İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/5829 Karar: 2023/5597 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5829 K.2023/5597

12. Ceza Dairesi 2023/5829 E. , 2023/5597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2039 E., 2022/2270 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ...'in hükmün onanması istemi yönünden; sanık ...'in vekâletnameli müd

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/5829 E. , 2023/5597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2039 E., 2022/2270 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ...'in hükmün onanması istemi yönünden; sanık ...'in vekâletnameli müd

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/5829 E. , 2023/5597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2039 E., 2022/2270 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ...'in hükmün onanması istemi yönünden; sanık ...'in vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 18.11.2022 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanık ...'in, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği "Dosyamın Onanması Talebi H.K." konulu 06.02.2023 ve 17.04.2023 tarihli dilekçeler ile hükmolunan cezanın onanmasını talep etmiş olması ve aynı dilekçelerde temyiz isteminden vazgeçtiğine dair bir ifadesinin bulunmaması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266 ncı maddesi de gözetildiğinde, sanık ...'in hükmün onanmasından ibaret isteminin temyizden vazgeçme niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. Katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden; yıkılan binada mülk sahibi olup kiracısının çocuklarının ölümü nedeniyle maddî ve manevî zarara uğradığı ifade edilen ve 06.10.2021 tarihli duruşmada davaya katılmasına karar verilen katılan ...'ın, yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden mağdur ve suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Şikâyetçiler ... ile ... vekilinin temyiz istemleri yönünden; vekilleri tarafından sunulan 01.12.2021 havale tarihli dilekçe ile katılma isteminde bulunmalarına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçiler ... ile ...'nın, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükümleri temyiz haklarının bulunduğu, ölen ...'ın babası ve kardeşi olup, suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve vekilleri aracılığıyla hükümleri temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini devam ettiren şikâyetçiler ... ile ...'nın 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir. Sanıklar ...ve ... müdafileri ile katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/193 Esas, 2022/83 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, meslek veya sanatlarının icrasının 3 yıl süre ile yasaklanmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 18.11.2022 tarihli ve 2022/2039 Esas, 2022/2270 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak; a) Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, b) Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, fennî mesullük meslek veya sanatının icrasının 2 yıl süre ile yasaklanmasına ve mahsuba, Karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 17.01.2023 tarihli ve 2022/164872 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 4. Dairemizin 21.06.2023 tarihli ve 2023/260 Esas, 2023/2296 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'e tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmeleri durumunda temyiz dilekçelerinin dava dosyasına eklenmesi; ayrıca mağdur çocuklar ..., ... ve ...'e zorunlu vekil atanarak, gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde atanacak vekile tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi, bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.09.2023 tarihli ve 2023/97619 sayılı Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 21.06.2023 tarihli ve 2023/260 Esas, 2023/2296 Karar sayılı kararında açıklanan eksikliklerin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanıklar hakkında daha fazla ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ve vesaire ilişkindir. 2. Katılanlar..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkindir. 3. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların sübut bulan eylemleri olası kastla işlemelerine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanıklar hakkında temel cezaların üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanıklar hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ilişkindir. B. Sanıklar Müdafilerinin Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; kovuşturmanın genişletilmesine yönelik talepleri reddedilip, hiçbir delil toplanmadan, soruşturma evresinde taraflı ve baskı altında hazırlanmış yetersiz ve hatalı bilirkişi raporunu dayanılarak, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık ...'in kusurlu olduğunun kabulüyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna ve vesaire ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; kovuşturmanın genişletilmesine yönelik talepleri reddedilip, dinlenilmesini talep ettikleri tanıklar dinlenmeden, meydana gelen ölümler ile sanık ...'ın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı da gözetilmeden, bu hâliyle savunma hakları kısıtlanarak ve hatalı bilirkişi raporunu dayanılarak, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık ...'ın kusurlu olduğunun kabulüyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna ve vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. 30 Ekim 2020 tarihinde, Türkiye saati ile 14.51'de merkez üssü İzmir ili Seferihisar ilçesi ile Sisam (Samos) Adası arasında, Ege Denizi açıklarında, yer yüzeyinin 14.9 kilometre derinliğinde meydana gelen, moment büyüklüğü Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KOERI) verilerine göre 6.9, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre 6.6 olarak açıklanan, yoğunluklu olarak İzmir ve çevre illerinde hissedilen depremin, merkez üssüne yaklaşık 73 kilometre uzaklıkta olan İzmir Bayraklı ve Bornova bölgesindeki binalarda meydana gelen yıkım ve hasarlardan dolayı can ve mal kayıpları olmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adlî soruşturma başlatılmış, depremin etkisiyle yıkılan binalardan birisinin de 11 kişinin enkaz altında kalarak öldüğü ve ikisi nitelikli şekilde olmak üzere 7 kişinin de yaralandığı ...Sitesi (B) Blok binası olduğu belirlenmiştir. 2. Adlî soruşturma kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde görevli üç öğretim üyesince hazırlanan 13.04.2021 tarihli ön bilirkişi kurulu heyet raporu soruşturma evresinde, bu raporu hazırlayan öğretim görevlileri ile birlikte İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde görevli üç ve aynı Üniversitenin Jeofizik Mühendisliği Bölümünde görevli bir öğretim üyesi olmak üzere 7 kişilik öğretim üyesince hazırlanan 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu heyet raporu kovuşturma evresinde dosyaya sunulmuştur. 3. Düzenlenen bilirkişi kurulu heyet raporlarında; a) ...Sitesinin (A) ve (B) blok olmak üzere ayrık nizam iki bloktan oluştuğu, deprem sonrasında sitenin (B) blok binasının tamamen yıkıldığı, ...Sitesi (B) Blok binasına ait mimari ve betonarme uygulama projeleri ile binanın yıkılmadan önceki durumunu gösteren fotoğraflardan binanın bodrum+zemin+7 normal kat olmak üzere toplam 9 katlı olduğu, b) ...Sitesi (B) Blok binasının onaylı mimari projesine göre binada kısmî bodrum bulunduğu, zemin katta plan boyutlarının 14.00 m x 13.60 m olduğu, normal katlarda plan boyutlarının 15.60 m x 16.60 m olduğu, bina bodrum katında apartman müşterek deposu ve zemin kattaki dükkâna ait depo bulunduğu, binanın zemin katında 4 adet dükkân, apartman girişi, merdiven, asansör ve otopark bölümlerinin bulunduğu, normal katlarda her katta 2 adet bağımsız bölümün bulunduğu, bina bodrum kat yüksekliğinin 2.60 m, zemin kat yüksekliğinin 3.60 m, normal katların 2.80 m olduğu, bina en üst kotunun +26.30 m olduğu, bina temel sisteminin çift yönlü sürekli temel olduğu, bina çatısının kırma çatı olduğu, çatı seviyesinde asansör kulesi ve merdiven kısımların yer aldığı, c) ...Sitesi (B) Blok binası ile ilgili dokümanların incelenmesinde; binanın 25.N.III.B. pafta, 54 ada, 159 parsel üzerinde bulunduğu, binanın mimari projesisinin Mimar A.M.A. tarafından hazırlandığı ve mimari proje müellifliğinin Mimar A.M.A. tarafından üstlenildiği, binanın statik - betonarme projesinin müellifliğinin (sanık) İnşaat Mühendisi ... olduğu, binanın fennî mesullüğü için Bornova Belediye Başkanlığına H.Y., M.Y. ve M.T. tarafından verilen dilekçe ile (sanık) İnşaat Mühendisi ...'in tayin edildiğinin bildirildiği ve Bornova Birinci Noterliğinin 19.01.1993 tarihli ve 2824 yevmiye numaralı taahhütnamesine göre (sanık) İnşaat Mühendisi ...'in 54 ada, 159 parseldeki yapının inşaat bitimine kadar fennî mesuliyetini kabul ettiği, binanın sürveyanlığı için Bornova Belediye Başkanlığına H.Y., M.Y. ve M.T. tarafından verilen dilekçe ile İnşaat Teknikeri A.A.nın tayin edildiğinin bildirildiği ve Bornova Belediye Başkanlığına İnşaat Teknikeri A. A. tarafından verilen dilekçe ile adı geçenin binanın sürveyanlığını kabul ettiği, Mimar A.M.A. tarafından hazırlanan mimari projenin 17.11.1992 tarihinde Mimarlar Odası İzmir Şubesinden meslek odası vizesi aldığı ve Bornova Belediyesi İmar Müdürü tarafından 04.02.1993 tarihinde onaylandığı, (sanık) İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanan statik hesap raporu ve betonarme projenin 18.01.1993 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesinden meslek odası vizesi aldığı ve Bornova Belediyesi Betonarme Tetkik Masası ve İmar Müdürü tarafından 04.02.1993 tarihinde onaylandığı, ...Sitesi (B) Blok için bodrum kat sığınağın zemin kat 15 nolu dükkâna ait depoya dönüşümü amacıyla hazırlanan yapı ruhsatının Bornova Belediyesi İmar Müdürü tarafından 24.03.1994 tarihinde onaylandığı ve yapılan tadilatın mimari projeye işlendiği, (sanık) İnşaat Mühendisi ... tarafından Bornova Belediye Başkanlığına verilen dilekçe ile binada yapılacak tadilatın fennî sorumluluğunun kabul edildiği, aynı blok için bu defa bodrum katta kitle büyümesi ve dükkâna ait deponun küçülmesiyle apartmana ait müşterek deponun ilavesi tadilatı amacıyla yapı ruhsatı hazırlandığı ve Bornova Belediyesi tarafından 27.02.1997 tarihinde tadilata izin verildiği; ancak Belediyeden temin edilen arşiv dosyası üzerinde yapılan tetkikte temelin yerinde kontrol edildiğini ve temel üstü vizesi verildiğini gösteren herhangi bir belgenin bulunamadığı, d) Bornova Belediyesi tarafından ...Sitesi (B) Blok için verilen 04.02.1993 tarihli ve 133/31 numaralı yapı ruhsatına göre yapının Manavkuyu Mahallesi, 275/16 Sokak, Bornova adresinde ve tapuda 19 pafta 54 ada 159 parselde kayıtlı olduğu, yapı sahibinin H.Y., M.Y. ve M.Y., yapı müteahhidinin (sanık) ..., yapı fennî mesulünün (sanık) İnşaat Mühendisi ... olduğu, yapı ruhsatının bodrum + zemin + 7 katlı yeni inşaat için verildiği, yapıda bodrum katta 1 sığınak, zemin katta 4 dükkân ve ayrıca 14 mesken bulunduğu ve toplam 1943 m2 olduğu, söz konusu ruhsatnamenin Bornova Belediyesi İmar Müdürü tarafından 04.02.1993 tarihinde onaylandığı, İfade edilmiştir. 4. Aynı bilirkişi kurulu heyet raporlarında, yıkılan ...Sitesi (B) Blok binası ile ilgili yerinde yapılan gözlemler, sözü geçen yapıdan alınan numunelere ilişkin laboratuvar çalışmaları, yıkılan yapının arşiv kayıtları ile projelerinin incelenmesi neticesinde ulaşılan sonuçlar özetle; a) Yapının 1993 tarihli ruhsatına göre Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (1975 Deprem Yönetmeliği) hükümlerine tabi olduğu, b) Yerinden alınan beton karot numunelerin deney sonuçlarına göre betonarme projedeki beton dayanım sınıfının sağlanamadığı, c) Yerinden alınan donatı kuponu numunelerinin deney sonuçlarına göre düz donatıların binanın yapıldığı dönemde yürürlükteki TS708’de S220 için verilen mekanik şartları sağladığı, d) Yerinden alınan donatı kuponu numunelerinin deney sonuçlarına göre bazı nervürlü donatıların binanın yapıldığı dönemde yürürlükteki TS708’de S420 için verilen mekanik şartları sağladığı, e) Onaylı betonarme uygulama proje paftası incelendiğinde proje betonarme donatısı sınıfının döşemeler, temel, kolon, kiriş ve perde elemanlar için BÇIII, statik - betonarme hesap raporunda ise proje betonarme donatısı sınıfının tüm elemanlar için BÇII olarak belirtildiği görülmüş olup, yerindeki incelemelerde donatı sınıflarının genel olarak BÇI donatı sınıfında olduğu, bazı kiriş ve döşeme donatılarında farklı tür donatı sınıflarının bir arada kullanılmış olduğu, f) Bina betonarme projesinde kısmî bodrum yapılmasına yönelik betonarme detaylar bulunduğu halde yerinde yapılan incelemede bina altında betonarme projesine aykırı olarak tam bodrum yapılmış olduğu, g) Bina statik - betonarme hesaplarında bodrum katın hesaplara dâhil edilmediği, h) Yerinde yapılan incelemelerde tüm etriyelerin uçlarının bina betonarme uygulama projesi çizim paftaları ve 1975 Deprem Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak 90° gönyeli olarak imal edildiği, ı) Temel seviyesinde kolon ve perde elemanlardaki imalatta kullanılan boyuna donatıların çap ve adetlerinin betonarme uygulama çizim paftasında belirtilen boyuna donatı çap ve sayılarını genel olarak sağladığı, i) Betonarme kiriş, kolon ve perde elemanlar için etriye hesabının, birleşim bölgesi için kesme hesabının yapılmadığı, j) Bina yatay yük taşıyıcı sisteminin en önemli elemanlarından olan Y doğrultusundaki perdelerin (P1, P2, P3) boyuna ve enine donatı düzeninin, 1975 Deprem Yönetmeliği'nin öngördüğü deprem yükünü (F=0.1xW) taşıyamadığı, k) Bina statik - betonarme projesi hesap raporunun incelenmesine göre 1975 Deprem Yönetmeliği'nde belirtilen ardışık katlar arası öteleme kontrolünün yapılmadığı, l) Temel seviyesinde tespiti yapılan tüm kolon veya perde elemanlarının filiz donatılarının yerinde bulunduğunun gözlemlenmesi nedeniyle binada herhangi bir düşey taşıyıcı eleman kesilmediği, Şeklinde belirtilmiştir. 5. Ayrıca bilirkişi kurulu heyet raporlarında, yapılan tespitler ışığında ...Sitesi (B) Blok binasının, projelendirmedeki eksiklikler, malzeme özelliklerindeki yetersizlikler, uygulama ve işçilik hataları, yapım denetimindeki yetersizlik nedeniyle yıkılmış olması karşısında; a) Binanın statik hesabında; bodrum kat eleman hesaplarının, deprem yük hesaplarının, etriye hesaplarının, bina yer değiştirme hesaplarının 1975 Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak yapılmaması nedeni ile statik proje müellifinin ve statik - betonarme projeye onay veren mercilerin, b) Mevcut beton mukavemetinin statik projede öngörülen beton sınıfını sağlamaması, projede öngörülen donatı sınıfının kullanılmaması ve bodrum kat imalatının betonarme ve mimari projeye aykırı olarak yapılmış olması nedeni ile bina fennî mesulünün, sürveyanının ve bina müteahhidinin, ayrıca bodrum kat özelinde taşıyıcı sistemin projesine aykırı şekilde imalatının tamamlanmasına rağmen tadilat ruhsatı aşamasında ve yapı kullanma izin belgesi aşamasında ruhsat ve izin düzenleyen mercilerin, Sorumlu olduğu görüş ve kanaatlerine ulaşılmıştır. 6. Tamamlanan adlî soruşturma sonunda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2021 tarihli ve 2021/21690 Esas, 2020/119516 Soruşturma, 2021/3126 İddianame numaralı iddianamesiyle yıkılan yapının müteahhidi olan sanık ... ile yıkılan yapının fennî mesulü olan sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği meslek veya sanatlarının icrasının yasaklanması ile mahsuba karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. 7. Kovuşturma evresinde; a) Ölenlerin yakınları, mağdurlar ile mağdur çocukların kanunî temsilcisi ve yıkılan binada mülk sahibi olan şikâyetçi ...'ın taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir. b) Sanık ...; 1993 yılında yapımına başlayıp 1996 yılında yapımını tamamladığı ...Sitesi (B) Blok binası altındaki dükkânlarda zaman içerisinde kolon kesme ya da binaya zarar verecek şekilde tadilat yapıldığını duyduğunu, binanın bu sebeple yıkıldığını düşündüğünü, binanın o dönemdeki en iyi malzeme kullanılarak yapıldığını ve işçilik hataları bulunmadığını, üzgün olduğunu ifade etmiş, sanık ...; yıkılan binanın 1999 yılına kadar fennî mesullük görevini üstlendiğini, aynı yıl bütün fennî mesullük görevlerinden istifa ettiğini, binanın yapım aşmasında kullanılan malzemelerin o dönemdeki standartlara uygun olduğunu, İzmir ilinde çeşitli büyüklükte depremler meydana gelmesine rağmen binada herhangi bir çatlak ve benzeri bir sıkıntı olmamasının da bu hususu doğruladığını, yapının müteahhidi olan diğer sanığın yaptığı işlerde herhangi bir aksaklık bulunmaması nedeniyle onu sözlü ya da yazılı olarak uyarmadığını ifade etmiş, binanın yapıldığı tarihteki mevzuata uygun yapılması ve bilirkişi kurulu heyet raporlarının yetersiz olması nedeniyle kusursuz olduklarını beyan eden sanıklar isnat edilen suçlamayı kabul etmemişlerdir. c) Yıkılan binanın arsa maliklerinden tanık H.Y.nin anlatımları dosyaya eklenmiştir. 8. İlk Derece Mahkemesince, 13.04.2021 ve 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu heyet raporlarındaki tespitler karşısında, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik talepler reddedilip, sanıkların savunmalarına itibar edilmeksizin sözü geçen bilirkişi kurulu heyet raporlarında belirtilen kural ihlâlleri aynen benimsenerek, "... ...Apartmanı'nın bodrum katının dikkate alınmayarak statik projesinin hazırlanmış olması, binanın yapı malzeme özelliklerindeki yetersizliklerin bulunması, projede belirtilen kısmi bodrumun yapılmayarak bodrum katının tam olarak teşkil edilmesi, bodrum kat ile temel boyut ve ölçülerinin betonarme projedeki boyut ve ölçülerle uyumlu olmaması, B Blok zemin katta biriken su yığınına kalıcı çözüm bulunmaması, sanıkların mesleklerinin ve kanunun yüklediği sorumluklukları yerine getirmemiş olması nedenleri ile ...Apartmanının deprem sırasında yıkıldığı..." biçimindeki gerekçelerle yıkılan yapının müteahhidi olan sanık ... ile yıkılan yapının fennî mesulü olan sanık ...'ın asli kusurlu eylemlerinden dolayı 11 kişinin ölümüne ve 7 kişinin yaralanmasına neden oldukları; ayrıca "... Ülkemizin depremlerin sıkça yaşandığı bir coğrafyaya sahip olması ve özellikle daha önceden de bir çok depremin meydana gelmiş olması gibi hususlar nazara alınarak; sanıkların eylemlerinin sonuçlarını öngördükleri halde kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmayıp ve gerekli özeni göstermeyerek bodrum kat statik durumunun projede dikkate alınmadığı, yapı malzemesinin uygun kalide ve yeterlilikte kullanılmadığı, binanın yapımı sırasında fenni meshul tarafından denetlenmesinde temel boyut ve ölçülerinin açıkça projeye aykırı olmasına rağmen; eksik ve özensiz denetim yapıldığı, binanın mütteahiti sanık ... tarafından projede ve yönetmelikte belirtilen uygun malzemelerin kullanılmadığı, binanın kısmi bodrum ile projelendirilmesine rağmen; kısmi bodrum yapılmayarak kısmi bodrum katının tamamen bodruma çevrildiği, bu nedenlerle; sanıkların eylemlerinin bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu..." biçimindeki gerekçelerle sanıkların bilinçli taksirle hareket ettikleri kabul edilerek, sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, meslek veya sanatlarının icrasının 3 yıl süre ile yasaklanmasına ve mahsuba dair mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, kendilerini vekille temsil ettiren katılanlar lehine maktu vekâlet ücreti hükmedilmiştir. 9. Sanıkların, adlî sicil kayıtları ve resmî nüfus kayıt örnekleri dava dosyasında mevcut olup, suç tarihinde sanık ...'ın 70, sanık ...'ın 79 yaşını doldurdukları ve tekerrüre esas nitelikte sabıklarının bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş; ancak işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken İlk Derece Mahkemesince temel cezaların 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, bilinçli taksiri oluşturan eylemlerin nitelik ve niceliğine göre 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temel ceza miktarı üzerinden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden (1/2) oranında artırım yapılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayin edilmesinin ve yıkılan yapının müteahhidi olan sanık ...'in yaptığı işin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde meslek veya sanatının icrasının 3 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükümleri kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükümlerinde; a) Sanık ... hakkında; "Suçun işleniş biçimi ve özelliği, suç konusunun önem ve değeri, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza 12 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren (1/3) oranında artırım ve "Sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışları" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 13 yıl 4 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. b) Sanık ... hakkında; "Suçun işleniş biçimi ve özelliği, suç konusunun önem ve değeri, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza 12 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren (1/3) oranında artırım ve "Sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışları" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 13 yıl 4 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, "Sanığın fenni mesul olması ve kusur durumu" biçimindeki gerekçelerle fennî mesullük meslek veya sanatının icrasının 2 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan suçtan zarar görme kavramının, gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunın gerek ceza dairelerinin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.11.2021 tarihli ve 2019/19.MD-599 Esas, 2021/541 Karar sayılı, 12.06.2018 tarihli ve 2015/9-1190 Esas, 2018/274 Karar sayılı, 03.07.2018 tarihli ve 2015/9-1191 Esas, 2018/328 Karar sayılı, 08.11.2016 tarihli ve 2016/20-830 Esas, 2016/412 Karar sayılı, 03.05.2011 tarihli ve 2010/4-155 Esas, 2011/80 Karar sayılı, 04.07.2006 tarihli ve 2006/5.MD-127 Esas, 2006/180 Karar sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 2003/5-41 Esas, 2003/54 Karar sayılı kararında da“tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, yıkılan binada mülk sahibi olup kiracısının çocuklarının ölümü nedeniyle maddî ve manevî zarara uğradığı ifade edilen ve 06.10.2021 tarihli duruşmada davaya katılmasına karar verilen şikâyetçi ...'ın, yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden mağdur ve suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davaya katılmasına karar verilmiş olmasının da hukukî değerden yoksun olduğu anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Diğer Katılanlar Vekillerinin ve Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden 1. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Ayrıntılarına Olay ve Olgular başlığı altında yer verilen 13.04.2021 ve 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu heyet raporlarında, olayın gerçekleşme şekli ile sanıkların taksirli davranışları dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklandığı gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-709 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, sanıkların binanın yıkılmasına etken kusurlu davranışlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. 2. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; birinci derece deprem bölgesinde inşa edilen yapıda, 1975 Deprem Yönetmeliği'ne ve projeye aykırı şekilde uygun kalite ve yeterlilikte malzeme kullanılmaması ve kısmî projelendirilen bodrumun tamamen bodruma çevrilmesi hâlinde deprem ve benzeri sebeplerin etkisiyle yapının yıkılarak, yaralama ya da ölüme neden olabileceklerini öngörmeleri gereken sanıkların, meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiklerine ve arzuladıklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamasından dolayı olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemedikleri ancak öngördükleri sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanıkların 11 kişinin ölümüne ve 7 kişinin de yaralanmasına neden olma eylemlerinde bilinçli taksirle hareket ettikleri, sonuç olarak sanıkların eylemlerine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile katılan ... vekillerinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Ceza Miktarlarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir. 4. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak 11 kişinin ölümüne, ikisi nitelikli şekilde olmak üzere 7 kişinin yaralanmasına neden olan ve inşa edilen binada, mevcut beton mukavemetinin statik projede öngörülen beton sınıfını sağlamaması, projede öngörülen donatı sınıfının kullanılmaması ve bodrum kat imalatının betonarme ve mimari projeye aykırı olarak yapılmış olması nedeni ile bilinçli taksirle hareket ettikleri kabul edilen sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen temel cezalarda suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan artırım sonucunda hükmolunan 13 yıl 4 ay hapis cezalarının, işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar ... ile ... vekillerinin ceza miktarlarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile katılan ... vekillerinin ve sanıklar müdafilerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2. Hükümlerin başında; 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin yazılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de hükümlere etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde ilave edilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir. 3. Yıkılan binada mülk sahibi olup kiracısının çocuklarının ölümü nedeniyle maddî ve manevî zarara uğradığı ifade edilen şikâyetçi ...'ın, yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden mağdur ve suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikâyetçi ... lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi isabetsiz olup, hükümlerde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuş ise de tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR A. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Diğer Katılanlar Vekillerinin ve Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünün (B-4) bendinin (3.) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 18.11.2022 tarihli ve 2022/2039 Esas, 2022/2270 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretinin takdirine ilişkin bölümünde yer alan "Katılan ... kendini özel vekil ile temsil ettirdiği için AAÜT'ne göre belirlenen ilk derece mahkemesince hükmedilmesi gereken 10.250 TL ve istinaf aşamasında hükmedilmesi gereken 11.000 TL olmak üzere toplam 21.250 TL vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınarak adı geçen katılana ödenmesine," ibarelerinin hükümlerden çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla