İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/6361 Karar: 2023/5596 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/6361 K.2023/5596

12. Ceza Dairesi 2023/6361 E. , 2023/5596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2458 E., 2022/2437 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik isti

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/6361 E. , 2023/5596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2458 E., 2022/2437 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik isti

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/6361 E. , 2023/5596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2458 E., 2022/2437 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2022/41 Esas, 2022/133 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/2458 Esas, 2022/2437 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar ..., İdris, ... vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 29.11.2022 tarihli ve 2022/142905 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 4. Dairemizin 18.04.2023 tarihli ve 2022/9720 Esas, 2023/1290 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılan ... vekiline tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemi hakkında ek Tebliğname düzenlenmesi; ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan Tebliğname’de, katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden herhangi bir görüş bildirilmediği anlaşılmakla, bu temyiz istemine ilişkin ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.07.2023 tarihli ve 2023/77214 sayılı Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 18.04.2023 tarihli ve 2022/9720 Esas, 2023/1290 Karar sayılı kararında açıklanan tebliğ eksikliğinin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. 6. Dairemizin 27.09.2023 tarihli ve 2023/5135 Esas, 2023/3416 Karar sayılı kararı ile Dairemizin 18.04.2023 tarihli ve 2022/9720 Esas, 2023/1290 Karar sayılı kararında vurgulanmasına rağmen katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden herhangi bir görüş bildirilmediği anlaşılmakla, bu temyiz istemine ilişkin ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; katılan ... vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 25.10.2023 tarihli ve 2023/77214 sayılı ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri 1. Katılanlar ..., ... ve ...vekillerinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi bilinçli taksirle işlemesine rağmen suçun basit taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir. 2. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi bilinçli taksirle işlemesine rağmen suçun basit taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasının isabetsiz olduğuna ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunun yetersiz olmasından dolayı kusur durumuna ilişkin tekrar rapor alınması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetsiz olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 16.02.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 16.02.2021 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri inceleme krokisi, kaza yerini gösteren kamera sisteminin bulunmadığına dair kolluk görevlilerince düzenlenen 16.02.2021 tarihli tutanak, kaza öncesiyle sonrasını gösteren ve kazaya karışan otobüse ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 24.02.2021 tarihli tutanak, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 16.02.2021 tarihli alkol raporu, kaza sonucu yaralananların sağlık durumlarına ilişkin raporlar ve ölenlerin ölüm sebepleri ile ilgili 16.02.2021 tarihli ölü muayene tutanakları, soruşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 10.03.2021 tarihli rapor, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 02.03.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Alkolsüz ve ehliyetli sanık sürücü ...'in, yönetimindeki 2016 model ve lastikleri mevsim şartlarına uygun olan ticari yolcu otobüsü ile 16.02.2021 tarihinde saat 02.50 sıralarında, tipili havada, gece vakti, azami hız limitinin 90 kilometre/saat olarak belirlendiği aydınlatması bululunmayan yerleşim yeri dışında, 7 metre genişliğindeki bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi buzlu, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorunun bulunmadığı devlet yolunda, dijital takograf dökümüne göre 93 kilometre/saat hızla Konya istikametinden Karapınar istikametine seyir hâlindeyken, sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek, seyir istikametine göre sağdan yoldan çıkıp, daha önce kaza yapmış olan tır sürücüsüne yardım etmek amacı ile banket üzerinde dörtlüleri yanık vaziyette duraklamakta olan katılan sürücü ...'in idaresindeki otomobile arkadan çarpıp devrilerek son konumunu alması neticesinde katılan sürücü ...'in otomobilinde yolcu olarak bulunan ... ile otobüsteki yolcular..., ...ve ... olmak üzere toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği, katılan sürücü ... ile otobüste yolcu olarak bulunan şikâyetçi Oya, katılanlar ...'ın nitelikli şekilde, katılanlar ...'ın ise etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanarak, dijital takograf dökümüne göre 24 saat içerisinde toplam 5 saat 10 dakika araç kullandığı tespit edilen sanıktan şikâyetçi oldukları, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılanlar ..., ..., ...; kazanın oluş şekline ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını ve sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, ölen ...'ın babası ve ölen ...'nun eski eşi olan şikâyetçi ...'nin, ölen ...'nın babası ve ölen ...'ın kayınpederi olan şikâyetçi ...'ın, ölen ...'nun babası ve ölen ...'ın dedesi olan şikâyetçi İsmet'in, ölen ...'in babası olan şikâyetçi Turgut'un, ölen ...'ın babası ve ölen ...'nın kayınpederi olan şikâyetçi Ömer'in taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir. 3. Katılan sürücü ...; Karaman ilinden Kırşehir iline gitmekte iken yol üzerinde karşı şeritten gelen tırın devrildiğini görerek dörtlü ikaz lambalarını yakmak suretiyle otomobilini emniyet şeridine çektiğini, acil çağrı merkezini aradığını, aracından inerek kırmızı çerçeveli, üçgen, kurmalı ve iç kısmında beyaz zemin üzerine siyah yazı bulunan reflektörünü aracının arka kısmından 20 metre geriye koymak suretiyle mevcut kanaması olan tır şoförünü devrilmiş olan tırın içerisinden çıkartarak soğuk hava şartlarından dolayı kendisine ait araca götürdüğünü, araca binmelerinin bir dakika akabinde dikiz aynasından otobüsün ışıklarını gördüğünü, bir anda otobüsün içinde bulunduğu araca çarptığını ve yaralandığını, çarpmanın etkisi ile aracının 30 - 35 metre ileriye fırladığını, aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan tır şöförü ve kendisinin araçtan çıktıklarını, otomobilin arka yolcu koltuğunda bulunan Tarık'ın aracın sol arka kapı kısmına sıkıştığını, ...'nun ise araçtan 7 - 8 metre uzakta bir ağacın kenarında olduğunu gördüğünü, her ikisinin de nabızlarının atmadığını fark ettiğini, yolda gizli buzlanma değil yerde 30 santimetre kar olduğunu, kazaya etken herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş olup, adı geçen şikâyetçi mağdur sürücünün talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 4. Otobüste yolcu olarak bulunan katılan ... istinabe mahkemesince alınan 23.03.2022 tarihli ifadesinde; "... 15.02.2021 günü saat 21.45 sıralarında Hatay iline gitmek için Has Turizm isimli şirketin aracına bindim, Konya ili Akşehir ilçesinde mola verdik, moladan sonra yola devam ettik, şoför biraz hızlı gidiyordu, gece 03.00 sıralarında ben telefonumla oynarken şoför ani bir fren yaptı, sonra zikzaklar çizmeye başladı, araba şarampole yan yattı ben kendim araçtan çıkabildim, sonra ölenler vardı, yaralılara yardım ettim, hepimizi hastaneye götürdüler...", otobüste yolcu olarak bulunan katılan ... istinabe mahkemesince alınan 04.03.2022 tarihli ifadesinde doğruluğunu tekrar ettiği soruşturma evresindeki beyanında; "... Kaza günü yani 15.02.2021 günü Çanakkale ilinden Adana iline gitmek üzere Has Turizm isimli firmaya ait otobüs ile seyir halindeydik. Ben obüsün sağ tarafında bulunan 25 numaralı koltukta yolcu olarak bulunuyordum. Kaza sırasında uyanıktım. Otobüsün hızı fazlaydı. Yolda kaza sırasında kar yağmıyordu. Otobüsün hızı ortalama hızı 80 - 90 km olduğunu sanıyorum. Biz Karapınar ilçesine yaklaştığımız esnada yolun sağında bir kısmı emniyet şeridinde bir kısmı sol şeritte olacak şekilde bir otomobilin yol kenarında park halinde durduğunu gördüm. Otobüs sürücüsü de park halinde olan aracı fark etti ancak otobüsün hızı fazla olduğu için ve yolda buzlanma olduğu için otobüs sürücüsü fren yapmadan direk olarak park halinde olan otomobile arkadan çarptığını gördüm. Araca vurma neticesi park halinde olan araç yaklaşık 10-15 metre havada sürüklendi ve daha sonra yolun sağ şarampolüne devrildiğini gördüm, benim yolcu olduğum otobüs de otomobile çarptıktan sonra yolun sağ şarampole girerek otobüs yan yatarak 20 metre kadar sürüklendik. Kaza sonrası ben kendi imkanlarımla otobüsten indim, önce otobüs içerisinde bulunan bir genç ve bir yaşlı bayana yardım ederek otobüsten çıkarttım..." şeklinde kazanın oluş şekline ilişkin anlatımda bulunmuşlar, otobüste yolcu olarak bulunan ve kaza saatinde uykulu ya da uyumakta olan şikâyetçi Oya ile katılanlar ... ve ... yaralanmalarına neden olan sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, şikâyetçi mağdurlar ..., ..., ... ve ...'ın taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir. 5. Sanık ...; Has Turizm isimli firmada yaklaşık 12 - 13 yıldır şöfor olarak çalışığını, kazaya karışan otobüsü 15.02.2021 tarihinde saat 18.00 sıralarında Bursa ilinden Bilecik ili Bozöyük ilçesindeki Ömür Tesisleri'ne kadar yaklaşık 1,5 saat kadar kendisinin, buradan Konya ili Ilgın ilçesine kadar yaklaşık 4,5 saat kadar diğer şöför arkadaşı ...'ın kullandığını, 16.02.2021 tarihinde saat 00.30 sıralarında tekrar direksiyona geçtiğini, otobüste 32 ya da 35 yolcu olduğunu, 70 - 75 kilometre/saat hızla yolun sağından Konya ili Karapınar ilçesine doğru giderken yolda kar olduğunu, hafif bir şekilde rampa çıktığını ve rampadan aşağı indiği saat 02.40 sıralarında aracın kaymaya başladığını, aracı toplamaya çalıştığı esnada yolun sağında park halinde beyaz renkli bir aracın durduğunu gördüğünü, kullandığı otobüsün ise yoldaki gizli buzlanmadan dolayı kaymaya devam ettiğini, aracı toplamaya çalışmak istese de aracının kaydığını ve yolun sağında park halinde olan beyaz renkli araca arkadan çarpıp, otobüsle yolun sağındaki şarompole girerek yan yattıklarını, otobüsün içinden kendi imkanı ile çıktığını, otobüste yolcu olarak bulunan yolcuların bazılarının çıkmasına muavin arkadaşı ile birlikte yardımcı olduğunu, kısa süre sonra olay yerine ambulas ve polis ekiplerinin geldiğini, çok üzgün olduğunu; ancak kazanın hatalı park eden araç ve gizli buzlanmadan kaynaklandığını ve kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. 6. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 16.02.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 52 nci maddesine aykırı olarak hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması, katılan sürücü ...'in 2918 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde yer alan "Yerleşim birimleri dışındaki kara yolunda zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak veya park etmek yasaktır." kuralını ihlâl etmesi nedeniyle kusurlu oldukları, b) Soruşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 10.03.2021 tarihli raporda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine aykırı olarak hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan sürücü ...'in ise kazaya etken kusurunun bulunmadığı, c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 02.03.2022 tarihli raporunda; "... Sanık sürücü ... idaresindeki otobüs ile olay mahallinde seyri sırasında hızını ve seyrini aracının teknik özellikleri, yol, hava ve zemin şartlarına göre ayarlamaması neticesinde olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve aracın sağa kayarak bankette dörtlüleri yanık vaziyette duraklamakta olan otomobile arkadan çarpması ve devrilerek sağdan yol dışında son konumunu alması ile sebebiyet verdiği, sevk ve idare hatasından kaynaklanan kazada, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından kaynaklı asli kusurludur..." biçimindeki görüşle sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, katılan sürücü ...'in ise kusurunun bulunmadığı, Belirtilmiştir. 7. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek, beş kişinin ölümü ve altısı nitelikli şekilde birden fazla kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 8. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, taksirinin yoğunluğu, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, hükmolunan cezada, "Sanığa verilen cezanın geleceği üzerinde yaratacağı etki" biçimindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 8 yıl 4 ay gün hapis cezası olarak tayin edilmiş, "Sanık geçimini şoförlük mesleği ile kazanıyor olması" biçimindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının takdîren uygulanmamasına ve sanığın sürücü belgesinin geri alınmamasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmış, "Kazanın oluş şekli ve meydana gelen zararın ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilmiştir. 9. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 43 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut kaza öncesiyle sonrasını gösteren ve kazaya karışan otobüse ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 24.02.2021 tarihli tutanak, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan 10.03.2021 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 02.03.2022 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın yol sorunundan ya da katılan sürücünün hatasından kaynaklanmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken davranışın sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. 2. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; sanığın, aşırı yorgun, uykusuz veya güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olduğuna, yasal hız sınırının çok üzerinde bir süratle seyrettiğine, yönetimindeki otobüsün lastiklerinin mevsim şartlarına uygun olmadığına ya da kusur durumu ile ilgili raporlarda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın eylemini basit taksirle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, katılanlar ..., ..., ...ve ... vekillerinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak beş kişinin ölümü ve altısı nitelikli şekilde birden fazla kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun bir ceza hükmedilmesi yerine orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, katılanlar ..., ..., ...ve ... vekillerinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmüş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmuştur. D. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm tarihinden sonra, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 3. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır. 4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. 5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; suç tarihi itibarıyla sabıkası olmayan, yargılama boyunca da herhangi bir olumsuz davranışı dosyaya yansımayan ve mesleği şöförlük olan sanık hakkında kurulan hükümde, "Sanığa verilen cezanın geleceği üzerinde yaratacağı etki" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan ... vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle katılanlar ..., ..., ...ve ... vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/2458 Esas, 2022/2437 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla