Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/3518 E. , 2026/1768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2029 E., 2023/1019 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzer
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/3518 E. , 2026/1768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2029 E., 2023/1019 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ... ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık ... hakkında üzerine atılı suçu işlemediği anlaşıldığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanunun 223/2-b maddesi gereğince beraatına, sanık ... hakkında 2016,20 17... yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43... maddeleri uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık ... ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden 5271 sayılı Kanunun 298 maddesi uyarınca ret, sanık ... yönünden kurulan hüküm yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ...'ın temyiz istemi; suç işlemediğine, belgelerin Ticaret Borsası tarafından onaylandığına ve tüm stopajları yatırdığına, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmasına ilişkindir. 2.Katılan vekilinin temyiz istemi; ...'nin üzerine atılı suçu işlemiş olup bu hususta beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, ...'nin kağıt üzerinde yetkili olduğu belirtilmişse de sonuç olarak şirket kurucusu ve yöneticisi kendisi olduğuna, yapılan iş ve işlemlerden kendi sorumluluğu olduğuna, cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıklardan ... hakkında cezanın alt hadden verilmesi ve haklarında indirim sebeplerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, sanıklar hakkında daha üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, kararın sanıklar aleyhine bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ... hakkında hakkında her ne kadar sahte belge düzenlemek suçundan dava açılmış ise de; sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, sanık ...'in söz konusu şirketin icralarının bulunması nedeniyle sanık ... üzerine açtığını kabul etmesi, sanık ...'in şirket ile ilgili tüm işlemleri yürütmek amacıyla vekaletinin bulunması, defter ve belgeleri ibrazının sanık ... tarafından yapıldığının anlaşılması, sanıklar arasındaki akrabalık ilişkisi göz önüne alınarak sanık ...'in eniştesi olan sanık ...'un üzerine şirket kurmasının hayatın olağan akışına uygun olması ile tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasını aksini gösteren her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut deliller bulunmadığı kabulü ile sanığın beraatına, sanık ... her ne kadar üzerine atılı suçu kabul etmeyerek düzenlediği faturaların doğru olduğu, faturaları ... ticaret borsasına tescil ettiğini söyleyerek suçlamayı kabul etmemiş ise de; dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden sanığın tüm işlemlerinin kendisinin yürüttüğünü kabul ettiği, şirketin satışları ile faaliyet konusu ile uyumlu işyeri büyüklüğü, mevcut deposu, çalışan sayısı, taşıtları, sermaye ve finansal durumunun bulunmadığı, satışları ile uyumlu genel yönetim giderinin olmadığı, yüksek rakamlar finanse edilmesine rağmen finansman giderinin bulunmadığı, yapılan satışlarla beyan edilen kar dikkate alındığında cüzi kaldığı, bu durumların ticaretin olağan akışına aykırı olduğu, sanığın ek olarak 2016 yılında 1.898.244,80 TL, 2017 yılında 2.799.985,30 TL ve 2018 yılında 4.397.172,50 TL lik müstahsil alışları olduğu fakat 2018 yılında nakliye giderine ait herhangi bir belge tespit edilememesi, sanığın Mal alışı ve mal satışı yaptığı mükelleflerin hemen hemen %90-95'nin olumsuz tespitleri olan mükellefler olduğu, sanığın mal alışının bir kısmının müstahsil makbuzlarıyla yaptığı, bu durumu sanığın savunmasında kabul ettiği, müstahsil makbuzların Ticaret Borsası tasdikli olduğu, satış faturalarının da çoğunluğunun Ticaret Borsası tasdikli olduğu fakat Ticaret Borsaları kayıt için gerekli evrakları tamamlayan şirket ve şahısları kayıt ettiği, Ticaret Borsasına kayıtlı olmayan firmalar hububat alımlarında %4 stopaj öderken, Ticaret Borsasına kayıtlı firmalar %2 stopaj ödediği, Ticaret borsaları tasdik ettiği fatura ve müstahsil makbuzu bedeli üzerinden komisyon aldığı, Ticaret borsalarında mükellefin beyanı esas olduğu, ticaret borsasının tasdik edilen müstahsil makbuzundaki bir malı veya faturası tasdik edilerek satışı yapılan bir malın varlığını kontrol etmedikleri, bu nedenle sanığın düzenlediği faturaların usulüne uygun olduğu anlamına gelmeyeceği, sanık ...'in şirketin defter ve belgelerin sunduğu, sanığın sunduğu kayıtlar incelendiğinde; büyük miktarda ciro yapmasına rağmen herhangi bir Banka hareketlerinin olmaması, genel yönetim giderleri hesabının boş olması, sadece sigorta giderlerinin olması, herhangi bir elektrik, su, haberleşme, kira, kırtasiye, iaşe giderine rastlanmaması, bu durumun hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun olmadığı, yine sanığın tüm işlemlerinin yürüttüğü işletmeyle ilgili vergi ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği sadece Ticaret borsasına tasdik edilen müstahsil üzerinden kesilen % 2 stopajı tasdik için mecburen ödedikleri, eğer bu stopaj ödenmez ise faturaların tasdikin yapılmadığı, yine 2016-2017-2018 takvim yıllarında sanığın vekaletle tek yetkili olarak yaptığı faaliyetlerde ticari hayatın olağan akışına uygun herhangi bir tespitin bulunmaması ile tanıklar ... ve ...'in sanıkları tanımadıklarını ifade ederek bu kişilerden fatura almadıklarını ifade etmeleri ile tüm bu husular birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelik yukarıdaki kabule aykırı soyut savunmasına itibar edilmeyerek sanığı komisyon karşılığı fatura düzenleyerek üzerine atılı zincirleme şekilde birden fazla takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanık ... hakkında verilen beraat kararı yönünden yapılan incelemede; duruşmanın kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan bilgi ve delillerin gerekçeli kararda usulünce tartışılarak oluşan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı usule ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararı yönünden yapılan incelemede; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli kararda " 2016,2017,2018 " olarak belirtilen suç tarihinin, vergi suçu raporunda 2018 takvim dönemine ait emtia satım faturaları dökümünde yer alan en son belge ve suç tarihi olan 31.12.2018 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. A.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık ve katlan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden önce 16.10.2022 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 222/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Tarsus 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.02.2026 tarihinde karar verildi.