Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/4390 E. , 2025/5726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/178 E. 2024/191 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/4390 E. , 2025/5726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/178 E. 2024/191 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2016 tarih, 2015/535 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123/1, 50/1-a, 52/2-4. Maddeleri gereğince 3600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dairemizin 28.12.2023 tarih, 2023/1824 Esas, 2023/6078 Karar sayılı bozma ilamında;"Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ''kişilerin huzur ve sükununu bozma'' suçuna ilişkin olduğu, "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçu için 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ''01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2024 tarih, 2024/178 Esas, 2024/191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123/1, 5271 sayılı Kanun'un 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 2700 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 18.12.2024 tarih, 2024/81053 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, tarafların olay tarihinden önce Mayıs 2011 yılında evlendikleri, bilahare katılanın sanığa karşı 21/03/2013 tarihinde şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açtığı,yapılan yargılama sonucunda dava aşamasında tarafların bir araya gelip cinsel birliktelik yaşadıklarından, dolayısıyla katılanın sanığın önceki hatalarını affetmiş sayıldığından bahisle davanın reddedildiği, tarafların bu aşamadan sonra ayrı yaşamaya başladıkları, katılanın 03/12/2014 tarihinde sanığın kendisini sürekli taciz ettiği ve rahatsızlık verdiğinden bahisle İstanbul 9. Aile Mahkemesi'ne talepte bulunması üzerine bu Mahkemenin şiddete maruz kaldığı anlaşılan katılan lehine sanık aleyhine 08/12/2014 tarihinde, sanığın katılana 6 ay süreyle yaklaşmaması, şiddet, tehdit, hakaret, küçük düşürücü söz veya eylemde bulunmaması yönünde karar aldığı, kararın 08/01/2014 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, buna rağmen sanığın görevi nedeniyle Çanakkale'ye atanan katılanın bu atamasını eş durumu sebebi olarak göstermek suretiyle Çanakkale'ye tayin istediği ve talebinin kabul edildiği, İstanbul 9.Aile Mahkemesi'nin koruma kararına rağmen sanığın yoğun kasıtla katılanın evinin hemen yanından ev kiraladığı, katılanın ve çocuğunun evden dışarı veya balkona çıktığında sürekli sanıkla karşılaştıkları, bu durumun katılanı huzursuz ettiği, bununla birlikte sanığın 12/04/2015 tarihinde aracı ile evinin otoparkından ayrılan katılanın yolunu kestiği, aracının önüne geçtiği, katılanla konuşmak istediği, katılanın aracın kapılarını kilitleyerek camdan konuşmak istemediğini belirttiği, sanığın elini camdan içeri uzattığı, katılanın oradan ayrılmak istediği, sanığın cama tutunduğu, katılanın koruma kararını hatırlatarak sanığı uyardığı, polisi arayacağını söylediği, buna rağmen sanığın hareketine devam ettiği, katılanın polisi araması üzerine oradan ayrıldığı, katılanın başvurusu sebebiyle sanığın Çanakkale'deki görevlendirmesinin iptal edildiği, bununla birlikte sanığın ailesinin yine katılanın evinin çok yakınından ev aldığı, sanığın Çanakkale'ye geldiğinde bu evde kaldığı, katılanın Çanakkale Aile Mahkemesi'ne de müracaat ederek lehine koruma kararı aldığı, sanığın yoğun kasıtla uzun süredir devam eden bu davranışlarından dolayı katılanın huzur ve sükununun bozulduğu, her ne kadar sanık ailesini kurtarmak için bu şekilde davrandığını belirtmiş ise de katılanın sanıkla bir araya gelmek istememe yönündeki ısrarlı düşüncesi sanığın aksi yöndeki düşünce ve hareketlerinin katılanca kabul görmemesi, koruma kararına rağmen sanığın yoğun kasıtla katılanın çok yakınında ev kiralayıp ve bilahare ailesinin almasını sağlayıp koruma kararına aykırı davranışlar sergilemesi, katılanın yeniden koruma kararı alması gibi hususlar göz önüne alındığında Sanığın yoğun kasıt altında üzerine atılı suçu işlediği,Katılanın huzur ve sükununu bozduğu, Mahkememiz huzurunda ifade verirkenki hal ve tavırları ile savunması göz önüne alındığında herhangi bir pişmanlığının da bulunmadığı, dolayısıyla sübut bulan atılı suçtan cezalandırılmasına, temel ceza belirlenirken asgari hadden hükümdeki gibi uzaklaşılmasına, hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü gereğince gerekçeli kararın sanığın son bildirdiği adrese tebliğ edilmediği, bu hali ile tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.