Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/3961 E. , 2024/7749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/133 E. 2015/416 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/3961 E. , 2024/7749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/133 E. 2015/416 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Polis aracı tarafından takip edilmeye başlanılan sanığın ehliyetsiz olması sebebi polislerden kaçmaya başladığı, polis aracının sanığın kullandığı aracın sağından geçerek önüne geçip sanığı sıkıştırmaya devam ettiği,sanığın polis aracı tarafından orantısız bir şekilde takip edildiği için aracı ile yanyola geçtiği ve durak olmamasına rağmen akıcı trafiğin olduğu kaza mahallindeki taksiye çarpmak zorunda kaldığı, taksiye çarpması sonucu mahalde yaya olarak bulunan mağdurların ölümüne sebebiyet verdiği, kazanın asıl sebebinin polis aracının orantısız şekilde takip yapması olduğu, polislerin olay yerinden 2 km mesafede takibi bıraktıklarına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, olay yerine gelen ilk ekip olmalarından sanığın asli kusurlu olmadığının anlaşılacağı, tam ve eksiksiz araştırma yapılamadığı, re'sen takdir olacak gerekçelerle kanun ve hukuka aykırı kararın bozulması sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile alkollü bir vaziyette 16/12/2014 günü saat 22:30 sıralarında azami hız limitinin 80 km olduğu meskun mahalde aydınlatmanın olduğu tek yönlü eğimli D-100 Güney yan yol üzerinde tehlikeli şekilde araç kullandığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağında bulunan kaldırıma çıktığı, kaldırımda bulunan ... ocakbaşı isimli iş yerinin yan duvarına ve aracın ön kısmıyla giriş yerine çarptığı, bu esnada iş yerinin giriş kısmında kaldırımda ayakta duran yayalar ... ve ...'e çarparak ölmelerine sebebiyet verdiği, her ne kadar sanık bu olayın kolluk görevlilerinin kendisini kuralsız takip etmeleri nedeniyle olduğu savunmuş ise de, sanık dışında olayda kusuru bulunan başkaca kişinin olmadığı, bu hususun yargılamanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan rapor ve belgelerle sabit olduğu, İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 27.10.2015 tarihli raporuna göre sanığın kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, sanığın sürücü belgesi olmadığı halde ve alkollü olarak trafik kurallarına aykırı araç kullandığı, böylelikle trafik kurallarına aykırı hareket ettiği somut olayda bu şekilde araç kullanarak sanığın trafik kuralları çerçevesinde kendisine yüklenen objektif kriterlere riayet etmediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık neticesinde her ne kadar öngörülen sonuçlar sanık tarafından istenmemiş ise de sanığın herhangi bir kazaya karışabileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam ettiği, suçun manevi unsuru olan bilinçli taksirin somut olayda varlığı kabul edilerek sanığın TCK'nın 85/2, 22/3. Maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Dosya içeriğine göre, 22.30 olan kaza saatinden 11 dakika sonra alkolmetre ile yapılan ölçümünde 91 promil alkollü olan sürücü belgesiz sanığın Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesi uygulamalarına göre her saat başı alkol miktarının 0,15 promil düştüğü dikkate alındığında, kaza saatinde yaklaşık 93 promil alkollü olduğu halde, azami hız limitinin 80 km olduğu meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmalı yolda seyir halindeyken kendisini durdurmak için takip eden polis ekip aracından kaçmak için süratli şekilde seyri sırasında olay yeri tek yönlü D-100 Güney yan yolda direksiyon hakimiyetini kaybedip kaldırıma çıkarak burada bulunan iş yeri duvarına ve iş yerinin önünde kaldırım üzerindeki yayalar ... ve ...'a çarparak her iki şahsı yol üzerine savurduğu, tekrar yol üzerine çıkarak burada bulunan ticari taksinin sağ arka kısmına çarpması şeklinde meydana gelen olayda, İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda ; sanığın seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, yolun sağında duraklama yapmış olan, ya da yavaş bir şekilde ilerlemekte olan, tanık idaresindeki aracı farkettiğinde hızını, aradaki güvenli mesafeyi koruyacak şekilde, düşürüp kazayı önlemesi gerektiği halde bahsedilen bu hususlara riayet etmemesi, arkadan çarpma ve hatalı doğrultu değiştirme manevrası kural ihlalleri ile olaya sebebiyet verdiği, asli ve tam kusurlu olduğu , olay sırasında sanığın aracını, şüphe üzerine durdurmak için takip eden trafik ekip otusu sürücüsünün, olayın oluş şekli itibarı ile bir etkenliği görülmediğinden atfı kabil kusurunun olmadığı anlaşılmış olup sanığın TCK'nın 85/2. Maddesi uyarınca tamamen kusurlu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece, sanığın sürücü belgesi olmadığı halde ve alkollü olarak trafik kurallarına aykırı araç kullandığı, bu aykırılık neticesinde her ne kadar öngörülen sonuçlar sanık tarafından istenmemiş ise de sanığın herhangi bir kazaya karışabileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam ettiği, suçun manevi unsuru olan bilinçli taksirin somut olayda varlığı kabul edilerek hakkında TCK'nın 22/3 maddesi uygulanmış ise de, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre 100 promil altında alkollü araç kullanmanın ve ehliyetsiz araç kullanmanın bilinçli taksir koşullarını oluşturmadığı, ancak incelenen dosyada, kazanın oluş biçimi, ticari taksi şoförünün beyanlarında gerisinden gelen sanığın çok hızlı süratli olduğuna dair beyanları, kaza tespit tutanağının özeti bölümündeki tespitler bir arada değerlendirildiğinde ekip otosundan kaçmak için çok süratli ve kontrolsüz şekilde araç hakimiyetini kaybeden sanığın eyleminde bilinçli taksir koşularının oluştuğu anlaşılmış olup tebliğnamedeki eleştiri öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2024 tarihinde karar verildi.