KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2013/6228 E., 2013/15674 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 16/05/2012
- Numarası
- 2011/1256-2012/401
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun takip dayanağı bonodaki imzaya yönelik itirazı hakkında verilen mahkeme kararının alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece, temyiz süresinin geçtiğinden bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; alacaklı vekilinin, temyiz dilekçesinde gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğunu ve öğrenme tarihinin 04.01.2013 olduğunu belirterek kararı temyiz ettiği görülmektedir.
Kararın tebliğine ilişkin tebliğ evrakı incelendiğinde, tebligat evrakında tebliğ tarihi ile tebliğ memurunun ad ve soyadı bulunmadığı gibi, muhatabın adreste bulunup bulunmadığının da tespit edilmediği, bu haliyle tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 23/6-9 ve 17. maddelerine aykırı olup usulsüz yapıldığı, bildirilen öğrenme tarihine göre ise temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 14.01.2013 tarih ve 2011/1256-2012/401 sayılı "temyiz talebinin REDDİNE" ilişkin ek kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildikten sonra esasa ilişkin asıl kararın incelenmesine geçildi.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine başlandığı, örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istediği anlaşılmıştır. Borçlu vekilinin başvurusu bu hali ile imzaya itiraz niteliğindedir. İmzaya itirazın kabul edilmesi halinde İİK.nun 170/3. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına kararverilmesi gerekir.
O halde mahkemece, borçlunun imzaya itirazı kabul edildiğine göre, İİK.nun 170/3. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/6228, K. 2013/15674, 25 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama