Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2026/245 E. , 2026/2191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2221 E., 2025/1357 K. SUÇ : Sahte belge kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müd
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2026/245 E. , 2026/2191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2221 E., 2025/1357 K. SUÇ : Sahte belge kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2018/1665 Esas, 2021/1143 Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 13.01.2023 tarihli ve 2022/758 Esas, 2023/34 Karar sayılı kararı ile " Vergi inceleme raporu içeriğinde; kullanılan suça konu faturaları düzenleyen ... Otomotiv Petrol Ürünleri Elk. İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında 14.08.2017 tarih ve 2017-A-7376/26 sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiği, şirketin sahte fatura düzenleyicisi olduğu, mükellefiyet tesis ettirdiği 16.06.2016 tarihinden itibaren düzenlemiş olduğu tüm faturaların sahte olduğunun tespit edildiğinin, faturaların içeriğinde yazılı beton boru vb. büyük miktardaki malzemenin ... Otomotiv Petrol Ürünleri Elk. İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alındığına dair taşıma, yükleme, boşaltma, depolama ve benzeri işlemleri tevsik edici belge bulunmadığının ve sanığın suça konu fatura bedelleri ile ilgili ödemeleri tevsik edici belge olarak ibraz ettiği toplam 991.200 TL tutarındaki PTT dekontlarının gerçekliğinin teyyidi için PTT A.Ş. Genel Müdürlüğüne yazılan yazıya gönderilen dekontların incelendiği, sistem kayıtlarında söz konusu havale kayıtlarına rastlanılmadığının belirtildiği gözönüne alındığında; bu delillere hangi sebeplerle itibar edilmediği açıklanmadan, oluşa uygun olmayan kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 3 59... . maddelerinde değişiklik yapılmış olup aynı Kanun'un 6. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na eklenen geçici 34. maddenin 3. fıkrasındaki "Bu maddeyi ihdas eden Kanun'un yayımı tarihinde 359. madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359. maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir" hükmü uyarınca, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Vergi inceleme raporunda belirtilen kullanılan suça konu faturaları düzenleyen şirket hakkındaki vergi tekniği raporunun temin edilmesi, bu rapor üzerine şirket yetkilisi kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığının, bulunulmuşsa kamu davası açılıp açılmadığının tespit edilmesi, açılmış ise iddianamenin, karar verilmişse mahkeme kararının temin edilerek eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Suç tarihinin, kullanılan 16.12.2016 tarihli son faturanın KDV beyanname tarihine göre 24.01.2017 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 2016 olarak yazılması " şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 13.01.2023 tarihli ve 2022/758 Esas, 2023/34 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2025 tarihli ve 2023/62 Esas, 2025/489 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde karar verildi.