KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2024/1719 E., 2024/5110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Davacı/borçlu
- ...
- Davalı/alacaklı
- ...
Karar Metni
934 kelime·5 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı borçlu tarafından, asıl davada haline münasip meskeni olduğundan bahisle taşınmazı üzerindeki haczin kaldırılması, birleşen davada kıymet takdirine itiraz istemi ile icra mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince; asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen davada davacının kıymet takdirine ilişkin itirazın kabulüne, taşınmazın değerinin 480.000 TL olduğunun tespitine karar verildiği,
bu karara karşı şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına taşınmaz üzerindeki ipoteğin 3. kişi lehine ipotek tesis edildiği bu nedenle ipoteğin zorunlu ipotek kapsamında değerlendirilemeyeceği, borcun kapatılma tarihi 01.09.2020 olup haciz tarihi itibariyle borcun hala devam ettiği gerekçesiyle meskeniyet şikayetinin reddine, kıymet takdirine ilişkin itirazın kabulüne karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 09.01.2023 tarih ve 2022/12791 E. 2023/6 K. sayılı ilamıyla;
kararın şikayetçi vekilinin yüzüne karşı 08.07.2021 tarihinde tefhim edildiği, istinaf talebinin kararın tefhiminden itibaren yasal 10 günlük süreden sonra 28.07.2021 tarihinde yapıldığı, buna göre istinaf isteminin süresinde olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, mahkemece önceki kararda direnilmesine karar verildiği, bahsi geçen direnme kararının Hukuk Genel Kurulu'nun 29.11.2023 tarih ve 2023/12-956 E. 2023/1153 K. sayılı ilamı ile; icra mahkemesinin kısa kararında istinaf başvuru süresinin "gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün" şeklinde belirtildiği,
bu ifadenin yasal on günlük istinaf süresinin tebliğden başlayacağına ilişkin haklı beklenti oluşturduğu, dolayısıyla şikâyetçi vekilinin 28.07.2021 tarihli istinaf başvurusunun, mahkeme kararının 18.07.2021 tarihli tebliğinden itibaren yasal süresi içerisinde olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle direnme kararının yerinde olduğuna, işin esası incelenmediğinden şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 29.11.2023 tarih ve 2023/12-956 E. 2023/1153 K. sayılı ilamı ile direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğuna karar verildiğine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Birleşen dava konusu olan kıymet takdirine itiraza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen birleşen dava konusu karar, kıymet takdirine itiraza ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2-Asıl dava konusu haczedilmezlik şikayetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nın 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu ögeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmaz hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller ise de, haciz tarihi itibariyle ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunulabilir.
Somut olayda, takip dosyasından borçlunun şikayete konu taşınmaz üzerine 07.11.2019 tarihinde haciz uygulandığı, haciz tarihinden önce taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişi İhsan Kök'ün S.S. Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi'den kullandığı kredinin teminatı olarak 03.06.1997 tarih ve 2271 yevmiye numarası ile ipotek tesis edildiği,
üçüncü kişinin borcu nedeniyle tesis edilmiş zorunlu olmayan ipotek mevcut olduğu anlaşılmakla, temyiz aşamasında yazılan müzekkere sonucu ipotek alacaklısının 30.04.2024 tarihli yazı cevabında kredi borcu son 10 yıldan önce tahsil edildiği için ödeme tarihi bilinmediği, kredi borcu olmadığı, kredinin tamamının ödenmiş olduğunun bildirildiği görülmüştür.
O halde, 07.11.2019 tarihli haciz tarihi itibariyle ipotek konusu kredi borcu ödenmiş olup, borçlu ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunabileceğinden, borçlunun haczedilmezlik şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/1719, K. 2024/5110, 21 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama