KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2024/6850 E., 2025/734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.276 kelime·6 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Kıymet taktirine itiraz üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, kıymet takdirine itiraza (vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğine) ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2- Meskeniyet şikayeti üzerine verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İpotekli takipte rehnin paraya çevrilmesi ve rehin açığı belgesi düzenlenmesi üzerine borçluya ait 1048 ada 4 parsel sayılı taşınmaza 02.03.2018 tarihinde haciz tatbik edildiği, bilahare borçlunun bu hacze yönelik meskeniyet şikayetinin kısmen kabulüne karar verildiği, alacaklının yeniden haciz talebinde bulunması üzerine taşınmaza son olarak 19.10.2023 tarihinde haciz tatbik edildiği, kıymet takdiri işlemi yapıldığı ve bilirkişi raporunun 26.12.2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği,
borçlunun 22.12.2023 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda, 02.03.2018 tarihli hacze yönelik meskeniyet şikayeti üzerine belirlenen haline münasip taşınmaz değerinin düşük olduğunu, taşınmazın değeri yeniden belirlendiğinden haline münasip taşınmaz değerinin de yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince; borçlunun şikayetinin 02.03.2018 tarihli hacze ilişkin olduğu ve süresinde satış istenmediğinden haczin düştüğü gerekçesi ile şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği,
borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince benzer gerekçe ile esastan reddedildiği anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nda, taşınmaz üzerine konulan haczin yenilenmesi şeklinde bir müessese mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından da olsa, konulan her haciz, yeni bir haciz olmakla borçlunun her hacze yönelik olarak yeni bir şikayet hakkı bulunmaktadır.
Alacaklı 02.03.2018 tarihli taşınmazın hacizi için süresinde satış istemediğinden İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmesi sonrası yeniden haciz talebinde bulunduğu 19.10.2023 tarihinde taşınmaz üzerine yeniden haciz konulduğu ve düşen hacizle birlikte o haciz için yapılan kıymet takdiri de geçersiz hale geldiğinden yeniden taşınmazın kıymet takdir edildiği görülmektedir.
Şikayetçi borçlu icra mahkemesine verdiği 22.12.2023 tarihli dilekçede 19.10.2023 tarihli hacizle ilgili olarak meskeniyet şikayeti ile birlikte kıymet takdirine itiraz etmiştir. Şikayet tarihi itibariyle o tarihte geçerli bir haciz var iken, borçlunun düşmüş olan 02.03.2018 tarihli hacizle ilgili meskeniyet şikayetinde bulunduğundan söz edilemez.
Borçlu zaten düşmüş olan hacizle ilgili olarak meskeniyet şikayetinde bulunmuş olup şikayeti kısmen kabul edilerek hacizli taşınmaz hissesinin hale uygun ev değerinin 116.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına karar verilmiştir.
Şikayetçi dilekçesinde mahcuz taşınmazın ev değerine paralel olarak haline uygun TL değerininde aradan geçen yıllar içinde artmış olduğunu, mahkemece alacaklının kıymet takdir raporunda haline uygun ev değerinin güncel faizlere göre belirlenmesini talep etmiş olup bu talep önceki hacizle ilgili meskeniyet şikayetinde belirlenmiş hale uygun ev değerinin güncellenmesi talebi olarak yorumlanamaz.
Bu durumda, 02.03.2018 tarihli hacze yönelik meskeniyet şikayeti üzerine verilen kararın kesin hüküm oluşturmayacağı, alacaklının talebi doğrultusunda taşınmaza 19.10.2023 tarihinde haciz konulduktan sonra yeniden kıymet takdiri yapıldığı, borçlunun şikayet dilekçesinde taşınmazın değeri yeniden belirlendiğinden haline münasip taşınmaz değerinin de yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşıldığından, borçlunun iş bu dosyadaki haczedilmezlik şikayetinin 19.10.2023 tarihli hacze ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, meskeniyet şikayetinin esası incelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/6850, K. 2025/734, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama