Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5738 E. , 2025/2375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/106 E., 2016/74 K. SUÇLAR : Cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında cinsel taciz ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümlerin;
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5738 E. , 2025/2375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/106 E., 2016/74 K. SUÇLAR : Cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında cinsel taciz ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümlerin; sanık ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 105/1, 53/1-3. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 134/2-1, 53/1-3. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Yargıtay 14. Ceza Dairesine, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 26.11.2020 tarihli ve 2020/8603 Esas, 2020/5401 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Dairemize tevdi edilmiş, Dairemizin 23.11.2022 tarihli ve 2020/12491 Esas, 2022/9062 Karar sayılı tevdi kararı uyarınca katılan ... vekiline gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve adı geçen katılan vekilinin temyiz isteminde bulunmaması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.09.2023 tarihli ve 2023/93552 sayılı Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 23.11.2022 tarihli kararında açıklanan eksikliğin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mağdurun açık rızasına rağmen unsurları oluşmayan cinsel taciz suçundan ve mağdura ait görüntülerin sanık tarafından ifşa edilmemesine rağmen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet kararı verildiğine, temel cezalar alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenip, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ya da hükmolunan cezaların ertelenmesine karar verilmemesinin usûl ve kanuna aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükümlerin bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ile mağdur çocuğun suç tarihinden önce internet üzerinden görüşüp, arkadaş oldukları, bir süre sonra bu arkadaşlıklarının ilerlediği ve birbirleri ile cinsel içerikli konuşmalara başladıkları, karşılıklı soyunarak birbirlerine cinsel organlarını gösterdikleri, sanığın bu görüntüleri kaydettiği, daha sonra mağdur çocuğun sanık ile görüşmek istememesi üzerine, sanığın, mağdur çocuğun görüntülerini, mağdur çocuğun okulunda öğrenci olan tanık Simge'ye verdiği kabul edilerek, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 6545 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK'nın 105/1. maddesindeki cinsel taciz ve 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanığın ve sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. Hükümlerin başında; dosya kapsamına göre 11.04.2012 ve 14.02.2013 olan suç tarihlerinin, “09/06/2014” şeklinde yanlış ve eksik yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine uyulmaması, 2. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.11.2014 tarihli iddianame ile iddianame yerine geçen İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2014 tarihli görevsizlik kararına göre sanık ...’in, internet üzerinden tanışıp, arkadaş olduğu kayden 14.07.1998 doğumlu mağdur çocuk Beste ile 2012 yılında yaptığı görüntülü sohbet esnasında, mağdur çocuktan çırılçıplak soyunup, vücudunu kendisine göstermesini ve cinsel içerikli hareketler yapmasını istediği, bu sırada, kendisi de soyunarak, üzerindeki kıyafetleri çıkaran mağdur çocuğun çıplak bedenini izleyip, görüntüsünü de kaydettiği, bir süre sonra, mağdur çocuğun başka bir erkekle arkadaş olduğunu öğrenip, mağdur çocukla tekrar iletişim kurma çabalarına da olumlu yanıt alamayınca, mağdur çocukla görüntülü sohbet yaparken elde ettiği 11.04.2012 tarihinde oluşturulan 4 adet fotoğrafı, mağdur çocuğun sınıf arkadaşı olan tanık Simge’ye ifşa ettiği iddialarına dayalı olarak, sanık hakkında çocukların cinsel istismarı ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kamu davaları açıldığı olayda; Sanığa ait bilgisayarda tespit edilen mağdur çocuğun cinsel organlarını da gösteren çıplak fotoğraflarına nazaran suç tarihinde 15 yaşını tamamlamamış olan mağdur çocuğun rızasının hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığı gözetildiğinde, cinsel arzu ve isteklerini tatmin etme amacını taşıyan sanığın, mağdur çocuğun sanal ortamda soyunmasını sağlayıp, çıplak bedenini izleyerek, mağdur çocuğun yüzünü ve cinsel organlarını da gösteren fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntülerini üretmesi ve bilgisayarına depolaması eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 6545 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK'nın 105/1. madde ve fıkrasındaki cinsel taciz, 5237 sayılı TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki özel hayatın gizliliğini ihlal ile 5237 sayılı TCK'nın 226/3. madde ve fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerindeki müstehcenlik suçlarını oluşturduğu; ayrıca, mağdur çocuğun cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı nitelikteki müstehcen fotoğraflarını, 14 yaşındaki tanık Simge’nin görmesini sağlayan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal ile 5237 sayılı TCK'nın 226/5. madde ve fıkrasındaki müstehcenlik suçlarını oluşturduğu gözetilerek, sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gereği daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK'nın 226/3. madde ve fıkrasının birinci cümlesindeki ve 5237 sayılı TCK'nın 226/5. madde ve fıkrasındaki müstehcenlik suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması gerekirken, eylemler sadece 6545 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK'nın 105/1. madde ve fıkrasıyla 5237 sayılı TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilip, yazılı şekilde cinsel taciz ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulması, 3. Kabul ve uygulamaya göre de: a) 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı soruşturma evresinde 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi uyarınca uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmeden dava açıldığı, kovuşturma evresinde de aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla, Mahkemece 5271 sayılı CMK'nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, b) 5237 sayılı TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasının birinci cümlesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 81. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle temel ceza miktarının iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlendiği ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi hâlinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtildiği gözetilmeden, sanığın 05.07.2012 tarihinden sonra işlediği özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eyleminden dolayı alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği açıklanmasına rağmen temel cezanın asgari hadden 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması, c) T.C. Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca SANIĞIN KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde karar verildi.