Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/976 E. , 2025/3867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3982 E., 2023/3855 K. HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine B
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/976 E. , 2025/3867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3982 E., 2023/3855 K. HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 5.000.000 TL maddi ve 5.000.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 26.044,46 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın 01.09.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; müvekkil hakkında verilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ve yükseltilmesine ilişkin, davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddedilmesi gerektiği, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğuna ve reddedilen miktar üzerinden davalı kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 Esas – 2019/293 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma, 2863 sayılı Yasaya muhalefet ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından 22.02.2008 - 27.07.2012 tarihleri arasında 1.617 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine, 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan 3 ay 10 gün hapis, 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan ise 1 yıl 3 ay 10 gün hapis ve şartları oluşması nedeniyle hükmün açıklamasının geri bırakılmasına hükmedildiği, beraat hükmünün 04.11.2019 tarihinde, hükmün açıklamasının geri bırakılması hükümlerinin ise 24.01.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat ve hükmün açıklamasını geri bırakılması hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, davacı hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılan 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçlarının toplamının 1 yıl 6 ay 10 hapis cezasının davacının gözaltı ve tutuklu kaldığı 4 yıl 5 ay 4 günlük süreden az olduğu, bu nedenle davacı hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılan hapis cezasından fazla olan tutuklu ve gözaltı süresi için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde çok eksik manevi tazminata hükmolunması, 2-Dairemiz incelemesi sırasında 24.01.2020 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından denetim süresinin dolduğu gözetilerek, bu kapsamda davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin 5 yıllık denetim süresinin sonucunda ne şekilde karar verildiği araştırılıp, düşme kararı verilmiş ise, davacının gözaltı ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen dosyadaki ceza miktarından fazla olduğu, böylelikle davacının fazladan tutuklulukta geçirdiği süreler bakımından tazminata hak kazanabileceği, davacının beraatine karar verildiğinin anlaşılması halinde ise davacının gözaltı ve tutuklu kaldığı tüm süreye ilişkin maddi ve manevi tazminata hak kazanacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.