KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2018/15508 E., 2019/17595 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2019
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
455 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı ... Tekstil ... A.Ş. tarafından, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 9 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlular tarafından ödeme iddiasına dayalı olarak borca itirazda bulunulduğu, alacaklının itirazın kaldırılması talebi ile icra mahkemesine yaptığı başvuru üzerine, mahkemece istemin kabulüne itirazın kaldırılmasına ve tazminata karar verildiği, davalı borçlularca ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince borçluların istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği, karara karşı alacaklı tarafından temyiz isteminde bulunulduğu görülmüştür.
İİK'nun 149. maddesi; ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarını ihtiva etmesi ve alacağın muaccel olması halinde borçluya icra emri gönderileceğini öngörmektedir. İİK'nun 149/b maddesinde de; "icra müdürü borçluya ve varsa gayrimenkul sahibi üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderir" hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda; davalı ipotek veren ... tarafından taşınmaz üzerine 400.000.00 TL bedelle limit (üst sınır) ipoteği tesis edilmiş olup ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermemesi, özel hukuk tüzel kişisi alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapılmasına engel değildir.
Öte yandan; İİK'nun 68/1. maddesi gereğince; ''Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir.''
Somut olayda, borçlular, icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde, itirazını ödeme olgusuna dayandırdığına göre itirazın kaldırılması isteminin mahkemede incelenmesi sırasında alacaklının artık İİK'nun 68/1. maddesinde belirtilen bir belgesinin mevcut olup olmadığı üzerinde durulmasına gerek yoktur. Çünkü anılan maddede yazılı belgelerle ispatlanacak olan "hukuki ilişki" ve "borç"tur. Borçlu hukuki ilişki ve borcu kabul ettiğine göre, kabul edilen bir hususun ayrıca İİK'nun 68/1. maddesinde yazılı belgelerle ispatına yer olmadığı açıktır (HGK. 04.12.1985 tarih ve 1984/12-527 E.,984 K.)
Borçlular tarafından ödeme iddiasına ilişkin İİK'nun 68/1 maddesi uyarınca herhangi bir belge sunulmadığı, bu haliyle borçluların ödeme iddiasını ispatlayamadığı görülmüştür.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca borçluların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/15508, K. 2019/17595, 9 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama