İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/143 Karar: 2024/5259 Tarih: 2024

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/143 K.2024/5259

12. Ceza Dairesi 2024/143 E. , 2024/5259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/252 E., 2018/318 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün, davacı vekili ve daval

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/143 E. , 2024/5259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/252 E., 2018/318 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün, davacı vekili ve daval

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/143 E. , 2024/5259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/252 E., 2018/318 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: İncelenen dosyada; Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli ve 2017/252 Esas, 2018/318 Karar sayılı kararına karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı 03.07.2018 tarihinde verilen hükmü 04.07.2018 tarihinde süresi içinde temyiz isteminde bulunulduğu, davacı vekili tarafından yüzüne karşı 03.07.2018 tarihinde verilen hükmü 12.07.2018 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu, 14.01.2019 gün ve 2018/7624 Esas, 2019/425 Karar sayılı dairemizce yapılan incelemede; davacı vekilinin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesindeki 1 haftalık yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz ettiğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verildiği, davalı vekilinin temyiz isteminin onanmasına karar verildiği, davacı vekilinin Anayasa Mahkemesine başvurusu üzerine 23.05.2023 gün ve 2019/9039 Başvuru Numarası ile; davacının ilk derece mahkemesi tarafından temyiz süresinin on beş gün olarak bildirilmesine ve bu süre içerisinde temyiz dilekçesini sunmasına rağmen temyiz isteminin süreden reddi kararının mahkemeye erişim hakkına yönelik ihlal kabul edildiğinden dairemize gönderilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.01.2024 tarihinde davacı vekilinin temyiz isteğini yeniden tebliğnameye bağlanması gerektiği değerlendirilerek yapılan incelemede davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilerek yapılan incelemede: Davacının yüzüne karşı 03.07.2018 tarihinde verilen hükmü, davacı vekilinin, CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal sürenin mahkemece on beş gün olarak bildirilerek davacının yanıltıldığından, on beş günlük süre içinde 12.07.2018 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece; davacı vekilinin haksız tutuklama nedeniyle 460.138,25 TL maddi, 1.627.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 89.066,79 TL maddi, 650.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kararının, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2017 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın kısmen kabulü ile maddi tazminatın reddine, 195.000,00 TL maddi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kararının, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.01.2019 tarihli kararıyla davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği, davacı vekilinin 08.03.2019 tarihli eski hale getirme talebi bakımından Dairemizin 03.02.2020 tarihli kararıyla temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacı vekilinin Anayasa Mahkemesine başvurusu üzerine 23.05.2023 gün ve 2019/9039 Başvuru Numarası ile ihlal kararı verilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.10.2018 tarihli ve 2018/83320 sayılı Tebliğnamesi ile 05.01.2024 tarihli ve 2023/129262 sayılı Tebliğnamesine göre inceleme yapılmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; Anayasa mahkemesi ihlal kararı kapsamında dosyanın incelenmesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, maddi tazminatın kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, davalı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen manevi tazminatın haksız zenginleşmeye sebep olacak şekilde fahiş ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, belirtmiştir. III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 01.07.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1084 tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı belirlenerek davanın kısmen kabulü ile 89.066,79 TL maddi, 650.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizine ilişkin kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2017 tarihli kararıyla; "...1..Dairemizin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, objektif bir ölçü olmamakla birlikte, manevi tazminat miktarının davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, adalet ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 1084 gün süreyle tutuklu kalan davacı lehine bu ölçülere uymayacak ve faizi ile aylık 26.983 TL'ye tekabül edecek, emsal uygulamaların da oldukça üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, 2- Davacı tarafça sunulan Jandarma Genel Komutanlığı’nın yazı içeriklerinde, tutuklandığı tarihte Jandarma kurmay albay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli olan davacının, ancak beraat etmesinden sonra 08.06.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, nasbının 30.08.2012 tarihine götürülerek kıdemli kurmay albaylığa terfi ettirildiği, kıdemli kurmay albay rütbesine emsallerinden geç terfi etmesi nedeniyle albay ile kıdemli albay rütbeleri arasındaki maaş farkının geriye dönük olarak ödemesinin 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 33. maddesindeki düzenleme nedeniyle yapılamadığının belirtildiği dikkate alındığında, anılan maaş farkının ödenmesine ilişkin olarak davacının bağlı bulunduğu kuruma yaptığı bir başvuru olup olmadığı, davacı tarafından bu konuda açılmış idari bir dava bulunup bulunmadığı, davadan sonra bile olsa herhangi bir idari tasarrufla ödenmesine karar verilip verilmediği ve bu konudaki yasal mevzuat araştırılarak, ancak maaş farkının başka bir yolla ödenmesinin de mümkün olmadığının belirlenmesi halinde, bu miktarın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3- Tutuklandığı tarihte Giresun J. Bölge K.lığı Kurmay Başkanlığı görevini yürüten davacının bu görevinden sonra J.Komd.Eğt.A.K.lığı, bunu müteakiben de İl J.K.lığı görevine atanabilmesi için gerekli şartları taşımış olsa bile, bu atamanın mutlak suretle yapılacağı varsayılarak oluşacak muhtemel maaş kayıplarının maddi tazminata eklenemeyeceğinin gözetilmemesi, 4- Davacının bağlı olduğu kurum tarafından makamı, mevkisi ve yetkisi olmayan bir göreve atanması nedeniyle ailesinin lojmandan çıkarak ev kiralamak zorunda kaldığından bahisle ödenen kira bedelleri, Oyak üyesi olan davacının maaşından eksik ödenen aidatlar nedeniyle mahrum kaldığı nema miktarı, görev başında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına her ay, 2155 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre ödenen tayın (yemek yardımı) bedeli, davacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuru nedeniyle ödediği kargo bedelleri ile çeşitli kurum ve kuruluşlara yaptığı bilgi edinme başvuruları, şikayet, itiraz ve benzeri nedeniyle ödediği posta giderleri ve temyize konu tazminat davası için avukata vekalet vermesi nedeniyle ödediği noter masrafının CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması, 5- Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2014/188 Esas - 2015/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının vekaletnameli bir müdafi tarafından mı, yoksa Baro tarafından atanan müdafi tarafından mı temsil edildiği belirlenerek, davacının vekaletnameli bir müdafi tarafından temsil edildiğinin tespit edilmesi halinde, davacı tarafça sunulan 13.01.2015 tarih, 17.600 TL bedelli ödeme makbuzuna ilişkin olarak beraat karar tarihinden önce düzenlenmiş ve anılan ceza dava dosyasına ilişkin olduğu anlaşılan serbest meslek makbuzu bulunup bulunmadığı araştırılarak, ancak böyle bir serbest meslek makbuzunun bulunması halinde, serbest meslek makbuzunun üzerindeki bedelden beraat kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 3.000 TL maktu vekalet ücretinin düşülmesinden sonra kalan vekalet ücreti miktarının maddi zarar kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 6- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmedilen toplam tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bir kez nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmolunması,,..." Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile maddi tazminatın reddine, 195.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2017/252 Esas, 2018/318 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz taleplerine istinaden yapılan inceleme neticesinde davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili temyiz istemi bakımından temyiz isteminin reddine, davalı vekili bakımından temyiz isteminin onanmasına dair Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.01.2019 tarihli ve 2018/7624 Esas, 2019/425 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uygun manevi tazminata hükmedildiğinden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, manevi tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin ve davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla