Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5923 E. , 2024/7732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/205 E., 2022/331 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama- Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar ... ve ... müdafii i
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5923 E. , 2024/7732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/205 E., 2022/331 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama- Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... ve müdafinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanık ... hakkında beraat, sanıklar ..., ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4.maddelerine göre 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin verilen kararların, o yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar ... ve ... müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.06.2021 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama- bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; müvekkili ....' ın üzerine atılı suçu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, dinlenen tanık beyanları ile diğer müvekkili ...' ın mahkeme huzurundaki beyanı bunun ispatı olduğuna, müvekkillerin yapmış oldukları apartman ile ilgili olarak inşaat mühendisine proje çizdirmiş ve bu doğrultuda inşaat ustalarına yaptırmış olduğuna, binanın yapım aşamasına müvekkillerin dahil olmadığına, müvekkillerinin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görevleri bulunmadığına, zira sayılan hususlar teknik bilgi ve deneyimi gerektirdiğinden, fenni mesulün sorumluluğunda olduğuna, inşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkillerinib bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu yönde müvekkillere atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, numunelerin usulüne uygun alınmadığına, alınan numunelerin delil olma niteliği kalmadığına, dolayısıyla bulunan sonuçlar müvekkillerin aleyhine delil olarak kullanılmaması gerektiğine, diğer tarafta, Yargıtay bozma ilamında sadece şikayetten vazgeçme dilekçesi veren ..., ..., ... ve ...' nun usulüne uygun olarak kimlik tespiti yapılmadığı hususu belirtilmiş ve sair hususlar değerlendirilmemiş olduğuna, Yargıtay bozma ilamında müvekkillerin bilinçli taksirle cezalandırılmaları veya verilen cezanın alt haddinden uzaklaştırılması gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılmamasına rağmen, bozma ilamından sonra müvekkillerin bilinçli taksir ile sorumluluklarına gidilmesi ve cezada arttırım yapılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna, yerel mahkeme kararında atılı suçun bilinçli taksirle işlenildiğinden bahisle verilen cezadan en üst sınırdan 1/ 2 oranında arttırım yapılmış olduğuna, en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak taksir ile sorumlu tutulabileceklerine, ayrıca dosya kapsamından, müştekilerin şikayetçi olmadığı sabit olduğundan cezanın alt haddinden uzaklaşmayı gerektirir bir husus da bulunmadığına, kararın gerekçesiz olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkeme, müvekkiller hakkındaki ceza tayininde, hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşmış olduğuna, kararın yasaya ve Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırıdır. B. Sanık ... ve müdafinin temyiz isteği; kusur tespitine,1993-1994 yıllarında yapı sahiplerinin yanına gelerek mevcut yapılı dükkanlarının üzerine proje yaptırmak istediklerine, kendisinin de burada çok eski bir yapının olduğunu, nasıl demir ve beton kullanıldığı belli olmayan bir bina üzerine proje yapılamayacağını, ancak bu dükkan yıkılırsa öyle bir proje yapılabileceğini teknik detaylarıyla anlattığına, sadece mimari taslağı yapıp kendilerine verdiğine, bunun üzerine sonrasında usta tutup binayı inşa etmeye başladıklarına, taşınmaz sahibi herkes, herhangi bir mimara başvurarak bu şekilde taslak projeler alabildiğine, bu kişiler için hiçbir zaman statik proje yapmadığına, bu binada fenni mesul taahhütnamesi, ruhsat, proje gibi hiçbir resmi belge olmadığına, buna istinaden yerel mahkeme bozma öncesinde beraatine karar verildiğine, bina tamamen kaçak olmasına rağmen, üstelik imara aykırı olarak fazla kat çıkılmış olmasına rağmen, binaya abonelikler yapılarak yapı kullanma izni olmadan insanların bu binada oturmaları teşvik edilmiş olduğuna, binada herhangi resmi bir yetkisinin bulunmadığına, ruhsat ve teknik rapor düzenlemediğinden ve yapı kullanma izin belgesi vermediğinden fenni mesul olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığına, beraat kararı verilmesi gerekirken cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmemesinin noksan tahkikat ile karar verildiğine ve bozmayı gerektirdiğine, müvekkilinin inşaata projeye başlandıktan sonra uğramış olduğuna, dolayısıyla fenni mesul olarak değerlendirilmemesi gerektiğine, binada sorumluluğu olan kişinin yapı sahibi olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine ... Mahallesi ... Caddesinde bulunan ... APARTMANI'nın yıkılması ve çökmesi sonucu sekiz kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, sanıklar ... ve ...'in yapı sahibi ve müteahhidi, sanık ...'nin ise fenni mesul olduğu olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, 23/11/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın 10 yıldan fazla süre önce inşa edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamında binaya ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, ayrıca mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin de bulunmadığı, ... Apartmanı yapım yılına göre 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, bodrum, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluşmakta olduğu, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "6.3 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması |gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanına ait hesap ve projeler bulunmadığından, proje beton sınıfının belirlenemediği, karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda betonunun ortalama basınç dayanımı 6.28N/mm2 olarak hesaplandığı, bu değerin de ilgili yönetmeliğin B160 sınıf beton İçin öngördüğü minimum dayanım kriterini sağlamadığının belirlendiği, kolonların etriye aralığı açısından yetersiz olduğu, parça beton numuneler incelendiğinde boyut itibariyle standart dışı irilikte agrega kullanılmış olduğu, bina taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun raporlarda yer aldığı, bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, sonuç olarak söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 28.08.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; "...soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu ... Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere bilirkişi kurulunca da itibar edildiği, dava konusu binanın yapı ruhsatı ve yapı oturma izni almamış resmi nitelik kazanmamış bir yapı olduğu, gayri resmi kaçak olarak 1992-93 yıllarında inşaatına başlanıp 1995 yılında tamamlandığı, ...'nın ruhsatsız (kaçak) bir yapıya gayri resmi olarak kat plan çizip inşaatı yapım aşamasında yönlendirdiği ve kontrol ettiği sebeple, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçları öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığından sanığın taksirinin bilinçli olmadığı, sanıklardan ... ve ...'ın; söz konusu binanın sahip ve müteahhitleri olarak yapıdan sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkati ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, ancak sanıkların imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğini öngörmediği, sonucuna varılması gerektiği, dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı bilinçsiz taksirinin varlığından bahsetmek gerektiği, somut olayda meydana gelen neticeler bakımından birden fazla kişinin taksirli davranışlarının müessir olduğu ve bu nedenle sanıkların sorumluluklarının belirlenmesinde TCK'nın taksirli suçları da şahsi sorumluluk esasını düzenleyen 'birden Fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir şeklindeki' 22. Maddenin beşinci fıkrasının göz önünde bulundurulması gerektiği..." görüş ve kanaatine ulaşıldığı belirtilmesi üzerine, mahkemece binanın tamamen kaçak olarak inşa edildiği, mühendis olan sanık ...'nin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir resmi proje veya tutanağın bulunmadığı, her ne kadar 28/08/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporda sanık ...'nin fenni mesul olarak kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, binanın tamamen kaçak olarak inşa edildiği ve bu nedenle sanık ... yönünden 28/08/2015 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmemiş ve sanık ... hakkında beraat, sanıklar ... ve ... hakkında ise taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4.maddelerine göre 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin verilen kararların, o yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar Kazım Aydın ve Adnan Aydın müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.06.2021 tarihli ilâmıyla; "...Meydan gelen olayda yakınlarını kaybeden ve mahkemece haklarında katılma kararı verilen ...’ın 09.12.2015 havale tarihli, ... ile ...’nin 14.12.2015 havale tarihli dilekçeleri ile ...’nun ise 05.02.2013 tarihli usulüne uygun kimlik tespiti yapılmamış şikayetten vazgeçme dilekçeleri sundukları anlaşılmakla, mahkemece adı geçenlerin usulüne uygun şekilde çağrılarak dilekçelerin kendilerine ait olup olmadığının sorulmasında zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik yapılan temyiz isteminin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık ve müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde; Gerekçeli karar içeriğinde, sanıkların ismi yerine, dosyada taraf olmayan "İzzet Erişen" ismine yer verilmiş olması ile başka bir dosyaya ait teknik bilirkişi raporundaki bilgilere yer verilmiş olması, mahallinde düzeltilebilir bir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.3.2016 tarihli ve sanıklar ... ve ...'in neticeten 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin verilen ilk hükümlerin sadece sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'in ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları oluştuğundan, ilk hükümlerde sanıklar hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasına, "Bozma öncesi sanıklar ... ve ... aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 36.500,00 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanıkların kazanılmış haklarının infazda gözetilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2024 tarihinde karar verildi.