KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2016/5346 E., 2016/23024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, mirasçı borçlu ...’ün icra mahkemesine başvurusunda; dayanak bonoda yer alan keşideci imzasının murisi ..........'e ait olmadığını ileri sürerek imzaya itiraz ettiği, mahkemece; yaptırılan bilirkişi incelemesi ile imzanın, borçluların murisi ..........’e ait olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine ve borçlu ... aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nun 170/b maddesi delaletiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 67/.... maddesinde; "İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötüniyetin sübutuna bağlıdır" hükmü yer almaktadır.
Öte yandan İİK'nun 170/.... maddesinin ... üncü cümlesine göre de; "İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu ... inkar tazminatına ve ... para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir."
Somut olayda, mirasçı borçlu ...’ün kötüniyetle imza itirazında bulunduğu kanıtlanamadığı halde aleyhine tazminata hükmonulması doğru değildir.
Bu durumda, mahkemece, İİK'nun 170/b maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 67/.... maddesi dikkate alınmadan borçlu ... aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/5346, K. 2016/23024, 7 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama