İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/5140 Karar: 2024/196 Tarih: 2024

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5140 K.2024/196

12. Ceza Dairesi 2023/5140 E. , 2024/196 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan .

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/5140 E. , 2024/196 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan .

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/5140 E. , 2024/196 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü, katılan ... İşletme Müdürlüğü vekilinin temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2013/185 Esas, 2014/495 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2013/185 Esas, 2014/495 Karar sayılı kararının 05.09.2014 tarihinde kesinleşmesine müteakip, sanığın denetim süresi içinde 18.02.2015 tarihinde kasten yaralama suçunu işlediği sabit kabul edilerek Sivas 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedilmiş, anılan hüküm 29.02.2016 tarihinde kesinleşmiştir. 3. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/334 Esas, 2016/408 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar açıklanarak sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan aynı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62, 52/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.06.2022 tarihli, 2022/30254 sayılı ve düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemenin Kabulü "Dava konusu Kayrak taşı sökü sahası için, doğal sitlerin koruma ve kullanımı düzenleyen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı ilke kararı gereği ilgili kuruluşlardan onay ve izin alınmadığı, bu nedenle söz konusu müdahalerin 2863 sayılı K.T.V.K.'nın 9. maddesi kapsamı içerisine giren türde izinsiz fiziki müdahale olduğu, ancak yapılan kayrak taşı üretim faaliyetinin ister izinli, ister izinsiz olsun tabiatı tümüyle değiştirdiği, doğal sit konusunu yok ettiğinin bir gerçek olduğu, yerinde yaptıkları incelemede ikinci tutanakta ruhsat sahası dışına çıkıldığı iddia edilen 112,64 m2 alanın ilk tutanakta belirtilen 930,50 m2 lik alan içerisinde kaldığı izinsiz faaliyette bulunulduğu iddia edilen 930,50 m2 lik alanın 450,50 m2 lik kısmının yüksek olup tehlike arz ettiği iddia edilen yığıntının kazı ile indirildiği, kalan 480.00 m2 lik kısmında ise kayrak taşı üretimi yapıldığı tespit edildiği, sanıklar tarafından rödevans ile çalıştıkları Doğaltaş Maden işletmesine ait ruhsatlı sahanın dışına çıkılarak 930,50 m2 lik orman alanını işgal ettikleri ve bunun 480,00 m2 bölümünde taş üretimi yaptıkları belirtilmiştir. Mahkememizin 15.07.2014 tarih ve 2013/185 Esas 2014/495 Kararı ile 'Sanık ...'ın ikrara dönük savunması, sanık Yüksel'in, Erdoğan hakkındaki iddiayı doğrular mahiyette beyanı, suç tutanakları, orman idaresinin cevabi yazıları, rödevans sözleşmesi örneği, keşif, bilirkişi raporu, sit alanı ilamına ilişkin kararlar ile tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın suça konu Muğla ili, Bodrum İlçesi, Yalıbeldesi, Alazeytin mevkiinde bulunan 185 numaralı bölmede, kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan ve aynı zamanda 3. derecede doğal sit alanı olan bölgede izinsiz olarak bilirkişi raporuna göre 930,50 m2 alanı işgal edip 480,00 m2'lik bölümünde taş üretimi yapmak suretiyle hem orman alanının işgali ve faydalanma, hem de sit alanın aizinsiz inşai ve fiziki müdahale suçlarını işlediği, sanık ...'ın ikrara dönük savunması, sanık Yüksel'in Erdoğan hakkındaki iddiayı doğrular mahiyette beyanı, suç tutanakları, orman idaresinin cevabi yazıları, rödevans sözleşmesi örneği, keşif, bilirkişi raporu, sit alanı ilamına ilişkin kararlar ile tüm dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.' Sanık suça konu alanın üretim sahalarının arasında yüksek bir blok şeklinde kalıp çalışanlar için tehlike arzettiğini, bu nedenle izinsiz alanı yıktığını ve bir kısım kayrak taşını buradan temin ettiğini savunmuş ise de, sanığın tehlike olması durumunda bu durumu idari mercilere başvurarak çözmeye çalışmak yerine yıkıp üretim yapması karşısında suç kastı ile hareket ettiği takdir ve sonucuna varılmıştır" gerekçesi ile sanık ...'ın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın eyleminin hem işgal ve faydalanma hem de sit alanına izinsiz müdahale suçlarını oluşturduğu anlaşılmakta ise de, TCK'nın 44 üncü maddesinde belirtilen fikri içtima hükümleri, doğrultusunda sanık ...'ın daha ağır cezayı gerektiren 2863 S.Y'nin 65/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından, Mahkememizin 15.07.2014 tarih ve 2013/185 Esas 2014/495 Kararı ile sit alanına izinsiz inşai ve müdahele suçunundan dolayı 2863 sayılı Yasanın 65/1, TCK'nın 62/1 inci maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80 TL apc ile cezalandırılmasına dair açıklanması geri bırakılan hükmün CMK'nın 231/11 inci maddesi uyarınca açıklanmasına karar vermek gerekmiştir." IV. GEREKÇE A. Katılan ... İşletme Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Orman İşletme Müdürlüğünün suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediği ihbarı üzerine yeniden yapılan yargılamada, sanığa usulüne uygun çağrı kağıdı çıkarılıp, hükmün açıklanmasını gerektiren koşulların oluşup oluşmadığının duruşma açılarak değerlendirilmesi, sanığa çıkarılacak davetiyede duruşmaya katılmadığı takdirde yargılamaya devam edilip yokluğunda karar verilebileceğine yönelik ihtaratın bulunması gerektiği gözetilmeden, gerekli ihtaratı içermeyen davetiyenin tebliğ edilmesi suretiyle sanığın yokluğunda duruşma açılarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmaktadır. V. KARAR A. Katılan ... İşletme Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden Orman İşletme Müdülüğünün suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... İşletme Müdürlüğü vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/334 Esas, 2016/408 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla