KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2009/2000 E., 2009/9689 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/12/2008
- Numarası
- 2007/995-2008/1272
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
İİK.nun 170/4 maddesinde icra mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötüniyeti veya ağır kusuru bulunduğu taktirde alacaklının, senede dayanan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum edileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, icra takibi hamil tarafından başlatılıp arada bir başka ciranta bulunduğundan imzanın hamilin huzurunda atılması sözkonusu olmadığından ve alacaklının kötüniyetli olduğu da kanıtlanamadığından tazminatla sorumlu tutulması isabetsizdir.
Ayrıca takip konusu bononun tanzim tarihi 13.06.2005 olup, vadesi bulunmamaktadır. TTK.nun 688. maddesi uyarınca vade, bononun unsurlarından olsa da aynı kanunun 689/2 maddesi ile “Vadesi gösterilmemiş bir bono görüldüğünde ödenmesi şart bir bono sayılır” hükmü düzenlenmiştir. TTK.nun 690. maddesi uyarınca bonolar hakkında da uygulanması gereken poliçelerdeki vadeye ilişkin aynı yasanın 616. maddesi ise“ Görüldüğünde ödenmek üzere keşide olunan poliçe ibrazında ödenir.
Böyle bir poliçenin keşide gününden itibaren 1 yıl içinde ibrazı lazımdır.” hükmünü içermektedir. Somut olayda 13.06.2005 tanzim tarihli bonoda vade bulunmadığından, bu bononun yukarıda açıklandığı üzere keşide tarihinden itibaren 1 yıl içinde keşideciye ibrazı gerektiği, ancak alacaklı ciranta tarafından 27.11.2006 tarihinde takibe geçildiği anlaşılmakla, alacaklının takip hakkının düştüğü tespit edilmiştir.
Yine, muteriz borçlunun senette lehtar ciranta olduğu görülmektedir. TTK.nun 690. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı kanunun 626 ve 642. maddelerine göre keşideci protesto edilmediğinden, takip alacaklısı hamil, lehtar borçluya karşı takip hakkını kaybetmiştir.
Yukarıda özetlenen iki halde de alacaklı takip hakkını kaybettiğinden, takibin İİK. 170/a maddesine göre adı geçen borçlu yönünden re’sen iptali gerekir. Ancak bu husus borçlu tarafından temyiz nedeni yapılmamıştır. Anılan bu iki durum nedeniyle de takibin iptalinin yasal dayanağı İİK. 170/a maddesi olup, anılan maddede icra inkar tazminatına hükmedileceği öngörülmediğinden alacaklının inkar tazminatıyla sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/2000, K. 2009/9689, 4 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama