Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/1014 E. , 2025/7812 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/20 E. 2024/2064 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen k
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/1014 E. , 2025/7812 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/20 E. 2024/2064 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli, 2022/62 Esas, 2022/434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 2. Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.05.2023 tarihli, 2022/3443 E. 2023/1335 K. sayılı kararı ile; "Dosyanın incelenmesinde; Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sanık hakkında düzenlediği 18/01/2022 tarihli iddianamesine konu, ... Belediye görevlileri tarafından tutulan 11/11/2021 tarihli yapı tatil zaptı içeriğine göre; mülkiyeti sanığa ait Muğla ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 280 ada, 30 parsel üzerindeki 40... lik havuz şeklindeki yapının ruhsatsız kaçak inşaat yapıldığının tutanak ve ekindeki fotoğraflarla da tespit edildiği, yargılama aşamasında İlk Derece Mahkemesi tarafından 13/05/2022 tarihinde yapılan keşfe istinaden düzenlenen 07/07/20 22... /07/2022 tarihli bilirkişi raporları ile yapılan müdahalelerin arazinin endemik yapısı ve doğal siluetini, görünümünü bozacak nitelikte müdahaleler olduğunu ve konunun geri dönüşümü mümkün olmayan zarar olarak nitelendirileceği, 2863 Sayılı Kanunun 9. Maddesi dikkate alınarak alanda kazı ve tesviye işlemlerinin yapılması ayrıca beton dökülmesi nedeni ile nitelikli doğal koruma alanına inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu, 19... tarihli uydu görüntüsünde binaya ilave olarak havuz imalatının yapılmış olduğu, söz konusu alan içerisindeki binanın 2017 yılında yapılmasına rağmen havuzun 2018 Aralık ayı ile 2019 Şubat ayı arasındaki bir tarihte yapılmış olabileceği kanatine varıldığı belirtilmiştir. Davanın müdahalenin yapı tatil zaptı ile belirlenen halini tarifle açıldığının anlaşılmasına göre; Nitelikli Doğal Koruma alanı içerisinde bulunan dava konusu taşınmaz üzerinde keşifte tespit edilen ve dava konusu edilmeyen iki katlı konut niteliğindeki bir imalatın daha bulunduğu gözetilerek, aynı taşınmaz üzerinde yapılan farklı imalatların yapım zamanlarına göre sanık hakkında TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanma hususunun tartışılmasının gerekeceği, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan tüm imalatların nitelik ve niceliğine göre temel cezanın değerlendirilmesi gerektiğinden, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu tespit edilen iki katlıkonut niteliğindeki bir imalat ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması ve dava açılması halinde davanın iş bu dava dosyası ile birleştirilerek yargılama yapılması, ihbar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda ise dosyanın denetime olanak verecek şekilde iş bu dosya arasına alınması, sanığın hukuki durumunun bu suretle takdir ve tayini gerekirken, eksik kovuşturma ile hüküm tesis edilmesi, Kabule göre de; Söz konusu taşınmazın bulunduğu yeri de içerisine alan ilgili sit kararının tebliğ veya ilanına ilişkin belgeler dosya arasına alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma üzerine mahkemece suç duyurusunda bulunulduğu, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.06.2023 tarihli iddianamesi ile iki katlı ev yönünden açılan kamu davasının Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/448 Esasını aldığı, 13.06.2023 tarihli karar ile dosyanın asıl dosya ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 4. Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2023 tarih, 2023/431 Esas, 2023/777 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 5.Kararın sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek 25.06.2024 tarihli, 2024/20 E. 2024/2064 K. sayılı kararı ile hüküm kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2-4, 53. Maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.03.2025 tarih, ... nolu ve esastan ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığı konuda alt sınırdan uzaklaşılamayacağına, binanın şerh tarihinden önce yapıldığına, sadece havuzun şerh tarihinden sonra yapıldığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, ... Belediyesi görevlileri tarafından düzenlenen 11/11/2021 tarihli yapı tatil zaptı ile, iddia konusu olan Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 280 ada, 30 numaralı parselde bulunan ve ''nitelikli doğal koruma alanı'' olarak tescil edilen taşınmazda 40 m²'lik havuz şeklinde ruhsatsız yapı yapıldığının tespit edildiği, söz konusu zapta ekli fotoğraflar ile zabıtta çizilen krokide gösterilen havuzun yakınlarında bir binanın da bulunduğunun anlaşıldığı, ilk derece yargılaması sırasında 13/05/2022 tarihinde yapılan keşfe istinaden düzenlenen 18/0/2022 tarihli bilirkişi raporunda da iddia konusu 40 metre kare havuz imalatı dışında aynı taşınmaz üzerinde tespiti yapılmayan ve dava konusu edilmeyen iki katlı bina imalatının da tamamlanmış olarak tespit edildiği, ayrıca ... uydu görüntülerinde 03/04/20 17... /12/2018 tarihlerindeki görüntülerde bahsi geçen binanın bulunduğu, 19/02/2019 tarihli görüntüde ise havuz imalatının da yapılmış olduğunun tespit edildiği, 18/01/2022 tarihli iddianame konusu edilmeyen imalatlar yönünden dava açılarak birleştirilmesine yönelik Dairemiz bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama soncunda, aynı parselde daha önceki tarihte yapıldığı anlaşılan ve dava konusu edilmemiş bina ile ilgili olarak da dava açılmasının sağlandığı ve tüm imalatların birlikte değerlendirilerek hüküm kurulduğunun anlaşıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında 2015 yılında satın aldıkları taşınmazda 2016 yılında imar barışından faydalanacak şekilde ancak bir ruhsat almaksızın binayı yaptırdığını, suça konu havuzun yeri ev yapılırken hazırlanmış olmakla birlikte 2018 - 2019 yılında tamamlayabildiklerini, söz konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediklerini beyan ettiği, 07.02.2022 tarihli Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün cevabi yazısı ve ekleri uyarınca iddia konusu imalatların bulunduğu taşınmazın Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 11.12.1986 tarih ve 2786 sayılı kararı ile "1. Derece Doğal Sit Alanı" olarak tescil edilmiş yerlerden olduğu, 01.11.2016 tarih ve 59 sayılı karar ile ve 06.12.2016 tarih ve 12556 sayılı bakanlık oluru ile bu kez "Nitelikli doğal Koruma Alanı" olarak revize edilip değiştirildiği, dolayısı ile taşınmazın 11.12.1986 tarihinden bu yana sit statüsünün aralıksız devam ettiğinin anlaşıldığı, Menteşe Belediyesinin 11.11.2021 tarihinde tuttuğu tutanak öncesi parseldeki imalatlarla ilgili herhangi bir tutanak tutulmadığı, öncesinde işlem yapılmadığı ve havuz imalatından önce yapıldığı anlaşılan iki katlı evin yapım tarihi nazara alındığında TCK 43 maddesi kapsamında zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ancak bu hususun inşai ve fiziki müdahalenin büyüklüğü nazara alınarak TCK 61. Madde kapsamında değerlendirmeye konu olabileceği, TCK 61/1 maddesindeki somut olayda suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler şeklinde düzenleme ile TCK 3. maddesinde suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur şeklindeki düzenlemeler doğrultusunda, sanığın yaptığı imalatların niteliği, niceliği ve kullanım amacı göz önüne alındığında temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan hüküm kurulmuş olmasının TCK'nın 3/1 maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, sanığın ruhsatsız olarak yapmış olduğu imalatların kullanım şekli, sayısı ve toplam büyüklükleri de dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin tayin olunan cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında nitelikli doğal koruma alanına izinsiz havuz yaptığından bahisle 18.01.2022 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, icra edilen keşif neticesinde havuza ek olarak izinsiz yapılan iki katlı ev bulunduğunun da tespiti üzerine, ev yönünden 08.06.2023 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının eldeki dosya ile birleştirildiği, Dosya içerisinde mevcut tapu kaydının incelenmesinde, sanığın dava konusu yeri 16.11.2015 tarihinde edindiği, tapuda dava konusu yerin nitelikli doğal koruma alanı olduğuna ilişkin 28.12.2017 tarihli şerh bulunduğu, dava konusu havuzun bahse konu şerhten sonra yapıldığının anlaşıldığı, sanık müdafinin temyiz aşamasında ibraz ettiği dilekçesinde dava konusu havuzun eski hale getirildiğini ileri sürdüğü göz önüne alınarak, mahallinde inşaat ve arkeolog- sanat tarihçi bilirkişi refakatinde yeniden keşif icrası ile havuzun kaldırılıp kaldırılmadığı, kaldırılmış ise de müdahaleler neticesinde doğal sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde tespit edilmesi, birleşen dosyaya konu ev yönünden ise, suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti açısından ilan ve şerh hususlarının araştırılması gerektiği anlaşılmakla, Kurulun dava konusu yerin doğal sit alanı olarak tesciline ilişkin 1986 tarihli kararının ve aynı zamanda dava konusu yerin nitelikli doğal koruma alanı olarak belirlenmesine ilişkin 2016 tarihli kararın mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, ilgili belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda bahse konu kararların Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dosya kapsamında bulunan tapu kaydının beyanlar hanesinde, daha önce konulup 13.02.2018 tarihinde terkin edildiği anlaşılan, dava konusu yerin 1. derece doğal sit alanında kaldığına dair şerhin hangi tarihte konulduğu, birleşen dosya iddianamesine konu evin yapımından önce konulup konulmadığı, sanığın dava konusu yeri satış yoluyla edindiği göz önüne alınarak satış evraklarında sit alanında kaldığına dair ibareye yer verilip verilmediğinin tespiti ile sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2025 tarihinde karar verildi.