KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/112 E., 2008/4856 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.238 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 19.7.2001 tarihli vekaletname ile kendilerini vekil olarak görevlendiren davalının, dava dışı ... Müzik Film Yapım San. Ve Tic. Ltd. şirketinden olan alacağının tahsili için noterden üç kez ihtarname keşide ederek aynı şirket aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün 2001/11225 E. sayılı takip dosyası ile de toplam 43.945.205.479 TL miktar üzerinden takip başlattıklarını, borçlunun itirazı üzerine ...
10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2001/1757 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası açtıklarını, açılan davanın görevsizlik nedeniyle ...
Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine gönderildiğini, adı geçen mahkemece 2002/860 E. sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmekte iken davalının, kendilerinin bilgisi dışında karşı tarafla sulh anlaşması düzenleyerek davadan feragat etmesi üzerine, davanın vaki feragat nedeniyle reddedildiğini, davalıdan 18.960.200.000 TL vekalet ücreti ve 145.808.120 TL masraf olmak üzere toplam 19.106.008.120 TL alacakları olduğunu ileri sürerek, anılan miktarın 10.7.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ve KDV’si ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların vekil olarak takibini üstlendikleri davanın, yargılama aşamasında deliller toplanmadan sulh ve feragat protokolü ile sona erdirildiğini, bu nedenle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi gereğince vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesinin gerektiğini, ayrıca karşı taraf vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın kısmen reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı asilin, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine ait 2002/860 E. sayılı davada, henüz deliller toplanmadan karşı tarafla sulh olması ve davanın feragatle sonuçlanması nedeniyle ihtarnameler, icra takibi ve 2006/112-2008/4856
söz konusu dava gereğince 4.12.2001 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ve 1/2 hesabıyla 2.297.808.219 TL vekalet ücreti ile 180.000.000 TL masraf olmak üzere toplam 2.447.808.219 TL alacağın KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların, davalı tarafından verilen 19.7.2001 tarihli vekaletname ile dava dışı Sindoma Müzik Film Yapım San.ve Tic. Ltd. Şirketine ihtarnameler göndererek, ... 1. İcra Müdürlüğünün 2001/11225 E. sayılı takip dosyası ile de toplam 43.945.205.479 TL miktar üzerinden takip başlattıkları, borçlunun itirazı üzerine ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2001/1757 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası açtıkları, açılan davanın görevsizlik nedeniyle ...
Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesine gönderildiği, adı geçen mahkemece 2002/860 E. sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmekte iken davalının, karşı tarafla sulh anlaşması düzenlemesi ve davadan feragat etmesi üzerine de davanın vaki feragat nedeniyle reddedildiği anlaşılmakta olup, davacılara ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur.
Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır.
13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 7.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Dava konusu olayda taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre, az yukarda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği, takip tarihi olan 27.9.2001 ile dava tarihi olan 15.11.2001 tarihi itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Yasanın, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, ancak 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir. Anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu 2006/112-2008/4856
hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.
Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar, avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Hükmü bulunmakta olup, davacıların vekil olarak görevlerini ifa ettikleri takip ve dava konusu, değeri para ile ölçülebilen işlerden olduğundan, mahkemece ücret anlaşmazlığı tarihi olan,
davanın feragatle sonuçlandığı 8.7.2003 tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile onbeşi arasında takdir edilecek vekalet ücretinin ödetilmesine karar verilmesi gerekli ise de, davacı, dava dilekçesinde vekalet ücretini yasada açıklanan bu miktarlar üzerinden değil, 28.11.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre istemiş olduğundan, vekalet ücreti miktarının, HUMK’nun 74. maddesi gereğince “taleple bağlılık” kuralına bağlı kalınarak belirlenmesi gereklidir.
Her ne kadar davacılar, yargılama aşamasında bilahare, vekalet ücretinin 1136 sayılı yasanın 5043 sayılı yasa ile değişik 164/4. maddesi gereğince dava değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir miktar üzerinden ödetilmesini istemişlerse de, gerek davalının bu talebe karşı koyması ve gerekse sözü edilen maddede 5043 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin, vekalet ücreti talep edilen dava ve icra takip tarihlerinden sonra yapılmış olması ve az yukarda açıklanan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince, davada Avukatlık yasasının 13.1.2004 tarihinde yapılan son değişiklikten sonraki hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
O halde “taleple bağlılık” ve davalının temyizi bulunmadığından “aleyhe bozma yasağı” na ilişkin hukuk usulü kuralları da gözardı edilmeden, davacıların takip etmiş olduğu dava ve takip tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre davacıların talep edebileceği vekalet ücretinin tespit ve takdiri gerekirken, mahkemece 4.12.2001 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ve olayda uygulanması mümkün olmadığı halde, asil tarafından, vekalet görevinin ifa edildiği davadan, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereği yerine getirilmeden önce feragat edildiğinden bahisle, söz konusu tarifenin 7. maddesine göre,
1/2 hesabıyla vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmüne göre, karşı tarafa yükletilen vekalet ücreti avukata ait olup, davacılar dava dilekçelerinde, gerek müvekkilin asile ödemesi gerekli olan, gerekse karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin tahsilini talep etmişlerdir. Karşı tarafa tahmil edilecek vekalet ücretinin miktarı, dava ve icra takibinin sonuçlanması ile belli olur. Vekil edenin avukatına ödeme borcu da, bunun karşı taraftan tahsil edildiği anda doğar.
Henüz karşı taraftan vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş olan müvekkilden, avukat bu ücret alacağını isteyemez.
Ancak kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlanmamalı, Avukatlık Kanununun 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapılmalı, özellikle MK’nun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasına, dürüstlük kurallarının ihlaline izin verilmemeli, gerektiğinde müvekkilin bu alacağını karşı taraftan tahsil etmiş olduğu da kabul edilmelidir.
Somut olayda davalı, davacıların bilgisi ve rızası dışında davadan feragat ederek alacağın tahsilini imkansız hale getirdiğinden davacıların, karşı tarafa tahmil edilecek vekalet ücretine de hak kazandıklarının kabulü gerekir.
Az yukardaki açıklamalar gereğince karşı tarafa tahmili gereken vekalet ücretinin de, takip ve dava tarihinde geçerli olan 4467 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanunu hükümlerine ve 28.11.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 20. maddesindeki “Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” Hükmüne göre davanın feragatle sonuçlandığı 8.7.2003 tarihi itibariyle yürürlükte olan 28.11.2002 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tespit ve tayini gerekli olup,
mahkemece davacıların talepleri göz önünde bulundurularak, takip etmiş oldukları takip ve dava nedeniyle, gerek asilin ödemesi gereken, gerekse Avukatlık Kanununun 164/son maddesine göre hasma yükletilmesi gereken iki ayrı vekalet ücretine de hükmedilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/112, K. 2008/4856, 7 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama