Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/4375 E. , 2025/1800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1570 E., 2023/818 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Şikâyetçiler ... ve ...'nun temyiz istemleri yönünden, istinabe yoluyla 30.05.2019 tarihli duruşmada sadece sanıklar ... ve ...'n
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/4375 E. , 2025/1800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1570 E., 2023/818 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Şikâyetçiler ... ve ...'nun temyiz istemleri yönünden, istinabe yoluyla 30.05.2019 tarihli duruşmada sadece sanıklar ... ve ...'ndan şikâyetçi olmadıklarını beyan etmelerine ve katılma isteminde bulunmalarına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçiler ... ve ...'nun, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla sanıklar ..., ..., ... hakkındaki hükümleri temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, dava konusu olayda çocukları ...'nun ölmesi nedeniyle yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve Dairemizin 02.10.2024 tarihli, 2023/5824 Esas, 2024/4874 Karar sayılı tevdi kararı üzerine sanıklar ... ile ... hakkındaki hükümleri temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini devam ettiren şikâyetçiler ... ve ...'nun sanıklar ..., ..., ... ile sınırlı olarak 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında verilen kararların; sanık ... müdafileri, sanık ... müdafileri, sanık ... müdafileri, sanık ... müdafii, sanık ... müdafileri, katılanlar ..., ... vekilleri, katılan ... vekili tarafından, sanıklar ... ve ... hakkında verilen kararların; katılanlar ... ve ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince taksirle öldürme suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların beraatlerine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafilerinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, katılanlar ..., ... vekilinin, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, sanık ... hakkında 5237 TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasından çevrilen 36.450,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmolunan adlî para cezasının 20 eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin ve katılanlar ..., ..., ... vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 06.09.2023 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 02.10.2024 tarihli ve 2023/5824 Esas, 2024/4874 Karar sayılı kararı ile ölen ...'nun mirasçıları olan şikâyetçiler ... ve ...'na gerekçeli kararın tebliğ edilmiş olması durumunda buna ilişkin tebligat parçalarının dosyasına eklenmesi, aksi hâlde gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmeleri durumunda temyiz dilekçelerinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin tevdi kararı uyarınca şikâyetçiler ... ve ...'na gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve adı geçen şikâyetçilerin temyiz isteminde bulunmaları üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçiler ... ve ...'nun temyiz istemlerinin kabulü ile hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 26.12.2024 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar ... ve ... vekillerinin temyiz sebepleri; fikir ve eylem birliği içerisinde olası kast ile adam öldürme suçunu işledikleri sabit olan sanıklar hakkında yazılı şekilde karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşülmesi ve hükmolunan cezaların yetersiz olması nedeniyle hükümlerin bozulması istemine ilişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların olası kast hükümlerine göre cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde yetersiz cezalar hükmedilmesinden dolayı sanıklar hakkındaki hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir. Katılanlar ... ve ...'nun temyiz sebepleri; sanıklar ... ve ...'e hükmedilen cezaların az olmasından dolayı adı geçen sanıklar hakkındaki hükümlerin bozulması istemine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; ilkokul mezunu ve finansör olan sanığın görev yetki ve sorumluluk alanlarına girmeyen konulardan dolayı kendisine kusur izafe edilemeyeceği ve keşif yapılıp, kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğüne, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmasının ve koşulları bulunmadığı hâlde bilinçli taksir hükmünün uygulanmasının isabetsiz olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi, aksi hâlde ise basit taksirle öldürme suçundan dolayı hüküm kurularak, hükmedilen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi ve lehine olan kanun maddelerinin uygulanması için hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; kazanın meydana geldiği gün göreve getirilen sanığın aynı gün gerçekleşen kazadan sorumlu tutulması mümkün olmadığı gözetilmeden, bilirkişi raporlarındaki çelişkiler ve hatalar da giderilmeden, kusuru bulunmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, görevi icabı şirketin finansal faaliyetleri ile ilgilenen sanık hakkında koşulları bulunmadığı hâlde bilinçli taksir hükmünün uygulanmasının isabetsiz olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi, aksi hâlde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması için re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; şirket tarafından jeoloji mühendisi olarak istihdam edilen sanığın, idari işler müdürü, üretim müdürü, işletme müdürü gibi birbirinden tamamen farklı üç ünvanı tek başına üstlendiği kabul edilip, resmî olarak sorumluluğunu doğuracak bir görevlendirilmesi bulunmamasına rağmen usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyetine karar verildiğine, mevzuata göre sorumluluğu olan ruhsat sahipleri davaya dâhil edilmeden, proje ve ekleri yeterince incelenmeden ve bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulduğuna, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının isabetsiz olduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; maden ocağında daimî nezaretçi olarak görev yapan sanığın, bilirkişi raporunda izah edilen eksiklikleri ve tehlikeleri nezaretçi defterine yazıp, gerekli uyarıları yaparak, görev ve sorumluluklarını yerine getirmesinden dolayı herhangi bir kusuru bulunmadığı hâlde, sanığa mevzuata aykırı şekilde kusur izafe eden bilirkişi raporuna itibarla hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; söz konusu işletmeye diğer işçiler gibi 12.12.2017 tarihinde şöfor olarak giren ve işçi vasfında olup, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi bulunmayan sanığın, 2018 yılında işi formen olarak değiştirilmiş ise de fiilen formen olmayıp, sahada getir götür işlerine baktığı hâlde, kendi içinde çelişen bilirkişi raporlarına itibar edilerek ve yeterince araştırma yapılmaksızın, kusuru bulunmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi, aksi hâlde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması için re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Muğla ili Milas ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde ve ruhsat sahibi ... Madencilik Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (... A.Ş.) uhdesinde bulunan, işletmesi rödövans (kiralama) sözleşmesi ile ... Otomotiv Madencilik Nakliyat Hayvancılık Tarım Ürünleri Petrol Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne (... LTD. ŞTİ.) verilen, üretim ve sevkiyat işi ise ... LTD. ŞTİ. tarafından ... Endüstri Mineral Enerji İnşaat Taahhüt Taşıma Hafriyat Gıda Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne (... A.Ş.) devredilen maden ocağında, 18.02.2019 tarihinde saat 10.30 sularında, iki ekskavatör, iki kamyon ve dört işçiden oluşan ekip ile kazı çalışması yapılırken, en altı ile en üstü arasında yaklaşık 40 metrelik kot farkı olan tek basamak şeklinde, dik açı şevli ocağın üst kısımlarından kopan büyük kaya kütlelerinin, iş makineleri ile işçilerin üzerine düşmesi ile meydana gelen göçük sonucu iki ekskavatör ile bir kamyonun tamamen kaya kütlelerinin altında kaldığı ve ... A.Ş. çalışanları olan kamyon sürücüsü ... ile ekskavatör operatörleri ... ve ...'un cansız bedenlerinin göçük altından çıkarıldığı, diğer kamyon sürücüsü mağdur ...'nın ise adlî muayene raporuna göre etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralandığı, kamyon sürücüsü ...'ın kesin ölüm sebebinin; yaygın beyin hasarı, iç organ tahribatı, büyük damar hasarı, ekskavatör operatörü ...'un kesin ölüm sebebinin; ezilmeye bağlı baş, boyun ve iç organ bütünlüğünün tamamen parçalanması, diğer ekskavatör operatörü ...'nun kesin ölüm sebebinin ise ezilmeye bağlı kafa, göğüs ve iç organ travması olduğunun tespit edildiği, Göçüğün ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 25.02.2019 tarihli raporda; ocakta yaklaşık 40 metre yükseklikte şevler bulunduğu, kazanın olduğu alanda bulunan kaya kütlesinde ters şevler, faylar, bol miktarda serbest kırık ve çatlaklar ile irili ufaklı kaya parçaları tespit edildiği, bu tip dik ve yüksek şevler altında çalışma yapılmaması gerekirken ruhsat sahasında işletme projesine uygun çalışılmadığı, basamak yüksekliklerinin 10 metre olması gerekirken 40 metre yükseklikte şevler olduğu, en son patlamanın 16.02.2019 tarihinde yapıldığı, ocakta patlatma için delinmiş olan deliklerin bulunduğu, kazanın uzun süre askıda kalmış, serbest hâlde bulunan kaya parçaları ve oldukça açıklık bulunan çatlaklara müdahale edilmemesinden ve şevin altında yapılan basamaklandırma çalışmalarından kaynaklandığı açıklamalarına yer verildiği, Milas İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Tim Komutanlığı tarafından hazırlanan 20.02.2019 tarihli raporda ise maden sahasının etrafında gelişi güzel atılmış üzerinde Sarex patlayıcı madde ibareli kutuların görüldüğünün, ancak bölgede patlatma yapılıp yapılmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, Göçüğün meydana gelmesinden önce de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ... A.Ş'ye yazılan 28.02.2018 tarihli yazıda; ruhsat sahasındaki mevcut ocaklarda basamakların yüksek olduğu, kısım kısım heyelan tehlikesinin bulunduğu, şevlerin dike yakın olduğu ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 29. maddesinin birinci fıkrası gereği tebliğ tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde tespit edilen eksikliklerin tamamlattırılarak, sahada yapılan faaliyetlerin işletme projesine uygun hâle getirilmesi, yapılan çalışmalarla ilgili ...'e bilgi verilmesinin istenildiği, ayrıca sahadaki üretim faaliyetlerinin bu eksiklikler tamamlanıncaya kadar durdurulacağının ifade edildiği, Göçüğün gerçekleştiği ruhsat sahasındaki mevcut ocaklara ilişkin sanık ... tarafından tutulan daimî nezaretçi defteri incelendiğinde; defterin düzenli olarak tutulduğu, ... uyarı yazısının deftere işlendiği, 06.11.2017 tarihli ve 6 numaralı sayfada ''kademeler projeye uygun hale getirilmelidir'', ''kademeler projeye uygun hale getirilip, gerekli tedbirler alınmalıdır'' ve ''ocak faaliyetlerinde kademelerin düzenlenmesi gerekmektedir'' şeklinde tespitler yapıldığı, yapılan bu ilk tespitten kazanın meydana geldiği güne kadar tutulan defterlerin tüm sayfalarında bu tespit ve uyarıların yinelendiği, hatta 14.02.2019 tarihli ve 67 numaralı son sayfada ''şevlerin ve basamakların altlarına ve üstlerine yaklaşılmamalıdır" tespitinin yapıldığı, Göçüğün gerçekleşmesinin sorumluları ile ilgili olarak yapılan araştırma, evrak içeriği ve beyanlara göre sanık ...'nun, maden işletme faaliyet hakkını, ruhsat sahibi ... A.Ş.den rödövans sözleşmesi ile devralan ... LTD. ŞTİ.nin yetkilisi olduğu, sanık ...'nun, söz konusu maden ocağının üretim ve sevkiyat işini ... LTD. ŞTİ.den devralan ve aynı zamanda babası olan diğer sanık ...'nun sahibi olduğu ... A.Ş.nin genel müdürü olup, 15.02.2019 tarihi itibarıyla genel müdür olarak atanmasına yönelik kararın sanık ... tarafından alındığı ve .... Noterliğinin 18.02.2019 tarihli işlemi ile genel müdür olarak atanma kararının onaylandığı, diğer sanıklardan ...'ın ... A.Ş.de jeoloji mühendisi, ...'ün ... A.Ş.de formen - ustabaşı, ...'nın ... LTD. ŞTİ. ile yaptığı sözleşme gereği daimî nezaretçi maden mühendisi olarak görev yaptıkları, Görev ve sorumlulukları bu şekilde belirlenen sanıkların olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu kapsamda; Soruşturma evresinde (A) sınıfı iş güvenliği uzmanı - makine mühendisi ve jeoloji mühendisi iki öğretim üyesi ile iş müfettişi yardımcısı - maden mühendisi olmak üzere üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 17.03.2019 tarihli raporda; sonuç olarak ocakta basamak ve şev oluşturulmadan, yaklaşık 40 metre yüksekliğinde, dike yakın şevli, tek basamak şeklinde ve üretim aynasının alt kısımlarının oyularak patlatılması ve göçertilmesi biçiminde projeye ve iş güvenliği kurallarına aykırı olarak sahanın rödövansçı olarak işletmesini yapan ... LTD. ŞTİ'nin yetkilisi sanık ... ile madenin üretim ve sevkiyat işini yapan ... A.Ş'nin yetkilisi sanık ...'nun asli kusurlu oldukları, basamak ve şev oluşturulmadan çalıştırılan ocakta teknik eleman olarak yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olup, gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... A.Ş. işletme müdürü sanık ...'ın tali kusurlu olduğu, olayın meydana gelmesinde başkaca kişilerin kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, Kovuşturma evresinde maden yüksek mühendisi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 08.08.2019 tarihli raporda; sonuç olarak kazanın meydana geldiği maden ocağının, rödövansçı olarak işletmesini yapan ... LTD. ŞTİ'nin yetkilisi sanık ... ile madenin üretim ve sevkiyat işini yapan ... A.Ş.nin yetkilisi sanık ...'nun kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu oldukları, daimî nezaretçi sanık ...'nın, ocaktaki eksiklikleri nezaretçi defterine yazmış ise de eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını takip etmediğinden ve kazanın meydana geldiği maden ocağında bulunmadığından kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, sanık ...'ın, maden ocağında işletme müdürü olduğu iddia edilmiş ise de işletme müdürü veya işveren vekili olarak görevlendirildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmamasından dolayı sanık ...'a kusur atfedilemeyeceği, sanık ...'ün ise kazanın meydana geldiği maden ocağında ustabaşı olarak işleri takip ettiği, maden ocağında çalışanlar tarafından kendisine tehlike konusunda yapılan uyarıları dikkate almadığı ve onları çalışmaya zorladığı, bu hâliyle kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, Soruşturma evresinde düzenlenen 17.03.2019 tarihli rapor ile kovuşturma evresinde düzenlenen 08.08.2019 tarihli rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle çelişkinin giderilmesi için inşaat mühendisi, fizik mühendisi, maden mühendisi ve jeoloji mühendisi dört (A) sınıfı iş güvenliği uzmanları ile maden mühendisi - iş güvenliği uzmanı olmak üzere beş kişilik bilirkişi kurulundan alınan 29.08.2020 tarihli raporda; sonuç olarak maden sahasının jeolojik formasyonuna göre planlanmış uygun yükseklikte basamak ve şev açısı oluşturulmadan, yaklaşık 40 metre yüksekliğinde 90 dereceye yakın çalışma yapılması, tek basamak şeklinde ve üretim aynasının alt tarafından malzeme alınarak ters ıskarpa şeklinde patlatılıp göçertilmesi, dolayısıyla maden üretim projesine, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulmadan çalışılması sebebiyle ... LTD. ŞTİ.nin yetkilisi sanık ...'nun asli kusurlu olduğu, sanık ...'nun, ... A.Ş.ye olay günü genel müdür olarak atanmış olması, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinden önce önlem alma yükümlülüğünün bulunmaması nedeniyle adı geçen sanığın kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, sanık ... tarafından sözlü olarak yetkilendirilen ve maden sahasında yapılacak işi koordine eden, olayın olduğu gün diğer çalışanlar tarafından tehlike konusunda uyarılan, buna rağmen işçileri çalıştıran sanık ...'ün olayda tali kusurlu olduğu, kazanın meydana geldiği maden ocağında jeoloji mühendisi olarak görev yapan sanık ...'ın, iddia edildiği gibi maden sahasında işletme müdürü olarak görevlendirildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, dolayısıyla sanık ...'a kusur atfedilemeyeceği, maden ocağında daimî nezaretçi olan sanık ...'nın görev ve sorumluluklarını yerine getirmiş olduğundan, sanık ...'ya kusur atfedilemeyeceği kanaatine varıldığı, Kovuşturma evresinde tüm deliller toplandıktan sonra alınan 29.08.2020 tarihli beş kişilik bilirkişi kurulu raporunun, olayın gerçekleşme şekli ile sanıkların kusur durumunu dosyada mevcut delillere uygun olarak açıklaması nedeniyle bu rapora itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılarak, dava konusu olayda, sanıklar ..., ... ve ...'ün, ayrıntıları 29.08.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtilen taksirli hareketleri ile üç kişinin ölümü ile birlikte bir kişinin yaralanmasına neden olmalarından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu işledikleri, ayrıca, göçüğün meydana gelmesinden önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, maden ocağındaki eksiklik ve tehlikelere işaret edilmesine ve daimî nezaretçi sanık ... tarafından da bu hususlar nezaretçi defterine yazılmasına rağmen sanıklar ..., ... ve ...'ün işçilerden maden ocağında çalışmalarını istedikleri, dolayısıyla böyle bir kazanın meydana gelebileceğini ve işçilerin ölümüne veya yaralanmalarına neden olabileceklerini öngördükleri, ancak kazanın meydana gelmeyeceği yönünde yanlış düşünceyle hareket ettikleri, buna karşılık istemedikleri ancak öngördükleri sonucun meydana gelmesini engelleyecek olan objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmadıkları, bu bağlamda maden ocağında çalışma yaptırdıkları, bu nedenle sanıklar ..., ... ve ...'ün, taksirle öldürme suçunu 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi kapsamında bilinçli taksirle işledikleri, Öte yandan sanık ...'nın, 06.11.2017 tarihinden, olayın meydana geldiği günü kadar maden ocağında bulunan ve kazanın meydana gelmesine neden olan eksiklikleri nezaretçi defterine yazıp, gerekli uyarıları yaptığı, dolayısıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirdiği, bu sebeple kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, diğer sanık ...'ın kazanın meydana geldiği maden ocağında işletme müdürü olduğu ileri sürülmüş ise de adı geçen sanığın kazanın meydana geldiği ocakta işletme müdürü veya işveren vekili olarak görev yaptığına dair, savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği, bu hâliyle sanıklar ... ile ...'ın cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiği, Kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporları arasında çelişkiler bulunması nedeniyle duruşma açılmasına ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilip, maden fakültesi öğretim üyesi, jeoloji mühendisi ve (A) sınıfı iş güvenliği uzmanı - maden mühendisi olmak üzere üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 20.12.2021 tarihli rapora itibar edilerek, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; 18.02.2019 tarihinde saat 10.30 sularında, yer üstü maden sahası niteliğindeki açık işletme feldspat sahasında 2 ekskavatör, 2 kamyon ve 4 işçiden oluşan ekip ile kazı çalışması yapılırken, zemin ile tepe arasında yaklaşık 40 metre yükseklik farkı bulunan ocağın üst kısmından kopan büyük bir kaya kütlesinin iş makineleri ve işçilerin üzerine düşmesi sonucu kamyon şoförlerinden ...'nın yaralı olarak kurtarıldığı, yapılan kurtarma çalışmaları sonrasında diğer kamyon şoförü ...'ın aynı gün, iş makinesi oporatörleri ... ve ...'un ise ertesi gün cansız olarak göçük altından çıkarıldıkları, Olay sonrası yerinde yapılan incelemede, kazanın meydana geldiği sahanın jeolojik formasyonuna göre planlanmış uygun yükseklikte basamak ve şev açısı oluşturulmadan, yaklaşık 40 metre yüksekliğinde 90 dereceye yakın şev açılı olarak çalışıldığı, tek basamak şeklinde ve üretim aynasının alt tarafından malzeme alınarak ters ıskarta biçiminde patlatılıp göçertildiği, maden üretim projesine ve iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulmadığı hususlarının tespit edildiği, bu kapsamdaki tespit ve uyarılara, göçüğün meydana gelmesinden önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsat sahibi ... A.Ş.ye yazılan 28.02.2018 tarihli yazıda, sanık ... tarafından tutulan daimî nezaretçi defterinde ve göçüğün ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 25.02.2019 tarihli raporda da yer verildiği, Göçüğün gerçekleştiği Muğla ili Milas ilçesi ... Mahallesi ... bölgesinde 4808 ruhsat sahasında faaliyette bulunan açık maden işletmesinin ruhsat sahibinin ... A.Ş. olduğu, ocağın işletiminin 18.06.2015 tarihinde yapılan rödövans sözleşmesi ile sanık ...'nun yetkilisi olduğu ... LTD. ŞTİ.ye devredildiği, buna dair Bakanlık "Olur"unun alındığı, ... LTD. ŞTİ.nin de üretim ve sevkiyat işini 31.08.2018 tarihli sözleşme ile sanık ...'nun yetkilisi olduğu ... A.Ş.ye devrettiği, daimî nezaretçilik sözleşmesinin 29.11.2018 tarihinde asıl işveren ... LTD. ŞTİ. ile maden mühendisi sanık ... arasında yapıldığı, sanık ...'ün madende formen (ustabaşı) olarak çalıştığı, sanık ...'ın Sosyal Güvenlik Kurumu girişinin ... A.Ş. adına 24.10.2017 tarihinde jeoloji mühendisi olarak yapıldığı, 17.04.2018 - 23.04.2019 tarihleri arasında raporlu olduğu, ancak gayriresmî olarak madene gelip gitmeye devam ettiği, sahadaki işleri formen sanık ... vasıtasıyla takip ettiği, görevlendirilmesine ilişkin olarak yazılı belge bulunmamakta ise de birtakım belge altında idari işler müdürü, üretim müdürü ve işletme müdürü sıfatları ile imzalarının bulunduğunun tespit edildiği, HTS kayıtlarına göre de 18.02.2019 tarihinde meydana gelen kazadan önce ve kazadan sonra sanık ...'ün ilk olarak sanık ...'ı, daha sonra jandarmayı aradığı, Görev ve sorumlulukları bu şekilde belirlenen sanıkların kusur durumuna gelince; ayrıntıları 20.12.2021 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda vurgulandığı üzere, her ikisi de işveren olup, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olan sanıklar ... ile ...'nun, daimî nezaretçi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan yazılı uyarılara rağmen maden çalışma sahasını işletme projesine uygun hâle getirmeden faaliyette bulunulmasına göz yumdukları, bu nedenle asli kusurlu oldukları, resmî bir görevlendirme yazısı bulunmamakla birlikte tanık beyanları ve dosyaya sunulan bazı belgelere göre maden ocağında fiilen işletme müdürü olarak görev yaptığı anlaşılan ve suç tarihinde raporlu olmasına rağmen maden sahasında görevini sürdürdüğü tespit edilen sanık ...'ın, yönetici sıfatının bulunmasına ve daimî nezaretçi ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan yazılı uyarılara rağmen herhangi bir tedbir almaması veya alınması için herhangi bir faaliyette bulunmaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, saha sorumlusu formen sanık ...'ün, can güvenliğini tehlikeye düşüren durum çalışanlarca kendisine iletilmesine rağmen tehlikeli çalışma koşullarına göz yumduğu ve çalışmaları devam ettirdiği için tali kusurlu olduğu, daimî nezaretçi sanık ...'nın, kazanın meydana geldiği ocaktaki tehlikeleri daimî nezaretçi defterine yazarak bu şekilde işverene yazılı olarak bildirmesine karşın can güvenliğini sağlayıcı önlemlerin takibini yapmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu, Ayrıca kazanın uzun süredir askıda kalmış durumdaki kaya parçalarındaki yarık ve çatlakların müdahale edilmemesinden ve 40 metre yüksekliğindeki şevin altında yapılan çalışmadan kaynaklandığı, ... tarafından ... kaya bloğundaki basamakların yüksek olduğu, heyelan tehlikesinin olduğu, şevlerin dike yakın olduğu hususlarının belirtilerek uyarılarda bulunulduğu, daimî nezaretçi tarafından 04.12.2018 ve 14.02.2019 tarihleri arasında sürekli askıda malzeme olduğunun, aynaların yüksek olduğunun, ...'in uyarılarına uygun çalışılması gerektiğinin ve iş güvenliği levhalarının eksik olduğunun yazıldığı, ayrıca suç tarihinden önceki iş kazasından önce de tanık anlatımlarında kaya bloğunun üstünde taşların yuvarlanıp tanık ...'in kullandığı iş makinesinin arkasına düştüğü, maden sahasındaki çatlaklardan dolayı çalışmanın tehlikeli olduğunun formen sanık ...'e de çeşitli kez şikâyet yoluyla iletilmesine ve bütün bu uyarılara rağmen maden sahasında çalışma yaptırıldığı, bu nedenlerle sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün eylemlerinde birden fazla bilinçli taksir hâlinin bulunduğu, dolayısıyla bilinçli taksir artırım oranının, sanıklar ..., ... ve ... yönünden üst sınırdan, sınırlı yetkileri bulunan formen sanık ... yönünden ise alt sınırdan belirlenmesi gerektiği, Sonuç olarak üç kişinin ölümü ve mağdur ...'nın etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralanması ile sonuçlanan olayda, adı geçen mağdurun, sadece sanık ...'den şikâyetçi olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, sanıklar ... ve ...'nun, asli kusurlu eylemleri ile üç kişinin ölümüne neden olmalarından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu, aynı Kanun'un 22/3. maddesi kapsamında bilinçli taksirle işledikleri, sanık ...'ın, tali kusurlu eylemi ile üç kişinin ölümüne neden olmasından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu, aynı Kanun'un 22/3. maddesi kapsamında bilinçli taksirle işlediği, sanık ...'ün, tali kusurlu eylemi ile üç kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olmasından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu, aynı Kanun'un 22/3. maddesi kapsamında bilinçli taksirle işlediği, sanık ...'nın, tali kusurlu eylemi ile üç kişinin ölümüne neden olmasından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu işlediği ve eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı, Kabul edilmiş, sanıklar hakkındaki İlk Derece Mahkemesi hükümleri kaldırılarak yeniden hükümler kurulmuştur. IV. GEREKÇE VE KARAR Muğla ili Milas ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde ruhsatı ... A.Ş. uhdesinde bulunan, işletmesi 18.06.2015 tarihli rödövans sözleşmesi ile sanık ...'nun yetkilisi olduğu ... LTD. ŞTİ.ye verilen, üretim ve sevkiyat işi 31.08.2018 tarihli sözleşme ile rödövansçı şirket tarafından sanık ...'nun yetkilisi olduğu ... A.Ş.ye devredilen, jeoloji mühendisi sanık ...'ın fiili işletme müdürü, formen - ustabaşı sanık ...'ün saha sorumlusu, maden mühendisi sanık ...'nın rödövansçı şirket ile yaptığı sözleşme gereği daimî nezaretçi olarak görev yaptıkları yer üstü maden sahası niteliğindeki açık işletme feldspat sahasında, 18.02.2019 tarihinde saat 10.30 sularında, 2 ekskavatör, 2 kamyon ve 4 işçiden oluşan ekibin yaklaşık 40 metre ayna yüksekliği olan şev altında çalıştıkları esnada, uzun süre askıda kalmış serbest hâlde bulunan kaya parçalarındaki yarık ve çatlaklara müdahale edilmemesinden dolayı ocağın üst kısmından kopan büyük bir kaya kütlesinin iş makineleri ve işçilerin üzerine düşmesi sonucu ... A.Ş. çalışanları olan 3 kişinin ölümü ile birlikte 1 kişinin etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte yaralandığı kabulüne konu dava konusu olayda, ruhsat sahibi ... A.Ş. yetkilisi hakkında bulunulacak suç duyurusuna göre kamu davası açılıp açılmamasının, temyiz incelemesine konu edilen dava dosyası bakımından sübuta, kusur durumuna ve suçun nitelendirilmesine herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi, ceza muhakemesinde, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılmasının genel kural, yargılamaların birleştirilmesinin ise istisna olduğu; ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 22/4. maddesinde, "Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir." ve aynı Kanun'un 22/5. maddesinde, "Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir." şeklinde düzenlemelere yer verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine dayanak oluşturan 20.12.2021 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda tali kusurlu olduğu belirtilen ... A.Ş. yetkilisi hakkında kamu davası açılması sağlanıp, dava dosyaları birleştirildikten sonra sanıkların hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verilmesi nedeniyle hükümlerin bozulmasını öneren Tebliğname'deki ve ek Tebliğname'deki görüşe iştirak olunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, katılanlar ..., ..., ... vekilleri ile katılanlar ..., ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y 1-Sanık ...’nun ... A.Ş’ye olay günü genel müdür olarak atanmış olması, kazanında sabah saatlerinde 10:30 civarında meydana gelmesi karşısında kazanın meydana gelmesinden önce önlem alma yükümlülüğünün bulunamaması nedeniyle sanık ...’na kusur atfedilemeyeceğinden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 2- a)Daimi nezaretçi ...’nın daimi nezaretçi defterine eksiklikleri yazmasına rağmen gerektiğinde işi durdurma yetkisi olmasına rağmen çalışılmasına izin vermesi, b) İşletme müdürü olan ...’ın da söz konusu iş yerine iş güvenliği tedbirlerini yeterince almadan her zaman işi durdurma yetkisi olması nedeniyle, c)Formen (üretim yapan bir iş yerinde yönetici ve denetleyici yetkisi olan ustabaşı, işçilerin başı, deneyimli ustabaşı demek olan) ...’nin ise tanık beyanlarında belirtildiği üzere göçük olacağı hususunda bizzat uyarılmasına rağmen çalışmaya devam ettirmesi nedeniyle, Bu şahısların ayrı ayrı işi durdurma yetkileri bulunması nedeniyle asli kusurlu olduklarını düşünmekteyim. Kabule göre de; Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca islenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak sekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, mağdur ve tanık beyanlarında sanık ...’nun maden ocağında görmediklerini beyan etmeleri, aynı gün genel müdür atanması karşısında görevi itibariyle meydana gelen ölümler bakımından olayın gerçekleşmesindeki etkileri, yasal yükümlülükleri dikkate alınarak, cezanın belirlenmesindeki bireyselleştirme unsuru gözetilmek suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık ... ile aynı cezaya hükmedilmesi yasaya aykırı olarak değerlendirilmiştir.