KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/4173 E., 2025/6643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu şirket vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu şirket vekili tarafından imzaya ve borca itirazla takibin iptali ve aleyhe tazminat istemi ile icra mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulüne, davacı borçlu şirket yönünden takibin durdurulmasına ve aleyhe kötü niyet tazminatına karar verildiği, kararın alacaklı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikâyetin reddine, imzaya itirazın kabulüne, takibin davacı borçlu yönünden durdurulmasına ve davacının tazminat talebinin reddine hükmedildiği, kararın borçlu şirket vekili tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Somut olayda, borçlu vekili tarafından, takibin dayanağı olan bonolardaki düzenleyen imzasının müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığının ileri sürüldüğü, alacaklı vekilinin ise cevap dilekçesinde; borçlu şirket yetkilisi ...'ın bonoları huzurda imzaladığını iddia ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, alacaklı vekili 31.03.2023 tarihli duruşmada, ...'ın müvekkili şirketin çalışanlarına davacı şirketin verdiği yetki belgesini gösterdiğini, yetki belgesinin fotokopisinin alındığını ancak yetki belgesini bulamadıklarından ibraz edemediklerini beyan ettiği, sonrasında Ticaret Sicil Müdürlüğünden mahkeme dosyasına gelen yazı cevabında borçlu şirketin tek ortağının ve yetkilisinin ... olduğunun bildirildiği, bu durumda, takibin dayanağı olan bonoların borçlu şirketin yetkilisi ... tarafından düzenlenmediğinin tarafların kabulünde olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın borca itiraz olarak nitelendirilmesinin gerektiği ancak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun itirazı imzaya itiraz olarak değerlendirilmiş olup bu değerlendirmenin yerinde olmadığı, netice olarak imza incelemesine gerek olmaksızın sonuca gidilebileceği anlaşılmaktadır.
Buna göre, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borca itiraz incelemesi İİK'nun 169 ve devamı maddelerine göre yapılmakta olup İİK'nın 169/a-6. bendinde "Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. ..." şeklinde düzenleme olmakla haksız çıkan taraf hakkında tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince davanın borca itiraz olarak nitelendirilerek sonuca gidilmesi ve tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4173, K. 2025/6643, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama