KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2012/8103 E., 2012/25870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 21/12/2011
- Numarası
- 2011/458-2011/711
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından 03.11.2010 tarihinde, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda aynı senedin daha evvel Çorlu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/1857 sayılı takip dosyası ile takibe konulduğu ve Çorlu İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/118¬2010/278 sayılı kararı ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, daha evvel takibe konularak iptal edilen senedin yeniden takibe konulduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece vade tarihinin 2009 olarak düzeltilerek yeni bir takip yapıldığı gerekçesi ile bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Takibe konu senet ile daha evvel Çorlu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/1857 sayılı takip dosyası ile takibe konulan ve Çorlu İcra Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2010 tarih ve 2009/118-2010/278 sayılı kararı ile takibin durdurulmasına karar verilen senedin aynı senet olduğu ve senet üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, anılan kararın 22.06.2010 tarihinde kesinleştiği, ayrıca senette rakamla 01.04.2008 ile 01.04.2009 şeklinde olmak üzere çift vade bulunduğu görülmüştür.
TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakında da uygulanması gereken TTK.nun 615. maddesine aykırı olarak çift vadeli düzenlenen senetler, bono vasfında sayılamaz. O halde, mahkemece İİK.nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar vermek gerekirken bu hususun gözardı edilerek istemin reddi isabetsizdir.
Öte yandan icra mahkemesi kararlarının, genel mahkemede sonuçlandırılacak ihtilaflar yönünden kesin hüküm teşkil etmeleri mümkün değil ise de, bu kararlardan önce verilen kararın kesinleşmesi koşulu ile sonradan oluşturulacak aynı konudaki icra mahkemesi kararları hakkında kesin hükmün neticelerini doğuracakları tartışmasızdır.
Borçlunun daha önce aynı konudaki şikayeti üzerine, Çorlu İcra Mahkemesi'nce 21.04.2010 tarih ve 2009/118-2010/278 sayılı kararın verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, daha önce verilen kararın kesin hüküm oluşturduğu da gözetilerek takibin iptaline karar verilmemesi hatalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/8103, K. 2012/25870, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama