KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2019/11017 E., 2020/6220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2020
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1-) Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-) Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
İlamlı takipte borçluların icra mahkemesine başvurularında, taşkın haciz şikayeti ile birlikte haciz konulan ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 1812 ada, 1 parselde kayıtlı mesken niteliğindeki 2 nolu bağımsız bölüm yönünden meskeniyet şikayetinde bulunarak haczin kaldırılmasını talep ettikleri, ilk derece mahkemesince; şikayetin kısmen kabulüne, taşınmazın 320.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satılmasına karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesince; alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, borçlu Halil yönünden davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, borçlu Fatma yönünden davanın kısmen kabulü ile taşınmazın 228.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına, 228.000,00 TL'nin satış bedelinden öncelikle davacı borçluya verilmesine; artan kısmın hak sahiplerine ödenmesine; davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacıların taşkın hacze yönelik şikayetlerinin reddine, karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince; borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınabileceği haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı ise hak sahiplerine ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Öte yandan borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, daha mütevazi semtlerde haline münasip meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan 22.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda, borçlunun benzer niteliklerde haline münasip bir mesken alabilmesi için gerekli miktarın 228.000,00 TL ile 410.000,00 TL arasında olduğu, yaklaşık 320.000,00 TL'ye haline münasip ev alabileceğinin belirlendiği ancak borçlunun daha mütevazi semtlerde alabileceği haline münasip ev değerinin net olarak belirtilmediği, dolayısı ile hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor aldırılarak borçlunun daha mütevazi semtlerde haline münasip evi alabileceği değerin açık, net ve tek rakam olarak yukarıda değinilen ilke ve kurallar gözetilerek tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/11017, K. 2020/6220, 2 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama