İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/5048 Karar: 2023/3877 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5048 K.2023/3877

12. Ceza Dairesi 2023/5048 E. , 2023/3877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2020/527 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/5048 E. , 2023/3877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2020/527 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/5048 E. , 2023/3877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/329 E., 2020/527 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2011 tarihli ve 2010/499 Esas, 2011/296 Karar sayılı kararı ile katılan sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının yollamasıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2011 tarihli ve 2010/499 Esas, 2011/296 Karar sayılı kararının katılan sanık ... müdafii ile sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.02.2014 tarihli ve 2013/9783 Esas, 2014/4900 Karar sayılı kararı ile; temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak düzeltilerek onama kararı verildiği; katılan sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak da; "... 1- Olay esnasında, 123 promil alkollü olduğu tespit edilen katılan sanık ... idaresindeki motorsiklet ile sanık ...'un kamyonetine çarpması sonucu, sanık ...'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek, katılan ...'un 3. derece kemik kırığı olacak şekilde yaralandığı olayda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, sanık ...'un kolluk aşamasında şikayetçi olmadığı, TCK'nın 89/1. maddesi kapsamındaki yaralanmaların aynı maddenin 5. fıkrasına göre suçun bilinçli taksirle işlemesi halinde dahi takip ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu nazara alınarak, sanık hakkında sadece olay nedeniyle nitelikli yaralanan katılan ...'u yaraladığından dolayı TCK'nın 89/1-2-b, 22/3. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken birden çok kişiyi yaralama suçundan TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, 2- Katılan sanığın olay tarihinde 123 promil alkollü şekilde kullandığı motorsikletiyle, yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği, 5237 sayılı TCK'nın ''Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma'' başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise katılanın yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, sanığın sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/823 Esas, 2014/962 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, üçüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise beraatine karar verilmiş olup, beraat kararı 19.09.2014 tarihinde temyiz edilmeksizin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar da itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. 4. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.09.2014 tarihli ve 2014/823 Esas, 2014/962 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 19.09.2014 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 01.12.2016 tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği ve Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 14/10/2019 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/329 Esas, 2020/527 Karar sayılı kararı ile açıklandığı anlaşılmıştır. 5. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/329 Esas, 2020/527 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.06.2023 tarihli ve 2023/58978 sayılı "zamanaşımı nedeniyle düşme" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müşteki ...'un sanık müvekkilinden şikayetçi olmamış ve davanın hiçbir duruşmasında da şikayetçi olmadığını beyan ettikten sonra, hiç bir duruşmaya katılmamış olduğuna, müvekkilinin kazada çok ağır yaralandığına, hakkında TCK 51. ve 62. maddelerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1.Olay günü saat 01:30 sıralarında, 1,23 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık ...'un idaresindeki motorsiklet ile meskun mahalde, bölünmemiş tek yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalli kavşağa geldiğinde sağından gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, sağından gelerek seyreden, hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan sanık ...'un kamyonetine çarpması sonucu, sanık ...'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek, katılan ...'un vücudunda 3. derece kemik kırığı olacak şekilde, sanık ...'un ise vücudunda 6. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. 2. Kaza yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, katılana, sanığa ait doktor raporları, sanığın alkollü olduğuna ilişkin doktor raporu, olayın tanıkları M.K., G.I., E.D.'nin anlatımları dava dosyasında bulunmaktadır. 3. Kaza tespit tutanağında ve yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen trafik bilirkişi raporunda; ...'un 2918 sayılı Kanun'un 48, 57/c-2 , 84/h maddelerine göre asli kusurlu olduğu, ...'un ise aynı kanunun 57. maddenin a bendine göre kısmen kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. 4.Katılan ...'un sadece temyiz dışı sanık ...'tan şikayetçi olduğu, sanık ...'dan ise şikayetçi olmadığı; kazada yaralanan sanık ...'un da temyiz dışı sanık ...'tan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, sanık ...'tun ise soruşturma aşamasında şikayetçi olmadığını beyan ettiği, Mahkemece 15.07.2010 tarihinde katılan ... ile sanık ... hakkında katılma kararı verildiği belirlenmiştir. 5.Katılan ...'un duruşmadaki beyanında; "...olay sırasında ben ... yanında idim. Motorsikletle giderken önümüze aniden çıkan ... bize çarptı. bu yüzden bende , onurcanda yaralandık. Ben ... şikayetçi değilim. ... şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum..." dediği anlaşılmaktadır. 6. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında; "...Olay nedeniyle ben daha önce ifade vermiştim. O ifademi tekrar ediyorum. Olayda kusurumun olmadığın düşünüyorum. Bir miktar alkollü olduğum doğrudur. ancak davranışlarımı hiç bir zaman etkilemeyecek orandaydı. Tek hatam da odur. Yanımda burçu varol vardı oda yaralanmıştır. Olaya sebep olan benim ve burcunun yaralanmasına yol açan ...'tan şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum..." şeklinde savunma yaptığı, Temyiz dışı sanık ...'un duruşmada alınan savunmasında; "...Ben konu hakkında poliste ifade vermiştim. Aynen tekrar ediyorum. Olay da karşılıklı olarak diğer motorsiklet sürücüsü de bende kusurlu olabiliriz, ancak istemeyerek meydana gelen bu kazada çıkan olumsuzluklardan dolayı üzgünüm..." dediği görülmüştür. 7.Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanığın savunmasının alındığı ve tayin edilen cezasında basit yargılama usulüne göre indirim yapılarak karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince temel ceza üzerinden yapılacak arttırımın öncelikle bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması suretiyle yapılması gerekirken uygulama sırasında yanılgıya düşülerek temel ceza üzerinden önce 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince artırım yapılmış olması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. A.Tebliğname Görüşü Yönünden; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmış olup, anılan suçun aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu sürenin 67/4 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağı, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması kararının kesinleştiği 19.09.2014 tarihi ile ihbara konu suçun işlendiği 01.12.2016 tarihi arasındaki sürede zamanaşımı süresi durmuş ise de; suç tarihi olan 15.02.2010 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı durma süresi de hesaplandığında, zamanaşımının 2024 yılında dolacağı anlaşılmakla, Tebliğnamede "zamanaşımı nedeniyle düşme" öneren görüşe iştirak olunmamıştır. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1.Olay günü saat 01:30 sıralarında, 1,23 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık ...'un idaresindeki motorsiklet ile meskun mahalde, bölünmemiş yolda seyir halindeyken, olay mahalli kavşağa geldiğinde sağından gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, sağından gelerek seyreden, hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan sanık ...'un kamyonetine çarpması sonucu, sanık ...'un basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek, katılan ...'un vücudunda 3. derece kemik kırığı olacak şekilde, sanık ...'un ise vücudunda 6. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; sanık hakkında bilinçli taksirle nitelikli yaralama suçu bakımından hüküm kurulduğu, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre, bilinçli taksirle yaralama suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının, aynı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki yaralanma hali hariç olmak üzere, şikayete tabi olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin katılanın sanık hakkında şikayetçi olmadığının dikkate alınmadığına ilişkin temyiz itirazı bakımından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.5271 sayılı Kanun'unun 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halden birinin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hükümde önceden verilen hükmün infazının sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle hakkında yükümlülük kararı belirlenmeyen ve yeniden suç işleyen sanık hakkında, daha önce verilen hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Denetim süresi içerisinde suç işleyen sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yasal imkânsızlık nedeniyle uygulanmamasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın sanıklar üzerindeki etkileri dikkate alınarak olayda takdiri indirim nedeni bulunmadığından" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/329 Esas, 2020/527 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla