KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2023/7844 E., 2024/2160 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/3. kişi ile davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Dava, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Mahkemece, ispat yükünün davacı alacaklıya düştüğü, davalı 3. kişinin sunduğu fatura ile mahcuzun uyumlu olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, istihkak iddiasında bulunan şirketin borcun doğumundan sonra kurulması, borçlu şirketin 41 çalışanının istihkak iddiasında bulunan şirkette çalışması şirketlerin faaliyet alanlarının aynı olması, borçlu şirketin 3. kişi şirketin kuruluş tarihine yakın tarihlerde faaliyetinin son bulması hususları birlikte değerlendirildiğinde borçlu şirket ve istihkak iddiasında bulunan şirket arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3. kişi ve davalı/borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 10.4.2018 tarihli haczin, üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapıldığı, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlunun bu adreste hiç faaliyette bulunmadığı, borçluya ödeme emrinin farklı adreste tebliğ edildiği, haciz sırasında borçlu şirket ortağı ve yetkilisinin hazır bulunmadığı, haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş belge bulunmadığı görülmekle mülkiyet karinesi davalı üçüncü kişi lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Ticaret sicil kayıtlarına göre, 3. kişi şirketin ortak ve yetkilileri ile borçlu şirket arasında bağ kurulamadığı, borçlu şirket çalışanlarından Şaban Belge'nin üçüncü kişi şirkette genel müdürlük görevi üstlendiği anlaşılmış ise de, anılan şahsın borçlu şirket ortağı veya yetkilisi olmaması, ayrıca borçlu şirketten ayrılan bir kısım işçinin üçüncü kişi şirkette çalışmaya başlaması hususlarının üçüncü kişi lehine olan karinenin aksini değiştirmeye yeterli olmadığı, kaldı ki üçüncü kişiler ile borçlu şirket arasında ticari ilişkiye rastlanılmadığı tespitini içeren bilirkişi raporunun üçüncü kişi lehine olan karineyi desteklediği,
bilirkişi raporunda borçlu ile 3. kişinin faaliyet alanlarının farklı olduğu tespitininde yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacı alacaklının dayandığı deliller karinenin aksini ispata yeterli görülmemiştir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, başvurunun esastan reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/7844, K. 2024/2160, 6 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama