Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/3995 E. , 2025/547 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2023 E., 2024/1645 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/3995 E. , 2025/547 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2023 E., 2024/1645 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince kurulan sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, adlî emanete alınan 1 adet numarasız ve ibaresiz, 12 numara, tek namlulu, pompalı tüfeğin, 3 adet 12 numara kartuşun, 4 adet 9 mm çapında kovanın, 1 adet saçma tanesi tapanın, 2 adet saçma tanesi parçasının 5237 sayılı TCK'nın 54/1. maddesi gereği müsaderesine ilişkin 16.07.2024 tarihli hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda 18.09.2024 tarihli karar ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki müsadere hükmünün uygulanmasına ilişkin hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 05.11.2024 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında kasten ya da olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; ... ceza alt sınırdan belirlenip, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; inşaatlarda mermer ustası olarak çalışan sanık ...'un, üç ya da dört gün önce inşaattaki çalışma saatlerinden dolayı tüfek satın alıp, satın aldığı tüfeği iki gün önce çalışmakta olduğu inşaat alanına bıraktığı, olay günü sanık inşaat alanında iken olay yerine yine mermer işleriyle uğraşan ...'ın geldiği ve sanık ile ...'ın orada tanıştıkları, sanığın elindeki tüfek ile inşaattaki tuğlaları hedef alıp iki el ateş ettiği, bu sırada ...'ın da sanığın yanında bulunduğu, tanık ...'in sanığı tüfekle ateş etmemesi konusunda uyardığı, akabinde sanık ile ...'ın bir üst kata çıktıkları, ...'ın da tüfekle ateş etmek istemesi üzerine, sanığın içerisinde fişek olup olmadığını kontrol etmek amacıyla tüfeği doldur boşalt yaptığı ve tüfeğin tetiğine bilinçli bir şekilde basmadığı aşamada tüfeğin ateş alıp, tüfekten çıkan saçmaların sanığın karşısında bulunan ...'ın kafa kısmına isabet ettiği, bunu gören sanığın yardım çağırmak amacıyla hemen bağırdığı, ancak ...'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında; ölen ile olay günü tanıştığını, ölen yanındayken tuğlaları hedef alarak tüfekle iki el ateş ettiğini, ölenin de ateş etmek istemesi üzerine, av tüfeğinde fişek olup olmadığını kontrol etmek için tüfeği doldur boşalt yaptığı esnada av tüfeğinin ateş alarak çıkan saçma tanelerinin ölene geldiğini görmesinin ardından çevreye 112 Acil Çağrı Merkezi hattını aramaları için bağırdığını beyan ettiği, olay anına ilişkin doğrudan görgü tanığı bulunamasa da, tanık Selahatin'in aşamalardaki beyanlarında; sanık ile ölenin ilk olarak yan yana olduklarını gördüğünü, taraflar arasında herhangi bir tartışmanın olmadığını, sanığın av tüfeğiyle hedef gözeterek ilk atışlarını yapmasının ardından sıkıntı olabileceğini ifade ettiği, sanığın "Bir şey olmaz." diyerek yukarı çıktığını, ardından bir silah patlama sesi daha duyduğunu ve sanığın hemen akabinde "Adam vuruldu!" diye bağırması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi hattını aradığını ifade ettiği, tanık ...'nın otopsi tutanağına, sanığın inşaatlarda kimseyi istemediğine dair bir beyanı geçmiş ise de mahkeme huzurunda böyle bir şey ifade etmediğini beyan ettiği, 26.09.2023 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre olayın gerçekleştiği inşaat alanından toplam 3 adet av tüfeği fişeğinin ele geçtiği, istif halinde bulunan tuğlaların alt kısmındaki tuğla üzerinde av tüfeği fişeğine ait saçma izleri ile saçma parçalarının olduğu ve söz konusu alandaki fotoğrafların da sanığın savunmalarını doğrular nitelikte olduğu, ayrıca 28.11.2023 tarihli kriminal raporda, sanık ile ölene ait svaplar ile flaster bant numunelerinde atış artıklarına rastlanılmadığı ve söz konusu ateşli silah ile uzak atış mesafesinden atış yapıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiş olup, bu hususlarının da sanığın savunmalarını doğruladığı, 29.11.2023 tarihli kriminal rapora göre olay yerinde ele geçen 3 adet av fişeği kartuşunun suçta kullanılan av tüfeğinden atılmış olduğunun tespit edildiği ve 26.09.2023 tarihli otopsi raporuna göre ölenin ölümünün av tüfeği yaralanmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve yaygın beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiği hususları birlikte göz önüne alındığında, ölenin sanığın elinde bulunan av tüfeğinden çıkan saçmalar neticesinde öldüğünün anlaşıldığı, öte yandan kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 26.04.2024 tarihli raporuna göre sanık ...’un suç tarihi olan 26.09.2023 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu, suçun vasıflandırılması yönünden; taraflar arasında öncesinde veya olay gününde bir husumet veya tartışma olmadığı, tanık ...'in ilk atışların yapıldığı esnada sanık ile öleni yan yana gördüğü, tüfeğin patlamasından sonra sanığın hemen 112 Acil Çağrı Merkezi hattının aranması için "Adam vuruldu!" diye bağırdığı hususları gözetildiğinde, eylemin doğrudan kast ile işlenmesinden bahsedilemeyeceği, yine olay anına ilişkin doğrudan görgü tanığı olmadığı gibi yan delillerin de sanığın savunmalarını destekler mahiyette olup savunmaların aksinin kanıtlanması mümkün olmadığından, sanığın, ölenin ölebileceğini öngördüğü hâlde olursa olsun diyerek av tüfeğinin tetiğine bilinçli olarak basmayıp, tüfeği doldur boşalt yaptığı esnada ateş aldığından olası kast hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığı, ancak sanığın av tüfeğini doldur boşalt yaptığı aşamada silahın ateş almayacağına dair yeteneğine güvendiği, ateş alması hâinde tüfekten çıkan saçma tanelerinin kendisine 1 - 2 metre mesafede bulunan ölene gelebileceğini öngörmesine rağmen ölenin yaralanmasını veya ölmesini istemediği hâlde ölüm neticesinin meydana geldiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28.03.2023 tarihli ve 2022/6718 Esas, 2023/1394 Karar sayılı " ... Sanıklar ve maktulün olay günü birlikte sanık ...'un babasının iş yerine gittikleri, sanık ...'un çay demlemek amacıyla aşağı indiği, bu sırada sanık ... ile maktulün iş yerinde bulunan tüfeği aldıkları, ayrıntılarına Olay ve Olgular başlığı altında (4) numaralı bentte yer verilen av tüfeğinin uzunluğu itibariyle maktulün namlusu kendisine dönük şekilde tutarken tetiğe dokunmasının mümkün olmadığı, raporla da sabit olduğu üzere herhangi bir arızası bulunmayan tüfeğin çekiştirme ile patlamayacağı, tetiğe 3.8 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiği, dolayısıyla sanık ... ile maktulden başkası bulunmayan olay yerinde, sanık ...'nın elinde bulunan tüfeğin namlusu maktule baktığı sırada tüfeğin patladığı, sanık ...'nın eli tetikte ise de bu sırada maktulün sanığa temas edip etmediğinin bu çerçevede tetiğe iradi basılıp basılmadığının tam olarak belirlenemediği anlaşılmakla, maktulü bilerek ve isteyerek vurduğu yönünde bir delil bulunmadığı, ancak meydana gelen ve istenilmeyen neticenin alkollü olan ve kapalı mekanda ateşli silahla oynayan sanık ... tarafından öngörülebilir nitelikte olması nedeniyle, sanık ...'nın 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve üst sınırdan (1/2) veya üst sınıra yaklaşılmak suretiyle aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit taksirle öldürme suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki kararı da dikkate alındığında sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği ve sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve meydana gelen neticede nazara alındığında ... cezanın üst sınıra yakın ve bilinçli taksir artırım oranının üst sınırdan belirlenmesi gerektiği gerekçeleriyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmediği, 5237 sayılı TCK'nın 54/1. maddesi hükmüne göre müsaderenin ancak kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşya hakkında hükmedilebileceği gözetilmeden, adlî emanete alınan 1 adet numarasız ve ibaresiz, 12 numara, tek namlulu, pompalı tüfeğin, 3 adet 12 numara kartuşun, 4 adet 9 mm çapında kovanın, 1 adet saçma tanesi tapanın, 2 adet saçma tanesi parçasının müsaderesine karar verilmesi biçiminde tespit edilen hukuka aykırılığın ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararındaki müsadere hükmünün uygulanmasına ilişkin hukuka aykırılığın "Adli Emanetin 2024/91 sırasındaki Balıkesir cinayet gasp büro amirliğinin yazısı ekinde gönderilen bulgu poşeti içerisindeki bir adet numarasız ve ibaresiz 12 numara tek namlulu pompalı tüfeğin ve 3 adet 12 numara kartuşun 2521 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere İDAREYE TESLİMİNE, 4 adet 9 mm çağında kovan, 1 adet saçma tanesi tapa, 2 adet saçma tanesi parçasının İMHASINA," şeklinde, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, iddiaya ilişkin adı geçenin savunmasının alındığı ve gerekçeli karar başlığında da sanık ...'un isim ve kimlik bilgilerinin yazıldığı göz önünde bulundurulduğunda, İlk Derece Mahkemesinin hükmün esasını oluşturan kısa kararda yer verdiği "1-Sanık ... ...'ın" ibareleri, olağan bir dikkatin ve özenin gösterilmesi hâlinde gerçekleşmeyecek olan ve mahallinde "1-Sanık ...'un" şeklinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.