İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/3968 Karar: 2025/3599 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/3968 K.2025/3599

12. Ceza Dairesi 2024/3968 E. , 2025/3599 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2927 E., 2024/2276 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, sa

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/3968 E. , 2025/3599 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2927 E., 2024/2276 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, sa

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/3968 E. , 2025/3599 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2927 E., 2024/2276 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği 17.12.2024 tarihli dilekçe ile dosyasının bir an önce onanmasını talep etmesi ve aynı dilekçede temyiz isteminden vazgeçtiğine dair bir ifadesinin bulunmaması nedeniyle oluşan tereddütün giderilmesi amacıyla Dairemizin 09.01.2025 tarihli yazısı üzerine 21.01.2025 tarihinde tutuklu olarak bulunduğu cezaevinde ifadesi alınan sanığın, avukatı tarafından yapılan temyiz istemine katıldığını beyanla temyiz isteminden vazgeçmemesi, ayrıca, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği 16.01.2025 tarihli dilekçe ile de kararın lehine bozulmasını veya bir an önce onanmasını talep etmesi karşısında, sanığın hükmün onanmasından ibaret isteminin temyizden vazgeçme niteliğinde olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince kurulan sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, (B) sınıfı sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, temel cezanın ve bilinçli taksir artırım oranının üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde öngörülen unsurların her birinin somut olayda ne surette gerçekleştiği ortaya konulmadan ve 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesinde öngörülen orantılılık ilkesi de göz önünde bulundurulmadan sanığa fazla ceza hükmedildiğine, koşulları bulunmamasına rağmen bilinçli taksir hükmünün uygulandığına, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak sanık lehine 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına, yasal ve takdiri tüm lehe hükümlerin uygulanması amacıyla hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 07.09.2023 tarihinde gündüz vakti saat 11.00 sıralarında, açık havada, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, 1294 sokak istikametinden 1270 sokak istikametine seyir hâlindeyken, 11 metre gerideki "Dur" ve 1 metre mesafedeki "Kasisli Yol" levhalarını dikkate almaksızın, mevcut hızıyla geldiği kavşağa giriş yaptığında, gidiş istikametine göre sağ tarafındaki bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorunun bulunmadığı caddenin sol şeridi üzerinde seyreden sürücü ... yönetimindeki otomobilin sol arka kısımlarına, idaresindeki otomobilin ön kısımları ile çarpması, çarpışmanın etkisiyle savrulan sürücü ... yönetimindeki otomobilin sağında bulunan katılan mağdur sürücü ... idaresindeki motosikletin sol yan kısımlarına çarpması ve sürücü ... yönetimindeki otomobilde yolcu olarak bulunan 3 yaşındaki Davi Pereıra'nın araçtan dışarı fırlaması sonucu otomobil sürücüsü ... ile ....'nın öldüğü, aynı otomobilde yolcu olarak bulunan katılan mağdur ...'nin yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve motosiklet sürücüsü ...'in hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları, sanığın, kazadan 14 dakika sonra saat 11.14'te hastanede yapılan muayenesinde kanında 1,92 promil alkol saptandığı, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olup, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle de eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Tebliğname'de "... olayın nedensel sürecinde; 50 km/s hız limiti olan; mahal şartlarının üzerinde bir hızla, 1.92 promil alkollü olarak araç sevk ve idare ederek; hız kesici nitelikte bariyerli yaya geçidine rağmen vites küçültmeyerek; 'Dur !' levhası bulunan kavşakta düşük vites moduna geçmeyerek; geçiş üstünlüğü olan müteveffaların içinde bulunduğu araca şiddetli bir biçimde çarparak etkili olan sanık hakkında bilinçli taksir uygulaması yapılırken, artırım oranı düşük tutularak TCK'nın 22/3. maddesine aykırılığa yol açılması" nedenine dayalı olarak hükmün bozulması önerilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre hız aşımının bilinçli taksir koşullarını oluşturması için mahal şartlarının bir katından fazla olması gerekmekte olup, sanığın, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yönetimindeki otomobili yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 100 kilometre/saat üzerinde hızla sürdüğüne dair herhangi bir tespit bulunmadığı, sanığın, "Dur" ve "Kasisli Yol" levhalarını dikkate almayıp, mevcut hızıyla geçiş önceliğine uymadan kavşağa giriş yapması biçimindeki kural ihlali ise kusur durumunun belirlenmesinde gözetilmiş olup, açıklanan kural ihlalinin bilinçli taksir oluşturan hâller arasında değerlendirilemeyeceği, sonuç olarak somut olayda bilinçli taksir oluşturan hâlin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak kazaya sebebiyet vermekten ibaret olduğu, bu durumda, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca alt sınırdan (1/3) oranında artırım yapılmasının bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısına göre isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu, ayrıca, Tebliğname'de, "... Sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasında 'Sanığın eylemi bilinçli taksirle gerçekleştirmiş olması, meydana gelen neticenin ağırlığı gözetilerek hakkında TCK 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,' biçiminde, yasal olmayan gerekçeye başvurulması" nedenine dayalı olarak hükmün bozulması önerilmiş ise de asli kusurlu olarak iki kişinin ölümüne ve iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanığın, fiilden sonra ortaya çıkan ölenlerin yakınlarının ve mağdurların zararlarını kendisinden beklenebilecek ölçüde giderdiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmaması ile gerek kazadan sonra gerek yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışının olmaması göz önüne alındığında, sanığı yargılama sürecinde bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşmayan İlk Derece Mahkemesince, "Sanığın eylemi bilinçli taksirle gerçekleştirmiş olması, meydana gelen neticenin ağırlığı gözetilerek" biçimindeki gerekçelerle takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verilmesinin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasını öneren Tebliğname'deki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla