. 4.Katılan ...’a ait Kahramanmaraş Adli Tıp Şube Müdürlüğünden 12.11.2019 tarihinde alınan raporunda; "....SONUÇ: Nuri ve Eşe oğlu, 12/04/1981 doğumlu ...’ın 12.09.2019 tarihinde trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmasının; 1. Kafa kubbe ve kaide kemiklerinde kırık, kafa içi yaralanma bulgusu, büyük damar ve iç organ yaralanması tanımlanmamış olduğundan kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI, 2. Kemik kırığına yol açtığından kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI, 3. Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeni ile skorlama yapılarak kişide tanımlanan ön kol (ulna ve radius) kemik kırıkları ile patella kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını Orta (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, 4. Yüz sınırları içerisinde herhangi bir yaralanma bulgusu tanımlanmamış olduğundan yüzde sabit iz değerlendirmesine gerek OLMADIĞI, 5. Kulağı ve kafa içini ilgilendiren yaralanmaya yol açtığından organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı konusunun değerlendirilmesi için kişinin olay tarihinden 12 (on iki) ay sonra Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanın muayenesi ve gerekiyorsa tetkikleri yaptırılarak iyileşme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise sol el/el bileği ve sol diz eklem hareket açıklıklarında ve kas güçlerinde kayıp olup olmadığını bildirir raporun en yakın Adli Tıp Birimine gönderilmesinin uygun olduğunu bildirir rapordur." şeklinde görüş bildirildiği; Adli Tıp Kurumu Kahramanmaraş Adli Tıp Şube Müdürlüğüne ait 28.09.2020 tarihli raporda da; "...Nuri ve Eşe oğlu, 12/04/1981 doğumlu ...’ın 12.09.2019 tarihinde trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanması ile ilgili olarak sorulduğu üzere; Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi Ortopedi Polikliniğinin 23.09.2020 tarihli ve 714 rapor nolu genel adli muayene raporunda: 'Ortopedi Polk: trafik kazası. Sol ön kol çift kırığı ve sol patella kırığından dolayı opere yaralanma derecesi orta (3) orta iyileşme tamamlanmış. Eklem haraket açıklığı normal, haraket sonrası ağrı tarifliyor. ...' şeklinde kayıtlı olduğundan organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik ya da fonksiyonel kayıp tanımlanmamış ve saptanmamış olduğu..." şeklinde görüş bildirildiği belirlenmiştir. 5.Olay sonrası düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında kazada; sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı kanun) 47/1-B maddesinde düzenlenen "Kırmızı Işık Kurallarına Uymamak" kuralını ihlal ettiği, ... plakalı motorsiklet sürücüsü ...'in kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmektedir. 6.Soruşturma aşamasında alınan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 07.10.2019 tarihli raporunda; "...- Sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, kendi seyir yönüne kırmızı ışık yandığı esnada kırmızı ışıkta geçerek, kontrolsüzce kavşak içerisinde seyrettiği ve sağından gelen motosiklet ile çarpıştığı, kural ihlali yaparak ışıklı trafik işaret cihazını dikkate almadığı olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur. - Müteveffa sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosiklet ile gündüz vakti seyri sırasında olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendi seyir yönüne yanan yeşil ışıkta geçip kavşağa girdiği esnada, solundan gelen ve ışık ihlali yapan sürücü ... idaresindeki otomobil ile çarpışması ile meydana gelen olayın oluşumu üzerine etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru yoktur..." şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. 7.Yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 25.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda, sanık sürücünün olayın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, ölen sürücünün ise kusurunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir. 8. Kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokileri, olay yerine ait fotoğraflar, mobese kayıtları, görüntü inceleme tutanağı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden gelen cevabi yazılar, sanığın alkolsüz olduğuna ilişkin alkolmetre sonucu ile doktor raporu ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 9.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği yargılama aşamasında alınan ifadesinde; "Olay günü alışveriş yapmak için evimden çıkmıştım, Ağcalı yokuşundan aşağı doğru inerken kırmızı ışığa yaklaştım, sol tarafı kontrol ettim, araç gelmediğini görünce kontrollü olarak geçtim, bana ilk ışık kırmızı yanıyordu, buna rağmen yoluma devam ettim, ikinci ışığa geldiğimde orta şeritte büyük ve yüksek bir kamyon vardı, ben sağ şeritte kalmıştım, kamyonun sol tarafı boştu, kamyonun sol tarafına girmek üzere hareket ettim, kamyonun arkasından geçerken kamyonun fren ışıkları söndü, ben bu sırada soldaki trafik ışıklarına bakıyordum, kamyonun fren ışığı sönünce yeşil ışık yandığını düşündüm, kamyonun soluna girince de trafik ışıkları üst tarafta kaldığından göremedim, kamyon hareket edince yeşil ışık yandığını düşündüm ve hareket ettim, sağ tarafı kamyondan dolayı göremiyordum, kamyon hareket ettiği için yola devam ettim, ben yola çıkınca bana sert bir şekilde bir şeyin çarptığını fark ettim, aracımı yolun sağına çektim, baktığımda aracıma motor çarptığını ve yerde 2 kişinin yattığını gördüm, bu sırada ambulansı ve polisi aradım, ambulans yaralıları hastaneye götürdü, ben de polisleri bekledim ve polisler geldikten sonra karakola götürüldüm, kamyon olmasaydı ben ışığı ve motoru görürdüm ve yola çıkmazdım, kazanın meydana gelmesinin sebebi kamyondur, kaza sırasında benim hızım 30-40 km'dir, ilk ışıktan geçerken de hızım yine 30-40 km'ydi, normalde kırmızı ışıklara dikkat eden biriyim, ancak sabah dalgın olduğum için kırmızı ışıkta geçtim, motoru görseydim yola çıkmazdım, artık kırmızı ışıkta geçmek herkesin yapabileceği bir eylem olmaktadır, bu salonda bulunan herkes en az 1 kez hayatında kırmızı ışıkta geçmiştir, böyle bir olay yaşandığı için son derece pişmanım, ölenlerin yakınları çocuklarını kaybetmiş olabilirler, bundan sonra ben onların evlatları, kardeşleriyim, her şeylerine yardımcı olacağım, benim rahatsız bir annem vardır, annem kendisine bakamamaktadır, babam ve annem ayrıdır, müşteki tarafın ailesi mağdur olduğu gibi benim de hayatım mahvolmuştur, tahliyemi ve beraatimi istiyorum, hakkımda CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına muvafakatım vardır." şeklinde savunma yaptığı görülmektedir. 10. Katılanların her aşamada sanıktan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve Mahkemece 09.01.2020 tarihinde haklarında katılma kararı verildiği, duruşmada alınan ifadelerinde; Katılan ...'ın, "Olay günü müteveffa arkadaşım ile birlikte PTT'den motorla çıktık, biz PTT'de dağıtıcıyız, motorize dağıtıcılara kask verilmektedir, müteveffa ...'ın kaskı vardı, ancak ben normal dağıtıcı olduğum için bende kask yoktu, Kayseri yolundan Av. ... Ali Kısakürek Caddesine geçtik, Ağcalı Kavşağında bize yeşil yanıyordu, ışıklardan önce kasis vardı, biz yavaşlamıştık, yola devam edip yeşil ışıkta geçerken pat diye bir ses duydum, kendime geldiğimde hastanedeydim, kimin kime çarptığını tam olarak hatırlamıyorum, hızımızı hatırlamıyorum, ancak fazla olmaması gerekmektedir, zira olay öncesinde ışıktan önce kasis vardı, kasisi geçerken yavaşlamıştık, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, olay nedeniyle ne kadar maddi zararım olduğunu bilmiyorum, Mahkemeye bildireceğim, tedavim devam etmektedir, zararımın giderilmesini istiyorum", Katılan ...'in, "Müteveffa ... benim eşimdir, olayın nasıl meydana geldiğini görmedim, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, olay nedeniyle herhangi bir maddi zararım yoktur, sanık veya akrabaları tarafından bizimle konuşma talep edildi, ancak biz kabul etmedik" şeklinde beyanlarının olduğu anlaşılmaktadır. 11. Sanık ...'e ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, kazada yaralanan katılan ... hakkındaki doktor raporları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği; ayrıca soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarına göre sanığın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; olay günü saat 09:45 sıralarında sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Adil Erdem Beyazıt Bulvarından istikametinden Hayati Vasfi Taşyürek Bulvarı yönüne doğru meskun mahalde, iki şeritli bölünmüş asfalt kaplama yolda seyri sırasında, olay mahalli kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden kırmızı ışıkta geçerek, ölen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımları ile otomobilinin sağ ön yan kısımlarına çarpması neticesinde sürücü ...'in öldüğü, aynı araçta yolcu olarak bulunan katılan ...'ın nitelikli şekilde yaralandığı, dosya kapsamında mevcut CD içeriğinde bulunan olay anını gösterir video görüntüsüne göre sanığı iki tane ışıklı kavşaktan kırmızı ışık yanarken geçtiğinin ve tamamen kusurlu olduğunun belirlendiği; sanığın yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, kırmızı ışık ihlali yaparak bir kişinin ölümüne, şikayeti devam etmekte olan bir kişinin de yaralanmasına neden olduğu eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Hükmolunan Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tamamen kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, şikayeti devam etmekte olan bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, " suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ve kusurun ağırlığı (asli ve tam kusuru) " biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre, tamamen kusurlu eyleminden dolayı bir kişinin ölümüne, şikayeti devam etmekte olan bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanığı yargılama sırasında bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşmayan İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verilmesinin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 5271 sayılı Kanun'un “Delillerin tartışılması” başlıklı 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. İşbu dosyada, sanık müdafilerinin tüm celselerde hazır bulunduğu, karar duruşmasında müdafii ile hazır olan sanığın savunmasının alındığı ve son söz hakkının verildiği gözetildiğinde bu hususta usul ve yasaya aykırı bir durum tespit edilmediğinden, sanık müdafiinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 6. Kararın Gerekçesiz Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre, mahkemenin suç vasfına ve kusur durumuna ilişkin kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu ve yerinde olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 7. Bilinçli Taksir Artırım Oranına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemesi gerekir. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; olay günü saat 09:45 sıralarında sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Adil Erdem Beyazıt Bulvarından istikametinden Hayati Vasfi Taşyürek Bulvarı yönüne doğru meskun mahalde, iki şeritli bölünmüş asfalt kaplama yolda seyri sırasında, olay mahalli kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden kırmızı ışıkta geçerek, ölen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu, sürücü ...'in ölmesine, aynı araçta yolcu olarak bulunan katılan ...'ın nitelikli şekilde yaralanmasına tamamen kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında bilinçli taksirle hareket ettiği ve kaza mahallinden 46,20 metre önce yapılan kırmızı ışık ihlali gerekçe göstererek Mahkemece, "Sanığın öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi nedeniyle bilinçli taksirli olduğu kanaatine varılarak ve sanığın 2 kez kırmızı ışık ihlali yapması ve kusurunun yoğunluğu da nazara alınarak" biçimindeki gerekçelerle üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin bilinçli taksir artırım oranına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 8. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 03.10.2022 tarihli ve 2021/513 Esas, 2022/1834 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.