Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/265 E. , 2024/2890 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2023/269 K. DAVA : 466 sayılı kanun gereği tazminat DAVATARİHİ : 29.03.2011 HÜKÜM : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan h
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/265 E. , 2024/2890 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2023/269 K. DAVA : 466 sayılı kanun gereği tazminat DAVATARİHİ : 29.03.2011 HÜKÜM : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece; davacının haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 268,00 TL maddi, 3.200,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kararının, davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.04.2013 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz sebepleri; tazminata esas dosyada beraat kararı tebliğ edilmediğinden davanın süresinde olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka ve adalete uygun olmadığını, belirtmiştir. III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Van(kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1997/249 Esas, 1998/148 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının yasa dışı pkk terör örgütünün sair efradı olmak suçundan 23.09.1997 – 02.06.1998 tarihleri arasında 252 gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, bu hükmün 10.06.1998 tarihinde kesinleştiği ve davanın 466 sayılı Kanuna tabi olduğu, davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.04.2013 tarihli kararıyla; "...Dava 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği şeklindedir. Ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama yoktur. Borçlar Kanununun 60. maddesinde tazminat davasının, zarar verici fiil veya olayın vukuundan itibaren her halde 10 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimseler bakımından, devletin yaptığı yakalama veya tutuklama haksız fiili ceza davasının kesinleşmesi ile netleştiğinden bu tarih olayın vuku tarihi olup, bu tarihten itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyecektir. İncelemeye konu olan dosya kapsamına göre beraat kararının 10.06.1998 tarihinde kesinleşmiş olup, dava tarihinin ise 29.03.2011 olması karşısında, davanın 10 yıllık süre dolduktan sonra açıldığının anlaşılması karşısında davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi, ,..." Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davacının sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı Kanun'un 142/9. Maddesinde belirtilen, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak davalı lehine davacının talep miktarı gözetilerek 8.000,00 TL maktu vekalet ücreti ödenmesi gerekirken 29.800,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CUMK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği vekalet ücretinin belirlendiği bölümünde yer alan "29.800,00 TL" ibaresinin, "8.000,00 TL" ibaresi ile değiştirilmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde karar verildi.