KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2017/438 E., 2018/4947 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe karşı, borçlunun icra mahkemesinde imzaya itiraz ederek takibin iptali ile inkar tazminat verilmesi talebinde bulunduğu mahkemece takibin durdurulmasına, tazminat talebinin ise reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 170/4. maddesinde, itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, takip dayanağı bononun incelenmesinde, alacaklının senedin lehtarı, borçlunun ise senedin keşidecisi konumunda bulunduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, alacaklı, borçlu ile doğrudan ilişki içinde olup, alacaklı keşideci imzasının borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bu durumda, alacaklının, imzaya itirazı kabul edilene karşı başlattığı takipte, en azından ağır kusurlu kabul edileceğinden tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması gerekir.
O halde mahkemece, İİK'nun 170/4. maddesi uyarınca borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/438, K. 2018/4947, 22 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama