KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2012/3681 E., 2012/19788 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 07/12/2011
- Numarası
- 2011/290-2011/1603
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Takip dosyasının incelenmesinden, borçlunun A,T,. T,V,n almış olduğu maaşının üzerine haciz konulduğu, borçlunun icra mahkemesine başvurarak, bu maaşından yapılan haczin kaldırılmasını istediği görülmektedir.
506 Sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamında kurulan sandıklar, 09.03.1983 gün ve 1983/1-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği gibi, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı gibi sosyal güvenlik kuruluşlarındandır.
Geçici 20. madde kapsamındaki sandıklar; bağlı bulundukları kuruluşların personeli ile ilgili olarak, 506 Sayılı Kanun'un sistematiği içinde Sosyal Sigortalar Kurumunun yüklendiği görevleri ve sağladıkları hakları yerine getirmek üzere kuruldukları için sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerinin bu sandıklar için de geçerli olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 506 Sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamında kurulan sandıklarca bağlanan aylıkların 5510 Sayılı Yasa'nın 93/1. maddesi uyarınca haczi mümkün değildir.
Ancak 506 Sayılı Kanun'un 128. maddesi gereğince kurulmuş olan sandıklardan alınan maaşların ise İİK.nun 83.maddesi uyarınca 1/4'ten aşağı olmamak üzere kısmen haczi mümkündür.
O halde mahkemece, borçlunun maaşını aldığı vakıf sandığının statüsü incelenerek, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda haczedilmezlik şikayeti hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ve daha önceki döneme ilişkin haczin kaldırılması şikayeti hususunda verilmiş icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturmayacağı da gözetilmeden istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/3681, K. 2012/19788, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama