KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2014/14417 E., 2014/16817 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Van İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/12/2013
- Numarası
- 2010/114-2013/310
Karar Metni
1.641 kelime·8 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlu vekili; takibe konu bonolardaki imzaların sahte olduğundan bahisle alacaklı şirket yetkilisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığını, anılan davada borçlunun müdahil olarak yer aldığını belirterek HUMK'nun 317. maddesi gereğince ceza davası sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş olup mahkemece ceza davasından sonra takip dosyasında işlem yapılmadığı, bu nedenle takibin durdurulmasına karar verilmesinde borçlunun hukuki yararı olmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.
İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra Ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra Ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra Ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu Kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra Ve İflas Kanunu'nda bir hüküm bulunmamaktadır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK 170/2).
Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra Ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir.
İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra Ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nun 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.
Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.
Somut olayda alacaklının borçlu Ş.. T.. aleyhine iki adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, borçlunun itirazının süre aşımı nedeniyle reddedildiği, takibe konu bonolardaki imzaların sahte olduğundan bahisle şüpheliler alacaklı şirket yetkilisi Z. N. ve diğer takip borçlusu M. S. A.hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Takibin durdurulmasına dair İİK.'nun 72, 170/2, 169/a-2. maddeleri kapsamında verilen bir karar olmadığı gibi Cumhuriyet Savcılığı ve Ceza Mahkemesi tarafından da verilen bir durdurma kararı yoktur. Bu durumda karar tarihinde yürülükte olan HMK'nun 209. maddesi gerekçe gösterilerek takibin durdurulmasına karar verilemez.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurunun reddine karar verilmesi gerekirken borçlunun takibin durdurulmasını istemede hukuki yararı olmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetsiz ise de sonuçta istem reddedildiğinden sonucu itibariyle doğru kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/14417, K. 2014/16817, 10 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama