Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/5819 E. , 2026/4089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/443 E., 2024/395 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; dav
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/5819 E. , 2026/4089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/443 E., 2024/395 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; 14.11.2024 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi arasında verilen kararlara ilişkin kesinlik sınırının belirlenmesinde, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1 inci maddesine 3. fıkra olarak eklenen "(...)İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklindeki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, Temyize konu İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesindeki düzenleme gereği miktar itibarıyla temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Davacı ... vekilinin haksız gözaltı, tutuklama ve makul sürede yargılanmama nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebi ile Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/51 Esas sayılı dosyasında dava açtığı, Davacı ... vekilinin haksız gözaltı, tutuklama ve makul sürede yargılanmama nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebi ile Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/63 Esas sayılı dosyasında dava açtığı, Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/54 Karar sayılı kararı ile 2019/63 Esas sayılı dava dosyasının 2019/51 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamaya 2019/51 Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilerek yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizce; "(...)Tazminata esas dosya incelendiğinde; davacılardan ...'ın 14.05.2003 tarihinde gözaltına alındığı, üzerine atılı suçtan verilen düşme kararının da 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'ın ise 04.11.2002 tarihinde gözaltına alındığı, üzerine atılı suçtan verilen düşme kararının da 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılması karşısında; ilk derece mahkemesince davacıların haksız tutuklama nedeniyle tazminat taleplerine yönelik inceleme yapılarak makul süre de yargılanmama nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin değerlendirme yapılmaması, Bölge Adliye Mahkemesince de 466 sayılı Yasada düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat hakkında yargılamanın uzun sürmesine dayalı olarak düzenlemenin olmadığını belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, (...)" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davaların gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu, makul sürede yargılanma açısından 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu belirlenerek, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacılar hakkında "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etme, Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın 16 yıl kadar sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının kabulü ile, asıl davada 3.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... için gözaltı tarihi olan 04.11.2022 tarihinden, birleştirilen davada 3.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... için gözaltı tarihi olan 14.05.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacılar vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onamasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacılar vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, taleplerinin karşılanmadığına, maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının tamamına hükmedilmesine, ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, davanın süresinde açılmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğuna, faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğine, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığına, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul (Kapatılan CMK 250. Madde ile Görevli) 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/160 Esas, 2010/48 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacıların "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etme, Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından yargılandığı, davacı ...'ın 04.11.2002 - 06.07.2005 tarihleri arasında toplam 975 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, davacı ...'ın 14.05.2003 - 09.09.2004 tarihleri arasında toplam 484 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan kovuşturma sonucunda davacıların "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etme" suçundan ayrı ayrı beraatlerine, "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.01.2018 tarihli ve 2015/4188 Esas, 2018/983 Karar sayılı kararı ile her iki suç için de dava zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından hükümlerin bozularak sanıklar hakkındaki kamu davalarının zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın davacılara tebliğ edilmediği, davaların gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu, makul sürede yargılanma açısından 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu, davacıların talebine konu 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tazminat istenebilecek hallerin tedbir tarihinde yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunun birinci maddesinin (1)-(6) fıkralarında düzenlenmemiş olması, davacının tutuklandığı suç nedeniyle yapılan yargılama sonucu davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi, yine 466 sayılı Kanun'da kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra yalnızca hakkında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraatlerine veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenlerin tazminat isteyebileceklerinin hüküm altına alınması nedeniyle tazminat isteme koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar hakkında yapılan yargılamada suç tarihinin 04.11.2002 olduğu yargılama faaliyetlerinin 5271 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce başladığı ancak davanın kesinleşme tarihinin 30.01.2018 olduğu, yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam ettiği anlaşıldığından, yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde karşılık bulduğu ve bu kanun kapsamında değerlendilmesi gerektiği sabit görülmüş, davacılar hakkında "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etme, Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından İstanbul (Kapatılan CMK 250. Madde ile Görevli) 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın 16 yıl kadar sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının kabulü ile kanunda öngörülen yasal şartların manevi tazminat talebi yönünden oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, Dairemizce verilen bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesindeki düzenleme gereği temyiz kesinlik sınırının 4.400,00 TL olduğu; asıl davada, davacı ... lehine İlk Derece Mahkemesince 3.000,00 TL manevi tazminata ve birleştirilen davada davacı ... lehine 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve davalar birleştirilse dahi ayrı ve bağımsız dava olma özelliklerini korudukları göz önüne alınarak; asıl davada kabul edilen 3.000,00 TL tazminat miktarının ve birleştirilen davada kabul edilen 3.000,00 TL tazminat miktarının davalı açısından kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a bendinde yer verilen temyiz sınırı ve kabul edilen toplam tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, maddi tazminat şartlarının oluşmadığı, manevi tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Yüksekova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ve 2023/443 Esas, 2024/395 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Yüksekova 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.