İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/2011 Karar: 2025/3667 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/2011 K.2025/3667

12. Ceza Dairesi 2024/2011 E. , 2025/3667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E. 2023/218 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ... hakkında; beraat Sanıklar ..., ... hakkında; ölüm nedeniyle düşme Sanık ... hakkında; mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme-

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/2011 E. , 2025/3667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E. 2023/218 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ... hakkında; beraat Sanıklar ..., ... hakkında; ölüm nedeniyle düşme Sanık ... hakkında; mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme-

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/2011 E. , 2025/3667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E. 2023/218 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ... hakkında; beraat Sanıklar ..., ... hakkında; ölüm nedeniyle düşme Sanık ... hakkında; mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme- onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2015 tarih, 2015/19 Esas, 2015/243 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 53, 54. Maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dairemizin 15/09/2022 tarih, 2018/3148 Esas, 2022/5686 Karar sayılı bozma ilamında; "2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğinden temyiz talebinin yalnızca müsadere hükmüne ilişkin olduğu anlaşılarak yapılan incelemede; Olay günü gece 01:30 sıralarında kaçak kazı yapıldığı yönündeki ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, olay yerinde kepçe bulunduğu ve sanıkların olay yerinde olduğu, dur ikazında bulunulduğunda ... ... ve ...’ın kaçmaya çalıştığı, ancak yakalandıkları, olay yerinde 1’er adet balyoz, kürek ve fırça ele geçirildiği, kazı çukurunun 2,6 metre derinliğinde yaklaşık 3x4 metre genişliğinde olduğu hususlarının tespit edildiği, sanık ...’un aşamalardaki beyanlarında kendisine ulaşılamayan ... isimli bir kişinin ev yaptırmak üzere kepçe ile kazı yapılmasını istediğini, bu nedenle kazı yaptığını, diğer sanıkları tanımadığını, ...’in gelerek burada kazı yapamayacağını ve sit alanı olduğunu söylediğini, daha sonra yine ...’in de gelerek kendisine kızdığını beyan ettiği, diğer sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, ...’in olay günü kahvehaneden çıktıktan sonra kepçe ışığını görüp kepçenin yanına gittiğini ve kepçeciye kızdığını beyan ettiği, diğer sanıkların da olay günü ...’in evinde olduklarını, gürültüyü duyunca iki araçla kepçenin yanına gittiklerini ... ve ...’in kepçeciye kızdığını, ...’u tanımadıklarını beyan ettikleri dosya kapsamında, 1-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...’in 20/04/2021 tarihinde, sanık ...’ın 03/05/2017 tarihinde temyiz aşamasında öldüklerinin tespit edilmiş olması karşısında, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 2- Sanıklar ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise; Sanıkların aşamalardaki beyanlarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, olay günü ...’in evinde olduklarını, gürültü duymaları üzerine iki araç ile bakmaya gittiklerini, kepçeyi kullanan ...’u tanımadıklarını, ...’in ve ...’in kepçeciye arazide kazı yapmaması için kızdıklarını beyan ettikleri, sanık ...’un da aşamalardaki beyanlarında sanıkları tanımadığını ve ... ve ...’in kazı yapmaması gerektiği, sit alanı olduğu yönünde kendisine kızdıklarını belirttiği anlaşılmakla, sanıkların kazı eylemine iştirak ettiklerine ve üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, şüpheden uzak, kesin delil mevcut olmadığı anlaşılmakla; sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkumiyetlerine dair hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, sanık ..., sanık ..., sanık ...’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 3-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin, kepçenin müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazının reddine, ancak; Sanık hakkında düzenlenen iddianame ile izinsiz kazı yapmak suçundan 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 21/04/2015 tarihli arkeolog bilirkişi raporu ile dosya kapsamında mevcut resimler incelendiğinde, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/06/2010 tarihli 2846 sayılı kararı ile II. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş alanda kepçe ile yapılan kaçak kazı sonucunda, Roma Dönemine ait iki adet mezar stelinde onarılması güç tahribat oluştuğu anlaşılmakla, sanığın tek bir eylem ile Kanunun birden çok maddesini ihlal etmiş olduğu, bu durumda 5237 sayılı TCK'nın 44/1. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasının gerektiği, 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür ve tabiat varlıklarına zarar verme suçunun yaptırımının, aynı Kanunun 74/1-1. cümlesinde öngörülen yaptırımdan daha ağır olduğu, 18/12/2014 tarihli iddianamede kültür varlığına zarar verildiğinden de bahsedildiği anlaşılmakla, sanığın TCK’nın 44/1. maddesi delaletiyle 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eylemin kazı suçunu oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son. maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2023 tarih, 2022/350 Esas, 2023/218 Karar sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanıklar ..., ..., ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine, sanık ... hakkında, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2-4 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 4.150 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 26.03.2024 tarih, 2024/30586 sayılı ve onama- düşme görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; düşme ve beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, müsadere kararı verilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın kastının olmadığına, alt sınırdan uzaklaşılmasının yerinde olmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, olay günü gece 01:30 sıralarında kaçak kazı yapıldığı yönündeki ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, olay yerinde kepçe bulunduğu ve sanıkların olay yerinde olduğu, dur ikazında bulunulduğunda ... ... ve ...’ın kaçmaya çalıştığı, ancak yakalandıkları, olay yerinde 1’er adet balyoz, kürek ve fırça ele geçirildiği, kazı çukurunun 2,6 metre derinliğinde yaklaşık 3x4 metre genişliğinde olduğu hususlarının tespit edildiği, sanık ...’un aşamalardaki beyanlarında kendisine ulaşılamayan ... isimli bir kişinin ev yaptırmak üzere kepçe ile kazı yapılmasını istediğini, bu nedenle kazı yaptığını, diğer sanıkları tanımadığını, ...’in gelerek burada kazı yapamayacağını ve sit alanı olduğunu söylediğini, daha sonra yine ...’in de gelerek kendisine kızdığını beyan ettiği, diğer sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, ...’in olay günü kahvehaneden çıktıktan sonra kepçe ışığını görüp kepçenin yanına gittiğini ve kepçeciye kızdığını beyan ettiği, diğer sanıkların da olay günü ...’in evinde olduklarını, gürültüyü duyunca iki araçla kepçenin yanına gittiklerini ... ve ...’in kepçeciye kızdığını, ...’u tanımadıklarını beyan ettikleri, UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...’in 20/04/2021 tarihinde, sanık ...’ın 03/05/2017 tarihinde temyiz aşamasında öldükleri görüldüğünden her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında 2863 Sayılı Kanunun 74/1-1.cümle maddesi uyarınca kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı veya sondaj yapmak suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de sanıkların ölmüş olması sebebiyle haklarındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verildiği, sanıklar ..., ... ve ...'in aşamalardaki beyanlarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, olay günü ...’in evinde olduklarını, gürültü duymaları üzerine iki araç ile bakmaya gittiklerini, kepçeyi kullanan ...’u tanımadıklarını, ...’in ve ...’in kepçeciye arazide kazı yapmaması için kızdıklarını beyan ettikleri, sanık ...’un da aşamalardaki beyanlarında sanıkları tanımadığını ve ... ve ...’in kazı yapmaması gerektiği, sit alanı olduğu yönünde kendisine kızdıklarını belirttiği anlaşılmakla, sanıkların kazı eylemine iştirak ettiklerine ve üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, şüpheden uzak, kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların beraatine karar verildiği, yapılan keşif sonucu düzenlenen 21/04/2015 tarihli arkeolog bilirkişi raporu ile dosya kapsamında mevcut resimler incelendiğinde, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/06/2010 tarihli 2846 sayılı kararı ile II. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş alanda kepçe ile yapılan kaçak kazı sonucunda, Roma Dönemine ait iki adet mezar stelinde onarılması güç tahribat oluştuğu, sanık...'un 2863 sayılı Kanunun 74/1-1.cümle ve 65/1 maddelerini ihlal etmiş olduğu, bu durumda sanığın 5237 sayılı TCK'nın 44/1. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasının gerektiği, 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde düzenlenen kültür ve tabiat varlıklarına zarar verme suçunun yaptırımının, aynı Kanunun 74/1-1. cümlesinde öngörülen yaptırımdan daha ağır olduğu görülmekle sanık ...'un 2863 sayılı Kanun'un 65. Maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Dairemizin 15/09/2022 tarih, 2018/3148 Esas, 2022/5686 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; 1-Sanıklar ..., ..., Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz Talebi Açısından; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 2-Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Ölüm Nedeniyle Düşme Hükümlerine Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz Talebi Açısından; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ...'in 20/04/2021, sanık ...'ın 03/05/2017 tarihinde öldüğü gerekçeleri gösterilerek, açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 3-Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafinin Temyiz Talebi Açısından; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen 28.05.2015 tarihli mahkumiyet hükmünden itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı 19.10.2023 tarihli mahkumiyet hükmünden önce 28.05.2023 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla