KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2019/2950 E., 2020/1540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2020
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlunun icra mahkemesine başvurusunda takip kapsamında haciz konulan ... ili,... ilçesi,.... mahallesi, 1632 ada, 15 parselde kayıtlı mesken niteliğindeki 6 nolu bağımsız bölüm yönünden meskeniyet şikayetinde bulunarak haczin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece haczin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nce başvurunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince; borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınabileceği haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı ise hak sahiplerine ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Öte yandan borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, daha mütevazi semtlerde haline münasip meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şikayete konu evin değerinin 346.000 TL olarak belirlendiği ancak borçlunun daha mütevazi semtlerde alabileceği haline münasip ev değerinin net olarak belirtilmediği, dolayısı ile hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor aldırılarak borçlunun daha mütevazi semtlerde haline münasip alabileceği ev değeri tespit edilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekle kararın bozulması cihetine gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/2950, K. 2020/1540, 19 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama