Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5682 E. , 2024/6278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/282 E., 2023/383 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapı
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5682 E. , 2024/6278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/282 E., 2023/383 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ilgili kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2020/4674 Esas, 2023/782 Karar sayılı ilâmıyla, cezanın orantılılık ilkesine aykırı olarak az miktarda hükmedilmesinin ve uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddelerinin gösterilmemesi hukuka aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4 delaletiyle 50/1-a, 52/2-3-4 maddeleri uyarınca 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca cezaya hükmedilirken alt sınırdan yeterli miktarda uzaklaşılmamasının ve 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz isteği, 5237 sayılı TCK'nın 50.maddesi hükümlerinin uygulanmasının ve bilinçli taksir hükümlerine yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, sanık müdafiinin temyiz isteği, eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, mevcut raporun hükme esas almaya elverişli olmadığına, kusur durumuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sürücü ...'nin idaresindeki otomobille, gece vakti, aydınlatmanın bulunmadığı, iki yönlü, asfalt kaplama sokakta seyrederken, olay mahalli olan dört yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğinde, aracının sağ yan kısımlarıyla, gidiş yönüne göre sağdan kavşağa giriş yapan ve 23 metre fren tatbik eden sanık idaresindeki otomobilin ön kısımlarına çarpmasıyla, otomobil sürücünün vücudunda 3. dereceden kırık oluşacak şekilde, araçtaki yolculardan birinin ölümüne, bir diğer yolcunun ise hayatı tehlikeye girecek ve vücudunda 6. dereceden kırık oluşacak şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda, mahkemece tali kusurlu şekilde neticeye sebebiyet verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Mahkemenin 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulama gerekçesini dosya kapsamıyla uyumlu olarak yeterli şekilde açıkladığı gözetildiğinde bu hususta bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, tali kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ise ölümüne, iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, anılan şekilde adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan bir miktar uzaklaşmak suretiyle yapılan ceza tayininde ve günlük takdir edilen para miktarında hukuka aykırı bir durum bulunmadığından bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe katılmak mümkün olmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Batı 3.Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin, katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.