KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2010/25602 E., 2011/6552 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 15/07/2010
- Numarası
- 2010/702-2010/908
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, borçlunun diğer itirazları ile birlikte alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, zaman aşımı itirazının kabul edilerek takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İ.İ.K.’nun 168/5.maddesi hükmü gereği, borçlunun, borcu olmadığını veya borcun itfa edildiğini, mehil verildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, yetki itirazını sebepleri ile birlikte beş gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 71/2 maddesine göre ise, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde gerçekleşen zaman aşımı itirazı bir süreye tabi değildir.
Somut olayda, ödeme emrinin borçlu şirkete 21/05/2010 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin ise İ.İ.K.’nun 168/5.maddesinde öngörülen yasal beş günlük sürede mahkemeye başvurarak, zamanaşımı nedeniyle takibin iptalini istediği, itiraz tarihinde takibin henüz kesinleşmediği görülmektedir.
Başvuru bu hali ile takibin kesinleşmesinden önce alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik olup, itirazın kabulü halinde İİK.nun 169/a-5.maddesi gereğince takibin durmasına karar verilmesi gerekir.
O halde, mahkemece, zaman aşımı itirazının İİK.nun 169/a-5.maddesine göre değerlendirilerek takibin durmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/25602, K. 2011/6552, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama