Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5444 E. , 2023/6037 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3709 E., 2022/3685 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ve sanık müdafii E.E.nin temyiz istemleri yö
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5444 E. , 2023/6037 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3709 E., 2022/3685 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ve sanık müdafii E.E.nin temyiz istemleri yönünden; temyiz incelemesine konu suçtan dolayı 22.11.2021 tarihinde tutuklanan ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilen sanığın, Alanya 1. Noterliğinin 10.12.2021 tarihli vekâletnamesi ile Avukat .... ile Avukat .....yi müdafileri olarak tayin ettiği ve temyiz istemine konu 29.12.2022 tarihli kararın hükümözlü olarak cezaevinde bulunan sanığa ayrıca tebliğ edilmeyip, sanık müdafii Avukat ...nin elektronik posta adresine 03.01.2023 tarihinde ulaşmakla 08.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, sanık müdafii Avukat ...nin ise hükmü temyiz etmediği, hükmün temyiz edilmediğini ve kararın içeriğini 16.03.2023 tarihinde öğrendiği ifade edilen sanığın, vasisi tarafından imzalanan Finike Noterliğinin 16.03.2023 tarihli vekâletnamesi ile Avukat ...yi müdafii olarak tayin ettiği ve sanık müdafii E.E.nin 23.03.2023 tarihinde sunduğu 22.03.2023 tarihli eski hâle getirme istemli temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği, sanığın da ayrıca 03.04.2023 tarihinde temyiz dilekçesi sunduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, aleyhine temyiz yoluna başvurulabilecek nitelikteki kararın, içeriği hakkında bilgi sahibi olma ve müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânı olan sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin son cümlesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, sanık müdafii Avukat ...ye tebliğ yapılmakla yetinilip, hükümözlü olarak cezaevinde bulunan sanığa ayrıca tebliğ edilmemesinden dolayı öğrenme tarihinden itibaren sonradan seçilen müdafi tarafından verilen eski hâle getirme istemli temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Kanun’un 40 ve 41 inci maddeleri kapsamında haklı gerekçeler içerdiği değerlendirilerek, sanık müdafii E.E. ile sanığın süresi içinde temyiz başvurusunda bulundukları kabul edilmiştir. Vekilleri aracılığıyla temyiz isteminde bulunan şikâyetçiler ...ve ... yönünden; duruşmanın 22.03.2022 tarihli ilk oturumunda katılma isteminde bulunmalarına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçiler ...ve ...'in, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz haklarının bulunduğu gözetilerek, ölenlerin anneleri olup, suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve vekilleri aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini devam ettiren şikâyetçiler ...ve ...'in 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir. Sanığın, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/3 Esas, 2022/309 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/3709 Esas, 2022/3685 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; katılanlar vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 07.03.2023 tarihli ve 2023/25798 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 4. Dairemizin 05.07.2023 tarihli ve 2023/2374 Esas, 2023/2413 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 07.03.2023 tarihli ve 2023/25798 sayılı Tebliğname ile dava dosyasının Daireye tevdi edilmesinden sonra sanık müdafii tarafından 22.03.2023 tarihli eski hâle getirme istemli temyiz dilekçesi sunulması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan Tebliğname’de, sanık müdafiinin eski hâle getirme ve temyiz istemi ile ilgili olarak herhangi bir görüş bildirilemediği anlaşılmakla, bu isteme ilişkin ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın ve sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu değerlendirilerek, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 28.07.2023 tarihli ve 2023/25798 sayılı ek Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, kabul ve uygulamaya göre ise temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenip, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmediğine ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Sanığın ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanığın ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri; hükme esas alınan raporun tarafsız, tutarlı ve bilime dayalı olarak hazırlanmadığı gözetilerek, ölenlerin de kusurlarının bulunma olasılığının araştırılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, temel cezanın alt sınırdan hakkaniyete aykırı derecede fazla uzaklaşılarak belirlendiğine, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak uygulanmadığına ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 21.11.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 21.11.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri genel krokisi, kaza mahallini gösterir fotoğraflar ve kamera görüntüleri ile araçların kaza öncesi seyirlerini gösterir kamera görüntülerinin bulunduğu CD'lerin içeriği, kolluk görevlilerince düzenlenen 22.11.2021 tarihli CD inceleme ve çözümleme tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 21.11.2021 tarihli alkol raporları, ölen sürücülerin ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.11.2021 tarihli ölü muayene tutanağı, kovuşturma evresinde 08.04.2022 tarihinde yapılan keşfe dayalı olarak trafik polis memuru adlî bilirkişi tarafından hazırlanan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık sürücü Onur'un, sevk ve idaresindeki Volkswagen marka 2005 model kamyonet ile 21.11.2021 tarihinde saat 19.40 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, 3 metresi banket olmak üzere platform genişliği 10 metre olan bölünmüş, toplam 7 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı devlet kara yolunda, ön yolcu koltuğunda oturan tanık Adnan ile birlikte Manavgat istikametinden Alanya istikametine beyanına göre 70 kilometre/saat hızla geldiği İncekum mevkiinde, gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan banket üzerinde aynı yönde seyreden sürücüler ... ve Yunus yönetimindeki bisikletlere banket üzerinde çarptığı, çarpmanın akabinde sanığın idaresindeki kamyonetin konumunun çarpma noktasına 250 metre mesafede sağ taraftan yol dışında, sürücü ...'ın yönetimindeki bisikletin konumunun çarpma noktasına 56 metre mesafede banket üzerinde, sürücü Yunus'un yönetimindeki bisikletin konumunun çarpma noktasına 38 metre mesafede bankette, olay yerinde ölen bisiklet sürücülerinden birinin konumunun sağ taraftan yol dışında, diğerinin Cararo marka bisiklete 58 metre mesafede yolun sol şeridi üzerinde olduğunun tespit edildiği, kovuşturma evresinde hazırlanan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda kamera kayıtları dikkate alınarak kamyonetin hızının 96 - 99 kilometre/saat olarak hesaplandığı, fren izi uzunluğuna ilişkin ise herhangi bir belirleme yapılmadığı, meydana gelen trafik kazasının ardından olay yerinden yaklaşık 200 metre uzaklıktaki bir evin bahçesinde ağacın altına saklanan ve kolluk görevlilerince aynı gün yakalanan kamyonet sürücüsü sanığın, kolluk görevlilerince saat 21.32'de yapılan ölçüme göre 2,59 promil, götürüldüğü hastanede saat 22.35'te yapılan ölçüme göre ise 2,05 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılanlar ...ve ...; kazayla ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını ve sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişlerdir. 3. Sanık ...; olay günü tanık Adnan ile iş görüşmesi için buluşup, bir miktar alkol aldıktan sonra saat 19.30 sıralarında yönetimindeki kamyonetle 70 kilometre hızla sağ şerit üzerinden giderken önüne bir karartı çıktığını, direksiyonu sola çevirince bariyerlere çarptığını, sesler geldiğini; ancak karanlıktan ne olduğunu anlayamadığını, önünde hiçbir ışık olmadığını, yolu boş olarak gördüğünü, olayı karakolda öğrenip, iki kişinin öldüğünü duyunca sinir krizi geçirdiğinden karakolda ne dediğini hatırlamadığını, neden Mahmut isminde birinden bahsettiğini hatırlamadığını, olay yerinden kaçmadığını, aracın başında beklediğini, kolluğu arayıp yerini söylediğini, kaçmak isteseydi kaçabileceğini, evinin yakın olması ve kendisini iyi hissetmesinden dolayı alkollü olmasına rağmen aracı kullandığını, soruşturma evresindeki olay yerinden kaçtığına ve kamyoneti sürenin Mahmut isimli bir şahıs olduğuna dair beyanlarının doğru olmadığını, kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dilediğini beyanla üzerine atılı suçlamayı kovuşturma evresindeki savunmasında açıkladığı hâliyle kabul etmiştir. 4. Tanık Adnan, kovuşturma evresinde; "Sanığı tanırım. Olay günü birlikteydik. İşyerimden müşterim olduğu için sanığı tanıyordum... olay günü ticari bir konu ile ilgili görüştük. Okurcalar bölgesine geçip birlikte alkol aldık. Akşam dönerken arabayı sanık kullanıyordu. Aracın ve yolun aydınlatması kötüydü. Ben refüje çarptığımızı zannettim. Olay anında uyumuyordum. Olayın şokunda olduğum için önce ne olduğunu anlayamadım. 35'lik votkayı sanıkla birlikte içtik. Ben sadece hasta olduğum için bir iki kadeh içtim. Sanık yanımızda üçüncü bir şahıs olduğunu belirterek ifade verelim ceza almayayım mantığıyla yanımızda üçüncü bir kişi varmış gibi söyleyelim deyince Mahmut diye birinden bahsettik. Aslında Mahmut diye birisi yoktur. Ben bisikletlilerin vefat ettiğini olaydan sonra öğrendim. Bisikletlilere çarptığımızı fark etmedim. Ben bisikletlileri hiç görmedim. Normal sohbet ediyorduk. Yanılmıyorsam yol gözüküyordu ancak yolun aydınlatması kötüydü." şeklinde yeminli anlatımda bulunmuş ve kazanın olduğu yere yaklaşık 500 metre mesafedeki restoran çalışanı tanık Ahmet ile kaza esnasında yolun sağında muz satışı yapan tanık Fevzi'nin ifadeleri de dosyaya eklenmiştir. 5. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 21.11.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48 inci maddesini ve aynı Kanun'un 56 ncı maddesindeki "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." kuralını ihlâl ettiği, ölen bisiklet sürücülerinin kazaya etken herhangi bir kural ihlâllerinin bulunmadığı, b) Kovuşturma evresinde yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, idaresindeki kamyonetin ön kısımlarıyla ölen sürücülerin yönetimindeki bisikletlere yolun sağ emniyet şeridi orta alanında önlemsizce arkadan çarparak, 2918 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesindeki "... Aksine bir işaret bulunmadıkça sürücüler... Trafik kazası, arıza hâlleri, acil yardım, kurtarma, kar mücadelesi, kaza incelemesi, genel güvenlik ve asayişin sağlanması gibi durumlar dışında emniyet şeritlerini ve banketleri kullanmamak... Zorundadırlar..." ve aynı Kanun'un 84 üncü maddesindeki "Arkadan çarpma," kurallarını; ayrıca, daha önce iki kez alkollü araç kullanmasından dolayı sürücü belgesi geçici olarak geri alındığı hâlde araç kullanmakla 2918 sayılı Kanun'un 36 ncı, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığı da gözetildiğinde 2,85 promil alkollü olarak araç kullanmakla aynı Kanun'un 48 inci, kamera kayıtları dikkate alınarak yapılan hesaplamada hızının 96 - 99 kilometre/saat olduğunun tespit edilmesi karşısında yasal hız limitinin üzerinde araç kullanmakla 2918 sayılı Kanun'un "Hız sınırlarına uyma zorunluluğu" başlıklı 51 inci ve "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci maddelerini ihlâl etmesinden dolayı asli kusurlu olduğu, ölen bisiklet sürücülerinin ise siyah giysili olmalarına rağmen yolun sağındaki emniyeti şeridi alanı üzerinden ve arkalarındaki flaşör ışık sistemi çalışan bisikletleri ile ışıklandırmanın yeterli olduğu yolda seyir etmeleri ve sanık idaresindeki kamyonetin ön kısımlarının bisikletlerin arka tekerlerine çarpması nedeniyle kazaya etken herhangi bir kural ihlâllerinin bulunmadığı, c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporunda; sanığın, olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermyip, mahalden geçişini yolun sağ tarafındaki banket üzerinde seyreden bisikletlerin yeterince uzağından gerçekleştirmemesi nedeniyle yönetimindeki kamyonetin aynı istikamette banket üzerinde seyreden ölen sürücülerin idaresindeki bisikletlere çarpmasından dolayı asli kusurlu olduğu, ölen sürücülerin idarelerindeki bisikletlerle banket üzerinde seyrettikleri sırada aynı istikamette geriden gelen kamyonetin çarpmasına maruz kaldıkları olayda kazaya etken kusurlu davranışlarının bulunmadığı, Belirtilmiştir. 6. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, sürücü belgesi geçici olarak geri alınmasına rağmen yüksek miktarda alkollü ve ilgili mevzuatın belirlediği hız sınırının üzerinde sevk ve idare ettiği araçla banket üzerinde kazaya neden olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, iki kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun ağırlığı, olayda ölenlerin kusur durumu göz önüne alınarak" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 11 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında artırım yapılarak, sonuç ceza 14 yıl 8 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, "Sanığın olaydaki kusur durumu, suçun işlenmesindeki özellikler ve tüm dosya kapsamı gözetilerek" biçimindeki gerekçelerle sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca takdîren 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, "Sanığın geçmişi, davaya konu olaydan sonra ilgili adli makamları yanıltıcı beyanlarda bulunması, ölenlere yardım etme girişiminde bulunmak yerine olay yerini terk etmesi ve yargılama sürecindeki pişmanlık göstermeyen davranışları sebebi ile" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. 8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 38 yaşını doldurduğu ve daha önce alkollü olarak araç kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut 21.11.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 21.11.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri genel krokisi, kaza mahallini gösterir fotoğraflar ve kamera görüntüleri ile araçların kaza öncesi seyirlerini gösterir kamera görüntülerinin bulunduğu CD'lerin içeriği, kolluk görevlilerince düzenlenen 22.11.2021 tarihli CD inceleme ve çözümleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan trafik polis memuru adlî bilirkişi tarafından hazırlanan 12.04.2022 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular bölümünün (A-1) bendinde ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kolluk görevlilerince saat 21.32'de yapılan ölçüme göre 2,59 promil, götürüldüğü hastanede saat 22.35'te yapılan ölçüme göre ise 2,05 promil alkollü olduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi en az 2,49 promil olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki kamyoneti yasal hız limitinin üzerinde sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, seyrini trafik akışının sağlandığı şerit içerisinde güvenli bir biçimde sürdürme becerisi gösteremeyip, sağ şerit üzerinde ilerleyen kamyoneti sağındaki bankete girecek şekilde sevk ve idare etmesi sonucu banket üzerinde aynı yönde seyreden sürücüler ... ve Yunus yönetimindeki bisikletlere önlemsizce arkadan çarparak, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasına sebep olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın iki kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Yönetimindeki kamyoneti yasal hız limitinin üzerinde süren, seyrini trafik akışının sağlandığı şerit içerisinde güvenli bir biçimde sürdürme becerisi gösteremeyip, sağ şerit üzerinde ilerleyen kamyoneti sağındaki bankete girecek şekilde sevk ve idare etmesi sonucu banket üzerinde aynı yönde seyreden sürücüler ... ve Yunus idaresindeki bisikletlere önlemsizce arkadan çarparak, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasına tam kusurlu olarak neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "Suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun ağırlığı, olayda ölenlerin kusur durumu göz önüne alınarak" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 11 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanığın, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Bilinçli Taksir Artırım Oranına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir. 2. Bu kriterler dikkate alınarak yapılan incelemede; somut olayda, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde 2,49 promil alkollü olmak şeklinde tek bir bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olması ve sanığın yönetimindeki kamyoneti azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 140 kilometre/saat üzerinde hızla sürdüğüne dair bir tespitin ya da bilinçli taksir oluşturan başkaca bir hâlin bulunmaması karşısında, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin bilinçli taksir artırım oranına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. E. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 3. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır. 4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. 5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; daha önce alkollü olarak araç kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı verilen ve gerek meydana gelen kazadan sonra gerek yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında kurulan hükümde, "Sanığın geçmişi, davaya konu olaydan sonra ilgili adli makamları yanıltıcı beyanlarda bulunması, ölenlere yardım etme girişiminde bulunmak yerine olay yerini terk etmesi ve yargılama sürecindeki pişmanlık göstermeyen davranışları sebebi ile" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanığın ve sanık müdafiinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. F. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/3709 Esas, 2022/3685 Karar sayılı kararında sanık, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y YAZISI 1. Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızda sanık hakkında temel cezanın 11 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesinin isabetli olup olmadığı konusunda görüş ayrılığı oluşmuştur. Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukukî çözüme kavuşturulması bakımından taksirle işlenen suçlarda temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken ölçütlere ve orantılılık ilkesine ilişkin açıklamalarda bulunulması faydalı olacaktır. 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 3. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 4. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; tam kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 11 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayin edildiği görüşünde olduğumuzdan, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararının bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği bozulmasına karar verilmesi yerine kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması yönünde görüş açıklayan sayın çoğunluğa katılmamaktayız.