KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/3649 E., 2025/5359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu Salih Kazaz aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, şikayetçi ...'ın icra mahkemesine başvurusunda; taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunduğunu belirterek meskeniyet iddiasına dayalı olarak haczin kaldırılmasını istediği, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği, şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesi aynen "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz" hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu haczine ve satışına engel teşkil etmemektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 82/1-12. maddesinden faydalanma hakkı sadece tapu maliki takip borçlusuna ait bulunmaktadır.
Somut olayda, taşınmaz üzerine şikayetçinin lehine aile konutu şerhi verilmiş bulunması, takipte taraf olmayan şikayetçinin bu şerhe dayanarak haczedilmezlik şikayetinde bulunmasına imkan tanımamaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararının başvuru yapılan dosyaya özgü olduğu, genel mahkemede yargılama yapan diğer mahkemeleri bağlamayacağı, aile konutu kavramı ile haline münasip ev kavramının özdeş olmadığı, 2004 Sayılı Kanunun 82. maddesinde "borçlunun haline münasip evi" kavramı kullanılmış olup, kanun koyucunun amacının meskeniyet iddiasında bulunma hakkını sadece borçluya tanımak olduğu, borçlu haricindeki kişilere yorum yolu ile dava açma hakkı tanınmasının olanaklı olmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle somut olaya İİK'nın ilgili maddelerinın uygulanması gerekir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayet hakkı (aktif husumet) yokluğundan istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçesi ile kısmen kabulüne hükmolunması ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3649, K. 2025/5359, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama