Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/593 E. , 2024/69 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün;
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/593 E. , 2024/69 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir. 2.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.02.2021 tarihli ve 2019/8169 Esas, 2021/1960 Karar sayılı kararı ile; "... kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir. 4.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararına katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, Mahkemece 17.12.2021 tarihli ve 2021/384 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir. 5.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/2753Esas, 2022/10451 Karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay Kanununun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 37. maddeleri gereğince yerel mahkemelerce verilen kararların temyiz yolu ile incelenmesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca o konudaki hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesi gerekmekte olup, katılan vekili tarafından 20.12.2021 tarihli dilekçe ile, temyiz isteminde bulunulduğu, ancak, 01.05.2022 tarihli tebliğnamede katılan vekilinin temyiz istemi ile ilgili olarak görüş belirtilmediği anlaşıldığından; katılan vekilinin temyiz istemi ile ilgili görüş bildirilmek ve düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE..." şeklinde karar verilmiştir. 6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.05.2022 tarihli ve 2022/32142 Sayılı ve 28.01.2023 tarihli ve 2022/32142 sayılı onama görüşlü Tebliğname ve ek tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık müdafiinin temyiz isteği; kazanın katılanın kusuru nedeniyle meydana geldiğine, sanığın hızının 44 km/s olduğuna, tali yoldan anayola çıkan araçların ana yoldan gelen araçlara yol vermesi gerektiğine, katılan motosiklet sürücüsünün bu kurala riayet etmemesi nedeniyle kazanın gerçekleştiğine, katılanın zararının giderilip giderilmediği araştırılmaksızın ve HAGB kabul edip etmediği sorulmaksızın verilen kararın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğuna, kusuru bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde başta ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmek üzere lehine olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir. B.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığa alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza verilmesinin hatalı olduğuna, kazanın katılan üzerindeki ağır sonuçlarının dikkate alınması gerektiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, sürücü belgesinin geri alınma süresinin yetersiz olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü; 1.Olay günü saat 13:40 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay yeri kontrolsüz kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren katılan ... Öküt'ün sevk ve idaresindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi şeklinde gerçekleşen kazada, katılan ... Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. 2.Katılana ait Isparta Devlet Hastanesi'nin 31/08/2014 tarih 140992716 protokol sayılı adli raporu, Isparta Devlet Hastanesi'nin 20/11/2014 tarih 2122 protokol sayılı adli raporu, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi'nin 15/01/2015 tarih 2015/58 protokol sayılı adli raporu, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi'nin 27/03/2015 ve 21/03/2016 tarihli raporlarına göre; katılan ... Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı bildirilmiştir. 3.Kaza tespit tutanağında ve yargılama aşamasında 18.05.2015 tarihinde yapılan keşif ve sonrasında alınan 18.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda; kusur durumuna ilişkin olarak sanığın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/1-c maddesinde yer alan ''Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise motorlu araçlardan soldaki aracın, sağdan gelen araca ilk geçiş hakkını vermemesi'' kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, sürücü Adem Öküt'ün aynı kanunun 52/1-a maddesinde belirtilen ''Araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak'' kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. 4.Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 20.08.2015 tarihli raporuna göre; "-----Otomobil sürücüsü ..., yönetimindeki ... ile seyrederek olay yeri kontrolsüz kavşağa geldiğinde, yavaşlayarak yolu kontrol etmesi ve sağında seyreden ilk geçiş hakkına sahip motosikletin geçişini beklemesi gerekirken, aksine hareket edip seyir hızıyla, kontrolsüzce kavşağa girerek sürücü Adem yönetimindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet verdiği olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurludur. ----- Motosiklet sürücüsü Adem Öküt, her ne kadar yönetimindeki araçla seyrederek geldiği olay yeri kavşakta solundan gelen otomobile göre ilk geçiş hakkına haiz ise de kavşak yaklaşımında hızını azaltıp daha müteyakkız seyretmesi gerekirken bu hususlara gereken özeni göstermemiş, bu haliyle solundan kavşağa giren sürücü Yunus yönetimindeki otomobilin sağ yan ön kısmına çarptığı olayda tali kusurludur." şeklinde görüş bildirilmiştir. 5.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 02.04.2015 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği anlaşılmaktadır. 6. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, yargılama aşamasında alınan savunmasında; " Suç tarihinde kullandığım ... ile Fatih Kuran Kursuna doğru seyir halinde iken katılan kullandığı motorsiklet ile benim sağ tarafımdan ara sokaktan birden yola çıkarak benim aracıma çarptı. Benim hızım saatte 60 km civarındaydı. Katılan daha hızlıydı. Ben kazayı engellemeye çalıştım, ancak kurtaramadım. Kazada kusurum yoktur. Olay nedeniyle üzgünüm. Mahkumiyetim halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. 7.Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden: 1.Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden, Olay günü saat 13:40 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay yeri kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren katılan ... Öküt'ün sevk ve idaresindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi şeklinde gerçekleşen kazada, katılan ... Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda; kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde tayin edildiği, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği ancak, sanık hakkında sonuç ceza olarak hükmedilen 225 gün adli para cezasının günlüğü 25,00 TL'den olmak üzere 5.625,00 TL adli para cezası olarak tayin edilmesi yerine, hesap hatası yapılarak 4.500,00 TL şeklinde hesaplanıp eksik ceza tayini hukuka aykırı olduğundan, katılan vekilinin ceza miktarına yönelik temyiz sebebi yerinde bulunmuş, bu husunun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 2. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanığın dosyaya yansıyan iyi hali, geçmişi ile cezanın etkili ve uyarıcı olacağı hususunda oluşan kanaat dikkate alınarak" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Sürücü Belgesinin Geri Alınması Süresinin Yetersiz Olduğu Yönünden, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği hususu ve tedbirin belirtilen sınırlar içerisinde olmak kaydıyla süresinin belirlenmesinin hakimin takdirinde bulunduğu, asli kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanığın, taksirinin yoğunluğu ve neticenin ağırlığı göz önüne alındığında, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden: 1.Kusur Durumu ve Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden Soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 20.08.2015 tarihli bilirkişi raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, buna göre olayda sanığın yönetimindeki ... ile seyrederek olay yeri olan kavşağa geldiğinde, yavaşlayarak yolu kontrol etmesi ve sağında seyreden ilk geçiş hakkına sahip motosikletin geçişini beklemesi gerekirken, aksine hareket edip seyir hızıyla, kontrolsüzce kavşağa girerek katılanın yönetimindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi nedeniyle asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Tayin Edilen Ceza Yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, sanığın 14.05.2015 tarihli duruşmada "Mahkumiyetim halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu ayrıca sanık müdafinin de 05.05.2016 tarihli duruşmada sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği görülmekle, Mahkemece "Sanığın sabit olan suçunun katılanın zararının tamamen giderilmemesi nedeniyle" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4.Lehe Hükümlerin Uygulanması Talebi Yönünden, Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği, ayrıca sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri yönünden de yasal imkansızlık nedeniyle uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 5.Sürücü Belgesinin Geri Alınmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden, 5237 sayılı Kanun'un "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2017/12-705 Esas, 2021/526 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında iki tane hak yoksunluğu tanzim edilmiştir. Bunlar; mesleğin veya sanatın yerine getirilmesinin yasaklanması ve sürücü belgesinin geri alınmasıdır. Bu hak yoksunluklarına ancak taksirli suçlardan mahkûmiyet hâlinde hükmedilebilir ve bu hak yoksunluklarına hükmetmek zorunlu değildir. Hâkim hak yoksunluğuna hükmedebileceği gibi, hak yoksunluğuna hükmedilmesine yer olmadığına da karar verebilir. Taksirli suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere hak yoksunluğuna hükmedilebilecektir. Bu süre, taksirin yoğunluğuna ve zararın ağırlığına göre tespit edilecektir. Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeli, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesi geri alınmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; dosya içerisinde yer alan sürücü belgesi bilgilerine göre sanığın aynı belge numarası altında B ve A2 sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı ve bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle yaralama suçu sebebiyle A2 sınıfı sürücü belgesinin geri alınamayacağının gözetilmemesi sebebiyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. C.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B-5) bendi dışında hukuka aykırılık bulunmamış olup sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A-1) ve (B-5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2021 tarihli ve 2021/384 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "4.500,00 TL adli para cezası" ibaresinin, "5.625,00 TL adli para cezası" olarak değiştirilmesi, yine hükmün altıncı bendinde yer alan "A2" ibaresinin hükümden çıkarılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.